Merhabalar sevgili okurlarımız!

Size abimden ve küçük kız kardeş ‘ben’den bahsetmiştim. Abimin bir kardeşi olsun diye ne kadar istek ve çaba gösterdiğini, ben dünyaya gelince de ne kadar mutlu ve memnun olduğunu anlatmıştım. İşin hamilelik ve doğumdan sonraki ilk günler kısmı çok hoş fakat; doğum olup da ben dünyanın farkına varmaya başladığım andan itibaren gerek minik ve minyatür bir insan oluşum gerekse şapşal hareketlerim ve sevimliliğim nedeniyle evimize gelen yakınlarımız bana aşırı bir ilgi göstermeye başlayınca abimin cephesinde işler bozulmuş :D Ara ara o da sevimliliğime ve minnaklığıma yenik düşüp benimle oyunlar oynuyormuş, beni seviyormuş ama bazen de tabiri caizse severken (!) öldüresi geliyormuş :D

Tabii o zamanlar kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklar “Ayyy sen kardeşini mi kıskandın, aaay ben sana kıyamam, gel gidip bir uzmandan yardım alalım ve bu durumu aşalım.” gibi bir hassasiyetle karşılanmıyor. Geleneksel bir bakış açısıyla “E illa kıskançlık olacak canım ama çok da şey yapma tamam mı evladım? Bak sen büyüdüüün kocaman bir abi oldun di mi ama? O daha çok küçük baksana.” şeklindeki ifadelerle kıskançlık yaşayan çocuğa yardım sağlandığı düşünülüyor. Gel gelelim işin aslı öyle değil! O zaman da öyle değildi hele şimdi hiiiç değil!

1995'ten günümüze döndüğümüzde bu tarz bir kardeş kıskançlığı durumunda izlenecek yol ve uygulanacak yöntemler belli diyebiliriz.

Çocuklarda kardeş kıskançlığı 3-8 yaş arasında daha yoğun olarak yaşanmaktadır. Çünkü bu dönemde çocuklar mantık kavramıyla değil de duygularıyla yaşamı analiz etmektedir. Bu durum zamanla ve psikolojik yardımla aşılabilmektedir. Bazı çocuklar kardeşlerini kıskandıklarını açıkça belli edebilirler. Bakınız benim biricik abim :D Kendisi o küçücük aklıyla düşünmüş ve “Tamam, doğdu, sevindik, sevdik bitti. Hadi artık onu evden yollayalım. Mesela çöpe atalım?!” şeklinde dahiyane bir fikirle gelmiş. Bazı çocuklar ise kardeşlerine karşı aşırı bir ilgi ve sevgi göstererek anne babalarının ilgisini çekmeye ve onlardan takdir görmeye çalışırlar. Bebeğin küçük anne babalarıymış gibi davranırlar ve hatta bazen anne babalarını kardeşine dikkat etmeleri için uyarırlar. Kardeşlerine karşı hissettikleri olumsuz duyguları ve kıskançlığı bu şekilde bastırmaya çalışırlar.

İşe öncelikli olarak çocuğunuzu anlayarak başlamanız en sağlıklı yol olur diye düşünüyorum. Şöyle ki bebeğinizi kucağınıza alana kadar bütün ilginiz ve dikkatiniz diğer küçük çocuğunuzun üzerindeydi. Şimdi yeni bebeğinizle ilgili hissettiklerinizi daha önce diğer çocuğunuzda da yaşamıştınız. Durum böyle olunca aileye yeni bir bebeğin dahil olması diğer çocuğunuz için sıkıntılı bir dönemin başlangıcı olmaktadır. Çocuğunuzun yaşamında bu süreçle birlikte değişiklik olmaktadır. Tabii bu değişiklik çocuğu olumsuz yönde etkileyecektir. Bu olumsuz etkilenmenin sonucu olarak da çocuğunuzda öfke durumları, kızgınlık, kırgınlık, hayal kırıklığı, yeniden emziğe ve biberona yönelme, parmağını emme, bebeğe karşı bir ilgisizlik veya bunun tam tersi, agresif ve saldırgan davranışlar görülebilir. Hatta tuvalete yapmaya alışan çocuğunuz, kardeşinin altının değiştirildiğini görünce tekrar altını ıslatmaya ve altına yapmaya başlayabilir. Diğer taraftan uyku düzeninde değişmeler olabilir, uyumayı reddebilir ya da tıpkı kardeşi gibi gece yarısı uyanarak ağlayabilir. Kendi başına yemek yeme becerisine sahip olan çocuğunuzun beslenme alışkanlıkları da birden değişebilir. Çocuğunuzun yaşadığı yoğun duygulardan dolayı teskin edilmeye, güven duygularına, halen sizi onun sevdiğini bilmesine ihtiyacı vardır. Çünkü kabul edin ki artık çocuğunuzun da yeni bebekle birlikte tüm düzeni değişti ve o bu düzene alışmakta zorlanıyor. Dolayısıyla çocuğunuza karşı anlayışlı ve kabul edici olmanız önemlidir.

Çocuğunuzu anlamanın yanında, tüm bunların aslında gayet doğal olduğunu ve yeni bir bebeğe alışma ve sahiplenme sürecinin bir parçası olduğunu algılamanın bu durumu aşmada siz ebeveynlere yardımı dokunacaktır. Sonraki süreçte,

  • Bebeğin doğumundan sonra diğer çocuğunuzu asla ihmal etmeyin. Zamanınızın hepsini bebek için harcamayın. Diğer çocuğunuzla da ilgilenin, onunla baş başa geçireceğiniz zamanlar ve fırsatlar yaratın.
  • Onunla konuşmaya çalışın. Sizin kendisini sevdiğinizi ve onunla ilgilendiğinizi bilsin.
  • Bebeğin doğumuyla birlikte çocuğunuz hayatındaki düzeni mümkün olduğunca korumaya çalışın. Onun günlük yaşamında fazla değişiklik yapmamaya çalışın. Çünkü çocuklar için hayatlarındaki bu ani ve büyük değişiklikler stres kaynağıdır.
  • Aile içinde, birlikte geçirebileceğiniz aktiviteler planlayın. Bu planlamaların içine çocuğunuzu da katın. Ona da görev verin.
  • Kardeşi için birlikte bir hediye seçin. Çocuğunuza da bir hediye alın. Hediyeyi kardeşine kendisi versin. Bu kardeşine alışmasına ve onu kabullenmesine yardımcı olacaktır.
  • Bebeğinizin doğumu sebebiyle çevrenizdeki insanlar ve yakınlarınız, yeni doğan bebek için hediyeler getirecektir. Bu hediyeleri çocuğunuzun yanında açmamak daha iyi olacaktır. Eğer çocuğunuz kardeşini kabullenmeye başladıysa hediyeleri çocuğunuza açtırmanız daha iyi bir etki yaratabilir.


Tüm bunlar için çocuğunuzu da zorlamamanız gerekir. Çocuğunuz bunları tamamen kendi isteğiyle yapmalıdır. Anlattıklarımın hepsini uygulamanıza rağmen;

  • Çocuğunuzda geçmeyen uzun süreli bir moral bozukluğu,
  • Mutsuzluk,
  • Eskisi gibi bir hayat enerjisi olmaması,
  • Altını ıslatması,
  • Altına yapması,
  • Tırnak yemesi,
  • Mastürbasyon,
  • Yeme ve uyku bozuklukları,
  • Aşırı öfke,
  • Hırçınlık,
  • Depresyon,
  • Saldırgan davranışlar,
  • Fobiler,
  • Takıntılar vb. davranışlar gözleniyorsa mutlaka profesyonel bir psikolojik yardım almanız gerekecektir.