Bu yazı Annemisin yazarımız Dila Akdemir tasarından yazılmıştır. 

İlk dönem, doğumdan bir buçuk yaşına kadar süren bir dönemi kapsar. Bu dönem anne (veya bakım veren kişi) ve çocuk ilişkisine dayanan ilk bebeklik dönemidir. Yaşamın kazanılan ilk olumlu duygusu temel güven duygusudur. Bu evrede bağlanma ve duygusal yakınlık önem taşımaktadır. Bağlanmanın ve güvenin temeli burada atılır. Yaşamının ilk yılında bebeğin ihtiyaçlarının yani bakımı ile sevgi ihtiyacının, sürekli ve tutarlı bir biçimde doyurulması gerekmektedir ki çocuk “dış dünya güvenilir” duygusunu geliştirebilsin. Bebeğin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarının yeterince karşılanması ve bu işlevlerdeki düzen ve rahatlık; iyilik, güvenlik gibi duyguları kazanması, sağlıklı bir birey olma yolunda başlangıç oluşturmaktadır. Güven için en önemli unsurlar; tutarlılık ve kestirilebilirliktir. Annenin davranışları kestirilebilirse çocuk dünyaya güvenle bakar. Fakat anne tutarsızsa ve davranışları kestirilebilir değilse çocuk tedirgin, her şeyden korkan ve zarar görme endişesi olan bir çocuk haline gelir.

Anne-baba bu dönemde çocuğun bağımlılık ihtiyacına uygun sevgi ve ilgi göstermelidir. Örneğin; acıktığı, altını ıslattığı ve ağladığında bebeğin rahatsızlığı hemen giderilirse etrafına güveneceğini anlar. Eğer bir çocuk annesi yanından ayrıldığında gereksiz bir korkuya kapılmaksızın sakin bir vaziyette durabiliyorsa, bu onun annesine karşı temel güven duygusu geliştirdiğinin bir göstergesidir. Böylece, bebeğin ilk toplumsal başarısı, büyük kaygı ya da öfkeye kapılmadan annesinin gözünden silinmesine, bir süre uzak kalmasına dayanabilmesidir. Tersi durumda güvensizlik duygusu gelişir. Bebek ihtiyacı olmasa bile annesi yanından ayrıldığında ağlamaya başlıyorsa “sana güvenmiyorum, beni bırakıp gideceksin, daha önce de böyle yapmıştın” mesajı vardır. Çocuğa çok iyi bakım veren, fakat bakıcılarda süreklilik ve aynılık bulunmayan çocuk yuvalarında en önemli sorun genellikle temel güven duygusunun yeterince gelişmemesi olmaktadır.

Bu dönem iyi atlatılamazsa, sağlıksız bir gelişim sonucu öfke, karamsarlık, umutsuzluk ve çocuk şizofrenisi ortaya çıkabilmektedir. Güven duygusu beraberinde beslenme kolaylığı, derin uyku ve bağırsakların çalışmasını getirir. Bebekte toplumsal güvenin oluştuğunun ilk kanıtı beslenmesinin kolaylığı, uykusunun derinliği ve bağırsaklarının rahat çalışmasıdır.

Temel güven duygusundan yoksun yetişmiş olan çocuklar, ilerdeki hayatlarında sosyal ilişki kurmaktan kaçınma, çekingen, kaygılı, gergin, kararsız, karamsar ve kendine güvensiz olma gibi kişisel özellikler taşıyabilirler. Ancak, kişi daha sonraki dönemlerde bu eksikliğini telafi edebilirse sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilen ve kendine güvenen bir insan da olabilir.

Birçok uzman psikolog ve psikiyatrist tarafından, tanrıya inancın kaynağında da temel güven duygusunun bulunduğu ileri sürülmektedir.

Özetleyecek olursak çocukta “Çevremdekiler bana bakıyor (ilgileniyor), veriyor, varlığımı tanıyor. Onların sürekli, tutarlı ve aynı kişiler oluşu güvenilir kesinliktedir. Ben değer verilmeye değer, güvenilir bir varlığım “ben bana ne verilmişse oyum” düşüncesi oluşur.