STRES ANNE OLMANIZI ETKİLİYOR MU?

Bu yazıyı Annemisin yazarlarımızdan Aysu Apakay yazmıştır. İyi okumalar!

Selamlar efendim!

Günümü evimden, peluş battaniyemden, pofuduk terliklerimden ve sınırsız kahve rezervimden uzak geçirdim. Üstelik dışarıda buzzz gibi bir hava vardı ve ben İstanbul’un soğuğuyla savaş halinde bir kardelen gibi sunumumu gerçekleştirdim. Efendim, kardelen gibi diyorum çünkü tıpkı bir kardelen gibi yaz saati uygulamasının karanlığında ve kışın soğuğunda eğitimime devam etmeye çalışıyorum :( Neyse ki bugünü de hasta olmadan, yorgunluktan veya uykusuzluktan bir yerde sızıp kalmadan bitirdim çok şükür! Şimdi, evimde, elimde kahvem ve ayağımda pofuduk terliklerimle pelüş battaniyemin huzurlu sıcağında huzur buluyorum. Ve sizinle buluşmaya tam olarak hazırım!

Bu yazımda biz kadınların hamile kalmasını ve çocuk sahibi olmasını engelleyen en büyük düşmandan, “stres”ten bahsedeceğiz.

Stresin sadece hamilelik öncesinde, hamilelikte ve doğum sonrasında etkili olmadığını, iş olsun evlilik olsun kariyer olsun, ne olursa olsun fark etmeden hayatın her alanında bizleri olumsuz etkilediğini hepimiz biliyoruz. Üniversite sınavlarından tutun da iş mülakatına, duygusal ilişkilere ya da arkadaşlık ilişkilerine kadar her anımızda stres yapacak ve kaygı dolu anlar yaşayarak ruh sağlığımızı bozacak durumlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Uzmanlar günlük hayatta yaşadığımız kaygıyı azaltmanın, stresle başa çıkmanın birçok yolu olduğundan bahsediyorlar. İşte nefes egzersizleri yapmak, spor yapmak, düzenli ve sağlıklı beslenmek gibi yöntemlerden bahsedilebilir. Elbette ki ben de bu yöntemlerden birkaçına katılıyorum ve günlük hayatımda uyguluyorum ama psikolojiyle ilgilenen biri olarak stresle baş etmede en büyük rol kişinin kendisine, kendiyle yaptığı iç konuşmalara ve benlik algısına düşüyor. Fakat mevzu hamilelik ve stres olunca böyle hassas, böyle mühim bir konuda kişinin kendisiyle iç konuşma gerçekleştirmesi, benlik algısını incelemesi, geliştirmesi ve ona göre bir yol izlemesi pek bir şey ifade etmiyor.

Peki, hamilelik öncesinde stres ne kaynaklı olarak ortaya çıkıyor? Bu sorunun çok yönlü bir cevabı var. İlk olarak halk arasında mahalle baskısı olarak bilinen sosyal baskıdan başlayabiliriz. “E siz evleneli beş yıl oldu çocuğum, artık torun sevmek istiyoruz.”, “Ne, çikolata kistin mi varmış?! Peki ya çocuğun olmazsa?”, “Demek doktora gidiyorsunuz. E doktor ne dedi? Sorun kimdeymiş?” şeklinde sorularla sosyal olarak baskılanan bireyler bu tarz sorularla ve konuşmalarla kendilerini boğan kişilerin bahsettikleri sorunlardan herhangi birine sahip olmasa dahi onların baskısı nedeniyle hamile kalmak konusunda psikolojik olarak ciddi engellerle karşı karşıya kalıyor. Çocukluk döneminde yaşanan travmalar, cinsel kimlik sorunları, aile içi iletişimdeki sorunlar, kişinin çocukluğuna ait anılarında bulanıklık hissetmesi, değersizlik duygusuyla kendini gösteren “Ben iyi bir anne olamam.”  tarzı düşünceler kendimizi cezalandırma olarak karşımıza çıkıyor. Durum böyleyken çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerin ruhsal boyutuyla da ilgilenmeyi öncelikli sıraya almalıyız.

Psikolojik yardıma yönlendirdiğimiz ve ruhsal durumuyla ilgilendiğimiz çiftlerin stresle başa çıkmaları için hangi yöntemleri uygulayabiliriz? Kaygıyı azaltma boyutunda ne gibi çözüm seçenekleri üreteceğiz? Çiftleri nasıl bir süreç bekliyor? Bunlar ve bunlar gibi daha pek çok soruya hamilelik öncesinde yaşanan stresle başa çıkmanın ve kaygıyı azaltmanın yolları konulu başka bir yazıyla cevap bulacağız. Şimdilik hoşçakalın, stresten uzak kalın! :)


kişi tarafından beğenildi      580 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share