Annemisin’in muhteşem yazarı Gülay Horlu’nun hamilelik hikayesinde 24. haftadayız...

24. haftamıza girdik. Kızımla baş başa geçirdiğimiz bir hafta oldu. Bir aylık rapor sürecinden sonra işe başlayan babamız bütün hafta hep gece saatlerine kadar çalıştı. Baş başa geçirdiğimiz pazar günlerini bu sefer gerçekten de iple çektik. Yalnız olduğum gecelerde, kanepede uzanır, film, dizi izler veya müzik dinler ve orada uyurum. Sevgilim gelir ve beni öperek karşılar uykumdan. Uykumun en derin yeri olsa bile ona en masum çocuk gülümsemesini yapmak için kendimi zorlamam, kendiliğinden çıkar çünkü. Geceleri eve gelir gelmez ilk durağı benim yanım ve yanağım olan adam… Ona en sevgi dolu gülümsemeyi vermemek imkansız. Karşılıklı 2-3 dakika boyunca birbirimizi sıra sıra tane tane öperiz. Uykum hiç bölünmez, sevgi molası hiç bir şeyi bölmez çünkü. Daha da huzur verir ve daha derinden getirir uykuyu.

Ama tabii sevgilimin bir kadını daha var şimdi. Karnımda büyüyen pıtırcık. İkinci durak artık Pelin Hanım’ın makamı. Kendisi orada ziyaret edilmeyi çok seviyor. En büyük tutkusu ise babasının ve annesinin eli yan yanayken aradan bir küçük ayak, bir küçük pamuk el ya da ufacık başını araya sokuşturmaya çalışmak. Artık ben de varım beni de aranıza alın diyor. Zaten senin yerin hep hazırdı, sadece bir hareket eksikti, bir çırpıntı. Belki bir de ismin. Şimdi onlar da var. Haftada bir bilgisayardan açıp dinlediğim kalp seslerin, görüntülerin, kıpırtıların. Ve adın. Adını koyduk bebeğim. Artık bir varlıksın. Adı olan bir varlık. Yokluktan kopup geldin ama artık varsın. Ağırlığın var, duyguların var, duyurdukların. Duyurdukların zaten saymakla bitmez. İlk kalp atımından itibaren bize bir çok şey duyurdun. Bir hayatın nasıl başladığını, bu başlangıcın nasıl yüce bir şey olduğunu, sabretmeyi, beklemeyi, dikkat etmeyi, çok sinirlenince sakin olunması gerektiğini, çok hareketin, çok gürültünün zararlı olduğunu, her şeyin ölçüsünde olması gerektiğini, dengeyi, bir can yaratmanın sorumluluğunu. İnsan olmayı ve bir insanın olması için gerekenleri… İnsan adında bir şey duyurdun bize. Senin adın bu!

Pelin. İyi ki olacaksın biliyor musun? Beraber senle çok şey daha öğreneceğiz. Hem 30 yaşındayım hem bir anne adayıyım. Hayatımın dönüm noktası bence. Bilirsiniz 30 lu yaşlarda insanlar hayatlarıyla ilgili önemli kararlar verirler ve eksikleri fark ederek önemli adımlar atarlar. E tabi bir de anne adaylığı. İkisini kesiştirdiğimde elimde öncekinden çok daha büyük bir alanım var aslında, ilk bakıldığında kesişim kümeleri küçük gibi görünse de. Başladım bile değişim adımları atmaya. Şimdilik sürpriz olsun. Sonra söylerim.

Bu hafta şehir dışından gelen bir danışanla çocuklar ve çocuk büyütmek üzerine biraz sohbet ettik. Kendisinin bir buçuk yaşında bir kızı varmış. Çok güzel ve heyecan verici şeyler anlattı. Benim daha yolun başında olmam ve onların yaşadığı süreci bizim daha yaşayacak olmamız kendisinde hafif de bir kıskançlık yaratmış, öyle dedi. Bu dediklerimden danışanın bir anne olduğunu düşünebilirsiniz. Ama hayır bir babaydı. Bir babayı böylesine mutlu, heyecanlı ve gözleri kızını anlatırken ışıl ışıl gördüm ve bu çok hoşuma gitti. Neyse. Bana bir kaç kişisel tavsiyede bulundu ve bir kaç tane de kitap önerisinde bulundu. Kitaplara internetten baktım fakat içerikleriyle ilgili çok ayrıntı bulamadım. Kitapçılara gitme fırsatım olmadı. Ama sizinle paylaşmak isterim adlarını. Okumadan tavsiyede bulunmak ne kadar doğru bilemem tabii.
 

337888422550

Ayrıca bu hafta yine hasta oldum. 2 gün yatak döşek yattım resmen. Hayatımda hiç olmadığım kadarlarımı oluyorum. hiç olmadığı kadar iyi beslenme, hiç olmadığım kadar düzenli, hiç olmadığım kadar dikkatli ve hasta. En son kısım dilerim ki bir daha tekrarlanmaz doğuma kadar.

25. haftada doktor kontrolümüz var. Sonunda zamanı geldi. Şeker ölçümü yapılacak. Ve tabi pamuk prenses yeni halini sergileyecek bize. Ne durumda çok merak ediyorum.

Bir sonraki haftada Pelin’in yeni görüntüleri ve hakkındaki dedikodularıyla karşınızda olmak dileğiyle.

Güzel haberler verecek olma ümidi taşıyan anne adayından herkese sevgiler…