Hamilelik Öncesi Stresin Etkileri

Bu yazıyı Annemisin yazarlarımızdan Aysu Apakay yazmıştır. İyi okumalar!

Merhabalar sevgili anneler, anne adayları ve geleceğin anneleri :)

Anne aday adaylarını özellikle belirttim; çünkü bu haftaki yazımda çocuk sahibi olmak isteyip hamile kalmaya karar veren kadınlardan bahsedeceğim. En basit tanımla, çocuk sahibi olmaya karar vermeyle başlayan ve eğer koşullar uygunsa, imkanlar elverirse beyaz tonların hakim olduğu steril bir doktor muayenehanesinde, eşinizle el ele tahlil sonucunun doktorunuzun dilinden dökülmesini sabırsızlıkla bekleyip “Hamilesiniz!” haberini aldığınız ana kadar devam eden sürece hamilelik öncesi dönem demek bence doğru olur.

Hamilelik öncesi dönemi tanımlarken karar vermeyi ilk basamağa yerleştirdim. Çünkü çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının bilinçli ve istekli bir şekilde hamileliğe karar vermesi hamilelik döneminde ortaya çıkabilecek pek çok sorunu ortadan kaldıracaktır. Beklenmedik bir şekilde tesadüfi olarak meydana gelen hamileliklerde ise hamileliğin ilk üç ayı uyum güçlükleriyle geçecektir. Üç ayın sonunda hamileliği bir hazır oluşluk hali ile kabullenen anne adayı psikolojik olarak rahatlayacak ve sorunlarının büyük bir kısmını da halletmiş olacaktır. Bunun tam aksi bir durumda, hamileliğin bir türlü kabul edilememesi ve psikolojik sorunların da git gide artması halinde, kişiler hiç istenmedik bir yola, hamileliğin kürtajla sonlandırılması yoluna başvuracaktır ki bu hamilelik öncesi dönemde üzerinde durduğum karar verme basamağının aceleye gelmesi sonucunda yaşanan büyük bir hatadır.

Geleceğin anneleri, çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra ilk olarak muayene olmalı ve hamilelik öncesinde uygulanması gereken kan grubu, pelvik ultrasonografi, tam idrar tahlili, tam kan sayımı, rutin biyokimya, kanama profili, TORCH testleri ve gerekirse serum B12 ve folik asit testlerini yaptırmalı. Riskli gebelikler grubuna giriyorsanız yani önceden hamilelikle ilgili yaşadığınız birkaç problem mevcutsa doktorunuz sizden bu testlere ek olarak başka testler de isteyebilir. Yani işin tıbbi kısmı başarılı kadın doğum uzmanlarımıza emanet :)

Derkeeen gelelim işin beni ilgilendiren kısmına... Kadınlarımızın hamilelik öncesindeki ruhsal hazırbulunuşluk haline, psikolojik durumuna. Biliyorsunuz, hamilelik yalnızca biz kadınların içimizde gelişen bir bebeği hissetmemiz değildir. Hamilelik sürecinde sindirim sistemimizden tutun da sinir sistemimize kadar vücudumuzda işleyen tüm sistemler anne ve bebek olmak üzere her iki canlının da hayatta kalmasını sağlayacak şekilde daha yoğun ve daha karmaşık olarak çalışmaktadır. Fizyolojik sistemlerimizde yaşanan yoğunluk ve karmaşıklık kendini ruhsal durumumuzda da göstermektedir. Nasıl ki fizyolojik olarak değişiyor ve gelişiyorsak psikolojik olarak da sık sık değişim gösterip duygusal dalgalanmalar yaşayabilir ve ruh halimizi sabitlemekte zorlanabiliriz. Fakat önce hamilelik sürecinden öncesine yani çocuk sahibi olmaya karar verdiğimiz döneme baktığımızda da ruhsal durumumuzun hamile kalmamıza ve hamile kaldıktan sonra sağlıklı bir hamilelik geçirmemize nasıl etkide bulunduğunu konuşalım.

Hamilelik öncesinde çocuk sahibi olmaya karar veren çiftler kararlarını ilişki boyutuna taşıdıklarında bazı durumlarda istedikleri neticeye ulaşamamakta ve maalesef ki hamilelik gerçekleşmemektedir. Uzmanlar erkek ya da kadından birinde fizyolojik olarak bir sorun olmadığı halde hamileliğin gerçekleşememesini büyük oranda strese bağlamaktadır. Yani, duygusal, zihinsel ve bedensel bütünlükten oluşan mekanizmamızın uyum içinde çalışmasını bozan stres, hamile kalma olasılığını da olumsuz etkiliyor. “Gebe Kalamayanların Düşmanı Stres” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Aile ekinde kadınları bilgilendiren Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Duman, infertil çiftlerin (1 yıllık düzenli, korunmasız ilişkiye rağmen gebelik olmaması) yüzde 15’inde yapılan araştırmalara rağmen gebelik olmaması nedeninin bulunamadığına dikkat çekiyor. Duman, şöyle devam ediyor:

“Eğer kadının bilinçaltında çocuk sahibi olmasını engelleyecek bir duygu birikimi varsa siz bedenle istediğiniz kadar uğraşın, gebelik elde etmeniz zorlaşacak. Veya tüm uğraşlara rağmen gebe kalamayan kadının duygu durumu gebeliğe uygun hale geldiğinde sürpriz bir şekilde gebelik meydana gelecek.”

Yazı dizisinden de anlayacağımız üzere çocuk sahibi olmak isteyen kadınların karşılaştığı en büyük engel stres. Peki, biz kadınlar bilinçaltımızda ne gibi sorunlar biriktiriyoruz da bu sorunlar bizlere stres yaşatıp hamileliğimizi engelliyor? Bu ve buna benzer birçok sorunun cevabını bir dahaki yazımda sizlerle paylaşacağım.

Mutlu kalın, huzurlu kalın, hoşçakalın! :)

 


kişi tarafından beğenildi      636 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share