Annemisin’in muhteşem yazarı Gülay Horlu’nun hamilelik hikayesinde 22. haftadayız...

22. haftamız karlı ve soğuk geçti. Hiç olmadığı kadar sert geçen bir kış yaşıyoruz İstanbul’da. Yollar berbat, hava buzzz. Bir de üstüne elektrik kesintileri eklenince içerilerde soğuk oldu. Gerçi biz ofiste 1 gün yaşadık bu sorunu ama tek gün bile yetti. Bunca olumsuz şartlara rağmen güzel geçti ama 22. haftamız. Bir kere, içimde günden güne büyüyen ve giderek hayatıma daha çok dahil olan minik bir meleğim var. Kötü geçmesi mümkün mü? Bir de 22. haftanın en önemli ve güzel olayı hamile yogasına başlamak oldu. Gerçekten çok iyi bir karar verdiğimi düşünüyorum. 1 ay gidip öğrenip sonra evde kendim devam ederim diyordum ama bir grup ve hoca eşliğinde yapmak bambaşka. Sanırım devam edebildiğim kadar edeceğim. Hem kendimize zaman ayırmak, nefes almak için mükemmel bir fırsat. Hem de vücudumuzu rahatlatmaya çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda tek ilacımız gibi bir şey. Ayrıca bebeğimizle bağ kurmak ve kendimizle beraber onu da huzurlu kılmak adına şahane bir imkan. Mümkün zamanlarınız olursa herkese tavsiye ederim. Maddi durumlardan dolayı düşünmeden erteleyen insanlara tavsiyem; artık bu tarz uğraşılar çok cüzi miktarlarda veriliyor. Artık lüks değil, ihtiyaç haline geldiği için bir araştırılmasını tavsiye ederim. Bel ağrılarım hemen azaldı diyebilirim. Çok ciddi şekilde hareketlerimi engelliyordu özellikle akşamları eve gelince. Şu an gerçekten çok rahatım.

Yogaya Pelin doğduktan sonra da devam etmek istiyorum bebeğimle birlikte. Zaten, hocanın dediğine göre bebek masajı gibi bebeğe yönelik eğitimler de verilecekmiş bu gittiğim yoga merkezinde. Hem meleğim doğmadan önce hem de doğduktan sonra ona faydası dokunacak bu gibi eğitimlere katılmayı planlıyorum.

Bu haftamız evle iş arasında ve kar yağışlı ve soğuk geçti. Ayrıca kıyafet konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor ve bir türlü alışverişe zaman bulamıyordum. Bu hafta alışveriş de yaptım. Artık kızımla beraber çok daha rahat ve huzurlu saatler geçiriyoruz. Pelin’i dar ve rahatsız kıyafetlere maruz bıraktığım için vicdan azabı çekiyordum bildiğiniz.

Beslenme şeklimden de biraz bahsetmek isterim;

  • Bu hafta bol bol balık yedim; Hamsi ve somon. Somon uzun zamandır yemek istiyordum ama tazesini her zaman bulmak mümkün değil.

  • Günkurusu kayısı ve ceviz. Cevizi tek yerken hala daha zorlanıyorum. O yüzden ikisini birlikte tüketiyorum şu anda ve güzel bir ikililer bence.

  • Öğün aralarında mutlaka activia yoğurt yiyorum. Çok istemiyorum fakat bağırsak sistemimi düzenlemişken alışkanlığımı değiştirmek istemiyorum.

  • Brokoli, mercimek, bulgur, karnabahar, ıspanak zaten kış aylarının ve hamilelik dönemlerinin vazgeçilmez yiyecekleri. Her hafta mutlaka yemeye çalışıyorum.

  • Meyve. Meyve alışkanlığımı biraz bozdum. Çok çok düzenli tüketemedim bu hafta. Her gün mutlaka yiyorum fakat çeşit çeşit olmuyor. Biraz kendimi bu konuda toparlamam gerek.

  • Süt. Sabah ve gece yatarken günlük süt içiyorum.

  • Her sabah kaynamış yumurta ve peynir çeşitleri.


Beslenmeme oldukça dikkat etmeye çalışıyorum her gebe kadın gibi. Ancak bazı konulardaki takıntılarımı yavaş yavaş bırakmaya başladım. Örneğin dışarıdan yemek yememeye özen gösteriyorum, ama mecbur kaldığımda artık vicdan meselesi durumuna getirmiyorum. Lahmacun, pizza gibi temiz ve güvenilir yerlerden yiyorum çok abartmadan.

Güzel kızım için hayatımın yıldızlı pekiyili beslenmesini gerçekleştiriyorum. Hiç bir dönemde bu kadar sağlıklı ve düzenli beslenmemiştim. Hayatımızın armağanları ve meleklerimiz için değer.