Merhaba Herkese Ben Pelin

Annemisin’in muhteşem yazarı Gülay Horlu’nun hamilelik hikayesinde 29. haftadayız...

Merhaba Sevgili abilerim ablalarım, teyzelerim, halalarım, amcalarım, dayılarım, beni merak edenler, sabırsızlananlar falan filan.

Ben Pelin. Bu hafta sözü ben devraldım, hep annem anlatıyor kıskandım doğrusu ve bu haftayı ben anlatmak istedim. Bugün ayın 23’ü yani Şubat’ın son haftası ve ben 29. haftama girdim. Gün geçtikçe büyüyorum, yerim dar geliyor artık. Sağa dönsem rahat değil sola dönsem rahat değil, o yüzden kıpır kıpırım. Muhtemelen annemin karnını şekilden şekile sokuyor onu bir türlü rahat bırakmıyorum Onu rahatsız mı ediyorum diye düşünürken, birden üstümde çeşit çeşit eller geziniyor ve;

– ‘Ayy evet burda eli vaaar! (Bir abla)

– Aaaa kafası değil mi o? (Başka bir abla)

– Hareket etmiyoo ( sessizlik), Etti etti, ayyyyyy! (Bunun sesi tanıdık galiba ama kim?)

– Dur şimdi elini hareket ettirecek bak, azıcık bekle, ilk önce utanıyo birisi elleyince, sonra alışıyo (Canım annem)

Bunları duyunca o kadar da kötü bir şey yapmıyorum diye düşünüyor ve tepinmeye devam ediyorum. Hatta bekliyorlar hareket etmemi.

Burası aslında çok rahat.. Annem çeşit çeşit yemekler yediriyor bana, süt içiyorum, ceviz yiyorum, salataya bayılıyorum. Bir de salataya peynir falan katmaya başladı annem, onu yemeyi çookk seviyorum. Ama en çok sabırsızlıkla beklediğim sabah kahvaltıları ve pazar günü balığı. Annem hep balık yerken ‘ Yarasın Pelin’ime, beynine beynine gitsin’ diyor tam olarak ne demek istiyor anlayamıyorum. Akşamları annemin bana dinlettiği müzikler de çok hoşuma gidiyor, çok sesli bir müzik dinletiyor bana, bazen korkuyorum irkiliyorum yükseliyor sesi ama çoğu yerinde sakinleşiyorum uykum geliyor. Bazen de dans etmek istiyorum, bunu anneme iletiyorum. Beni hissediyor olmalı ki kalkıp dans ediyor ve ben de sallana sallana uyuyorum. Umarım buradan çıktığımda da böyle sallanmaya devam ederim çünkü bunu hissetmek çok güzeel. Artık gözlerim açılmaya başladı, ışığı görebiliyorum, annem beni sokağa çıkardığında ışığı görüyorum ve oraya doğru yaklaşıyorum.

Acaba dışarısı nasıl, gökyüzü ne renk? Annem ve babam nasıllar? Nasıl ağlayacağım, sesimi çok merak ediyorum… İlk karşılaşmamızı çook merak ediyorum. Burası çok rahat ama artık dünyayı da görmek ve annemle babamla tanışmak istiyorum. Eminim çok sevecekler beni, yumuşacıktır elleri ve çok güzel dokunacaklardır bana. Miiis gibi yatağım, çok güzel kıyafetlerim olacak eminim. Almaya başladılar bile, çok heyecanlı alışveriş yapıyorlar, çok zor beğeniyorlar, bir türlü karar veremiyorlar ama aldıklarının çok güzel olduğuna eminim.

Bu hafta yeni doktor ablayla tanıştık. Çok güzel şeyler anlattı ninni gibiydi, hemen uyudum. Sonra üstümde bir şeyler gezinmeye başladı, gıdıklandım, uyumak ne mümkün. Bunun ne olduğunu galiba biliyorum, her ay üstüme soğuk su sıkıp bir şeyle bastırıyorlar ve benim hakkımda konuşuyorlar. Her tarafımı görüyorlar, inceliyorlar, hepsi meraklı meraklı beni izliyor.

Ama ben pek utangaç değilim, kendimi hemen gösteriyorum, yüzümü şimdiye kadar hiç saklamadım, onlara böööö yapmaya bayılıyorum. Bu doktor abla bütün iç organlarımı anneme ve babama tanıttı, tombik yanaklarım, küçücük bir çenem ve kibar burnum varmış. Gerçekten öyle miyim acaba? Kendimi bir görsem, çok güzel miyim acaba? Çoook merak ediyorum. Doktor abla çok kibar bir kız olacağımı söyledi. Kibar olacağım ama arada ağlarım, kibarlık falan dinlemem söyliyim. Karnım acıkır, altım pislenir, canım uyumak istemez falan o zaman kibarlık falan dinlemem basarım ıngaayı. Doktor ablanın dediğine göre 30 haftalıkla uyumluymuşum, kilom 1580 gr boyum da 41 cm imiş. Aslında ben 29 haftalıkken birden 30 haftalığa yükseliverdim. Oralar biraz karışık çok anlamadım ama 25 Şubat itibariyle 30 haftalık olarak kabul ettiler beni. Olley dışarı çıkmama daha az kaldı demek bu. Çok iyi haber doğrusuuu yaşasın.

Annem, babam ve teyzem bu pazar IKEA diye kocamaaan bir mağazaya gittiler, saatlerce yürüdüler, annem yürürken ben genelde uyuyorum, bol bol uyudum, dışarıdan inanılmaz gürültü geliyordu sanırım çok kalabalıktı. Ama hepsi bana ninni gibi geldi ve vurdum kafayı yattım. Sonra bana bir şeyler aldılar, çarşaf, uyku tulumu yastık falan. Duyduğuma göre çok güzellermiş. Bir de görebilsem.

Neyse 32. haftada doktor abla bizi tekrar çağırdı, anneme çalışabilir veya çalışamaz raporu verecekmiş. Hastaneye gitmeyi ben de annem de babam da çok seviyoruz, hepimizin buluştuğu ve birbirini gördüğü yer orası ve ilk karşılaşacağımız yerde orası olduğu için orayı çok seviyorum. O yüzden bu kadar kısa sürede çağırdığı için hepimiz çok mutlu olduk, biraz daha büyümüş ve tombikleşmiş şekilde kendimi göstereceğim onlara. Ekrana doğru kocaman bir tekme sallayıp ayağımı göstereceğim yine. En son gittiğimizde büyümüş ayağımı gösterdim onlara. Kızdırmayın beni tekmelerim haaa !!!

Hepinizle tanışmama az kaldı, ben burada gün sayıyorum ya siz?. Toplam 73 günüm kaldı yanınıza gelmeme. Ben biraz acele ediyorum gelmek için ama daha zamanım var biliyorum sabretmeliyim.

Neyse Pelin’den şimdilik bu kadar sevgili büyüklerim, Sakın birbirinizi üzmeyin ve birbirinizi hep sevin, Çünkü herkesin sevgi dolu olduğu bir dünyaya gelmek istiyorum ve ben hepinizi şimdiden çok seviyorum. Siz de beni sevin oldu mu?

Uğur Böceği Pelin’den kocaman öpücükler…

Aşağıda  ayağımın fotoğrafını koydum, beni kızdırmayın diye. Uslu olun ve birbirinizi sevin oldu mu? Yoksaaa…
 

20150225_210420


kişi tarafından beğenildi      372 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share