Nasıl Emzirmeli?

Yeni doğan bebeğin yaşantısında en önemli konu beslenmedir.

Anne sütünün bol ve devamlı olmasını sağlamada, üzerinde durulması gereken önemli konular vardır.

Annenin süt verimini arttırıcı en önemli etkenlerden biri doğumdan hemen sonra bebeğin emzirilmesidir. Hem bebeğe temiz ve mikropsuz (steril) bir besin vererek beslenmeye başlamak hem de doğadaki en besleyici besini vermek açısından bu çok önemlidir.

Bebek, beslenmenin biçimine ve annenin duygusal durumuna tepki gösterir. Bu tepki, meme almaya ve biberonla beslenmeye göre değişir. Eğer anne sakin ve güvenli ise, bebek dünyaya karşı güven duygusu edinir. Bunun tersini düşünürsek; anne huzursuz ve tedirgin ise, bebeğin beslenme sorununu da hızla ve baştan savma çözüyorsa, bebek bu durumdan etkilenecek ve ağlayarak, huzursuz olarak yeterince besin almada zorluk çekecektir.

Besin öğelerinin zenginliği ve kalitesi dışında, anne sütü, her zaman bebeğin kabul edebileceği ısıdadır. Anneler için bir hazırlama sorunu yaratmamaktadır; daima taze ve temizdir. Ekonomiktir, sindirilmede bir zorluğu yoktur. Bebek kendi gereksinmesi kadar anneden emer. Anne ile bebeği ruhsal yönden yakınlaştırır; sevgiyi artırır.

Nasıl Emzirmeli?


Anne bebeğini kucağında emzirmeli, bebeğin memeden yeterince süt emebilmesi için de meme başının esmer kısmının tümünün bebeğin ağzına girmesini sağlamalıdır.

Emzirme süresi en az 15-20 dakika olmalıdır.

Anne her iki memesini de emzirmeli (her birini 7-10 dakika), bebekte emmeye isteksizlik başlayınca durmalıdır. Meme verme işlemi emzikliliğin ilk ayında sık aralıklarla hatta bebek ağladıkça olmalıdır; sonradan bebeğin beslenme saatleri belirli aralıklarla olacak şekilde (yaklaşık 3 saatte bir) düzenlenmelidir.

Emzirmeyi Engelleyen Durumlar

Emzirmeyi engelleyen durumları anneye ve bebeğe ilişkin olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

Anneye ilişkin nedenlerin başında annenin meme veremeyecek derecedeki hastalıkları gelir. Bunlar, tüberküloz (verem), tifo, nefrit, sıtma, kana mikrop karışması (septisemi) gibi hastalıklar, gebelik zehirlenmesi (eklempsi) ya da ağır kanamalardır.

Meme başlarında bebeğin emmesini engelleyecek ölçüde şekil bozukluğu da (iri, içe dönük) söz konusu olabilir. Annenin ağır beslenme bozukluğu da süt salgısını ve bebeği emzirmesini engelleyen etmenlerdendir. Gebeliğin annede yaratmış olabileceği korku ve psikozlar nedeniyle emzirmeye karşı duyduğu isteksizlik ve utanma hissi de emzirmeyi engelleyebilir.

Emzirmeyi engelleyen durumlardan biri de güzellik ve moda konusunda sosyal değer ve kavramlarda oluşan değişmelerdir. Göğüslerin erotik nesneler olması, besleme işlevini bazı toplumlarda önemsiz kılmıştır. İnce kadın tipi “ideal tip” olarak benimsenmiş, bunun yanı sıra bir de emzirmeye izin vermeyecek biçimde giysiler yapılmıştır. Annelerin bir kısmı da emzirme işleminden çekindikleri, çevreden sıkıldıkları için bebeklerini emzirememektedir. Ağır fiziksel koşullar altında çalışan kadınlar, zaten yoğun olan enerji harcamalarına bir de emziklilik yükü geldiğinde, çoğu kez kendi dokularını harcamak zorunda kalmaktadır.

Bebeğe ilişkin nedenler arasında ise, bebeğin normal doğum haftasını doldurmadan doğması (prematürelik), emmeyi olumsuz etkileyen en önemli nedenlerden biridir. Bebeğin doğumdan itibaren olan hastalıkları, anneden ayrılma durumunda kalması, bebeğin doğuştan bazı önemli hastalıkları gibi nedenler ya da doğrudan anne sütü alamama (yarık dudak, yarık damak) da söz konusu olabilir.

Emzirme süresince annenin bebeğine vereceği sevgi, onunla koklaşması ya da konuşması hatta annenin vücut ısısını bebeğin hissetmesi de sütün emilmesi kadar önemlidir.

Sevgi ile kalınız …


kişi tarafından beğenildi      3961 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share