Uyurken ara ara nefes alıyor mu diye yokladığım, etraftan kötü bir hastalık duyunca aman annem o hastalıktan olmasın diye dualar ettiğim, yolculuğa çıktığında ya trafik kazası olursa diye kendimi hırpaladığım, gideceği yere varıncaya kadar içim içime sığmayanım, ufacık bir grip olduğunda bile ya kanser olduysa diye içim içimi yediği tek kişinin karşılığıdır annem..Annem aldığım nefestir, uzağımda olsa da yanımda hissettiğim, aklima getirince güç aldığımdır.Evlenince eşimden anne sıcaklığıni görünce eşime 2 kat sevgimin artma sebebidir annem..Ah annem çok şükür ki kıymetimi fazlası ile bilene beni teslim ettin, hani geceleri kötü rüyalar görür de anne diye odamdan bağırınca, kan ter içinde kalıp senden su isteyince yatağıma su getirirdin ya; işte öyle annem, çok şükür ki kocam da yatağıma her gece suyumu getiriyor, bir dedigimi iki etmiyor, her gece beni güzel sözlerle sarıp sarmalayıp uyutuyor, ama yine de sen var ol annem.İşte o "ama"'da sen hep varsın, çünkü kim olursa olsun senin yerini alamaz annem..Artık kendi evimin kadını olsam da, seni uzun günler göremesem de, aradığımda o telefonu her geç açışın ya da zaman zaman duymayıp açmayisinda içim içimi yer annem. Sana bir şey olsa ben ne yaparım diye düşünür dururum hep. Aslında hayat telaşı bizi bizden birçok zaman ayrı tutsa da, sen benim yanında bebek olduğum, kahrımı çeken, nazımı çeken, çok üzsem de bana kin tutmayanım, en doğal halimi bilenim, göğsünde huzur bulduğum nefesimsin.Annelik nedir diye bana sorsalar 3 yaşımda olmama rağmen hatırladığım, hafızama bıçak gibi kazınan şu anıdır; babamın gardiyan olup gece nöbetinde olduğu bir gece, gurbet ellerde, bahçesinde Frenk elmaları kokan evimizde, henüz kardeşim dahi yokken gecenin bir yarısı şiddetli bir deprem olduğunda beni kollarınla sarıp, eski kira evimizin balkona açılan kapisindaki kapı cerçevresine girip tüm vücudumu korku ve dehşet içinde kelime- i şehadetlerle sarmandir.Annelik nedir diye sorsalar, sana küçükken içimi dökmek için yazdığım gizli mektuplarımı 28 yaşımda yatak odandan bulmam ve senin halen onarı saklıyor olmandir ve yine annelik nedir diye sorsalar, bir gün kara toprak olup gittiğinde mezarına sarılıp sana ağlamaktan korkmamdir. Annemin öleceğinden çok kimsenin ölmesinden bu denli korkmamamdır, halen göğsüne yattığımda göğüslerinin benim için süt kokmasıdır, başına örttügü yazmanın en pahalı en güzel parfümden güzel kokmasıdır..Boynuna sokulduğumda şu dünyadaki hiçbir kokunun bu denli en güven kokmamasıdır. Soğuk kış gecelerinde sobalı evimizde yatağın içinde buz gibi olan ayaklarımı bacak arasında ısıtmasıdır.. Gözünden akıttığım her gözyaşı damlası için kendime kahretmemdir. Elleri öpülesi cennet kokan annem şu dünyada yerini kimsenin dolduramayacagi hazinemdir..90 yaşımda bir bunak dahi olsam, hafızamdan sesinin ve cennet yüzünün, burnumdan koklamaya doyamadigim en nadide çiçek o mis kokusunun geçmeyeceği tek varlıktır..Ve annemle yaptıgım en güzel şey Allah'ın evine yani kabeye birlikte el sürmemdir..İçimde sevgisinin asla tükenmeyeceği uçsuz, bucaksız sonsuz sevgim; annemdir...