Doğum Hazırlıklarım ve Ten Tene Temas

Annemisin’in muhteşem yazarı Gülay Horlu’nun hamilelik hikayesinde 32. haftadayız...

32. haftamız gayet ama gayet güzel geçti. Maşallah diyeyim çünkü kendime nazar değdirme konusunda üstüme yok çook uzun zamandır. Bazı olumsuzluklar yaşadığım hamileliğin gidişatı zor ve son haftalarda yerini güzelliklere, heyecanlara bıraktı. Örneğin artık hasta olmuyorum ciddi şekilde. Maşallah. Kilo almıyorum çok. En güzel kısım da bu. Geçen hafta doktor kontrolümüz vardı. İki haftada hiç kilo almadığımı öğrenmek beni bayaa bir gururlandırdı. Kabardım, hemen şımarıp çıkışta kahvaltının üstüne bir de tatlı ısmarladım :) Ama bunu kutlamam gerekiyordu, benim hiç kilo almamam mucize bunca şeyden sonra. Ama doktorumun dediklerini uyguladım, yani şansa değil bu kilo almamak. Bol bol yürüdüm öncelikle, hareketsiz kalmamaya çalıştım. E zaten yogaya devam. Karbonhidratı olabildiğince azalttım, protein ağırlıklı beslendim, Meyveyi de 1 porsiyona indirdim daha çok elma yiyorum ekşi ve sulu. Arada muz ve kivi. Böylelikle her gün artan kilolara elveda dedim. İlk zamanlar kabusumdu resmen.

Neyse doktor kontrolümüzden bahsedelim biraz. Her şey yolundaydı. Pelincik 2 kilo olmuştu, boyu 43 cm ve sinirliydi. Güzel poz vermedi bu sefer, agresif tavırlar içindeydi kendisi . Muhtemelen aç gittiğim için Zaten zilli mercimek her ne yersem içeride ufak çaplı bir kutlama yapıyor, dört dönüyor. Obur mu olacak nedir İşte doktorumuz anlam veremediğimiz bir iki fotoğraf verdi elimize. Neresi olduğunu pek anlayamadık bu sefer Haftaya tekrar kontrol var malum artık sıklaştı, o zaman inşallaaah düzgün bir fotosunu koyucam uğur böceğinin. Bu ultrason aletleri iyi değil bence bebişimizi hiç net göremiyoruz. Bakıyorum netten aynı haftadaki bebek görüntülerine, bildiğin yüzleri belli. Kıskanmıyor değilim. Hıh. Hastaneden her yönüyle memnunum da şu ultrason cihazlarını pek sevemedim. Aman tek dert o olsun.

32. haftada çalışabilir raporumu aldım. 36. haftaya kadar devam edeceğim işe gidip gelmeye, tabi ekstra bir durum çıkmazsa ve ben bu şekilde hoppidi zippidi hallerime devam edebilirsem. Dediğim gibi her şey çok güzel gidiyor, geceleri uykuya dalmada zorlanmak ve bazen uykudan uyanmak dışında. E artık o kadar da olsun. Nazlı bebek büyütüyoruz içimizde dimi ?

Hastane çantamı yani doğum çantamı ufaktan hazırladım. Çok az bir şey kaldı. Kendimin ve Pelin böceğinin cicileri yıkandı ve ütülenerek yerleştirildi. Netten faydalanarak derleyip toparladığım doğum çantası malzemelerini abartılı olanları eleyerek teker teker tedarik ediyorum. Sizlere bu hafta değil de tamamen bittiğinde fotosunu göstereceğim.

Ayrıca Pelin’in kapı süsüne de başladık kocacımla. Çok keyifli zamanlar Çok da ucuza mal olmayacak bize belki ama el emeği göz nuru olması çok değerli ve kızımız için bir şeyler yapmak inanılmaz ve anlatılmaz. Fotosunu paylaşacağım yazım bitince. Kanatları nasıl yapacağıma da karar verdim ve onun da taslağını paylaşacağım. Ona daha henüz başlayamadım.

Dün gece çok çok önemli bir konu öğrendim ve heyecanla bir çırpıda bir çok yazı araştırdım. Hatta rüyamda birebir yaşadım dün gece okuduklarımı. Ten Tene Temas (3T).  90’lı yıllardan bu yana UNİCEF ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüm hastanelerde uygulanması konusunda taleplerde bulunuluyormuş. Prematüre bebeklerin tedavisi amacıyla ortaya çıkan bu durum aslında tüm bebekler için gerekli ve çok önemliymiş. Doğum şekli, doğum ağırlığı ne olursa olsun bebek doğar doğmaz göbek kordonu kesilmeden ve tamamen çıplak şekilde annenin göğsüne veriliyor ve 20-25 dakika (belki daha uzun veya kısa sürebilir) bu pozisyon bozulmuyor. Anne bebeğiyle konuşuyor, 9 aydır tanıdık olduğu sesiyle ve sıcaklığıyla. Bebek kendi reflekslerine ve iç güdüsüne bağlı bir şekilde annenin memesini buluyor bir süre sonra ve emmeye çalışıyor. Bu arada üşümemesi için sadece üstüne bir battaniye örtülebilirmiş. Arada başka hiç bir yabancı madde olmayacak. Dünyaya güvenmeyi öğrenen bebek, daha huzurlu daha sakin, daha iyi ve kaliteli emen bir bebek olarak yaşamaya başlıyor böylece. Tanımadığı bilmediği bir yerde yabancı ve dev insanların elleri, yüzleri, ellerinde telefonları, orasına burasına sokulan hortumlarla sevmediği bir dünyayla değil de annesinin koynunda, tanıdık ve sıcak bir dünyayla başlıyor yaşamaya. Ve tabi ki annede de doğum sonrası depresyon daha az görülüyormuş 3T gerçekleştirildiğinde. Bu 10 saniyelik bir ten teması değil ama, güvenli bağlanma için dediğim gibi yaklaşık 20 dakika falan sürmeliymiş. Ama ne kadar hayati bir değer taşıdığı tartışılmaz.

Doktoruma, bu hafta gittiğimde bu konudan bahsedeceğim ve bunu talep edeceğim. Bu benim ve bebeğimin en doğal hakkımız. Anne baygın olursa bunu babayla da yapabilirmiş bebek. Sonuçta anneden sonra en çok duyduğu ve tanıdığı varlık babası. Ben okuyunca çok etkilendim ve kesinlikle bunu isteyeceğim. Umarım aceleyle gümbürtüye gitmez bu istek doğumdan sonra.

Bunu okuyan ve anne olacak olan herkes bunu istesin. Dediğim gibi bu bizim hakkımız. Sağlıklı ve huzurlu bebekler için en değerli yer annesinin ve babasının sevgi dolu kucağıdır. Dünyayla tanışmasını bu şekilde gerçekleştirmek ne kadar önemli bir düşünün.

Evet şimdilik bizden bu kadar. Pelincik ve annecik size tüm sevgilerini sunar. Sevgiyle hoşçakalın.       

Bu da bizim deli hallerimiz:
 

IMG-20150314-WA0003[1]   20150314_230512[1]

İşte bu da 33. haftanın ilk günü fotosu:

20150318_130927[1]    20150318_130840[1]


kişi tarafından beğenildi      365 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share