Bizim Mitokondriler

Mitokondriler kalıtımsal olarak yavruya annesinden geçer, babadan gelen spermlerin bu konuda yavruya hiç bir katkısı yoktur. Yani anneanemin mitokondrisi annemde annemin mitokondrisi bende, benimki de kızımda.

Mitokondri, hücreye enerji veren, enerji üreten en kıymetli mirastır bedenin generalidir. İşte ben bu enerjiyi en hor kullananlardan biriyim. Anneannemde öyle bir kadındı. Uyumayı sevmeyen, çalışkan ve ailesi ile dört dörtlük ilgilenebilmek için zamana karşı müthiş enerji harcayan mitokondri mirasını sonuna kadar harcayan bir anne, anneanne!

İşte bende kızımda aynı enerjiyi görüyorum. Erkenden uyanan, üzgünüm ama itiraf ediyorum geç saatlerde uyuyan, durmadan dans eden ve bitmez bir enerjisi olan 12 aylık bir kız çocuğu. İlk başlarda “ben çocuğumu saat 20.00 dedin mi yatağa koyuyorum ve asla yanına gitmiyorum. Sonuçta uyumamak için çırpınsa da uyuya kalıyor.” diyen arkadaşlarıma hayranlıkla bakıyordum. Sanmayın yaş almış çocuklardan bahsediyoruz, 6 ay ile 12 ay arası çocuklar hakkında anlattığım diyaloglar." İşte ben de bunu deneyeceğim" dediğim her gece inanılmaz enerji patlamaları ile karşılaştım ve saatin gece yarısına yaklaştığını fark dahi edemedim. Elbette ağlamasına da dayanamıyorum, siz anlayın durumu işte…

Elbette son noktada bu kuşağın bilinç donanımı ve farkındalıkları olduğunu daha çok anlayarak, kendime tek görev edindiğim annelikte hedefim, iyi ve bilinçli bir çocuk yetiştirmek.

Dedim ya bizim mitokondriler nesiller boyu enerji patlaması yaşamış. Uyumayı sevmeyen, sürekli enerji üreten bünyelerimiz var. Kendi çocukluğuma yolculuk yaptım anılarımda, evet uyumayı hiç sevmezdim hatta kız kardeşim de (aramızda 1 yaş var) uykuyu sevmezdi. İkimiz 80’lerde bir de üstüne üstlük ışık kesintilerinin tam ortasında, İstanbul’da büyüdük. Annem bizi yatırınca, sessizce oynayabileceğimiz oyunlar üretir uyku ile savaşılacak ne varsa yapardık. Hatta annemizin dehşete düşmesini sağlayan bir olay yaşamıştık. Uyumayan iki çocuğa karşı verilen mücadelede bir gün annem odamızdan tüm boya kalemlerimizi, boyama kitaplarımızı ve oyuncakları aldı. 4 ve 5 yaşlarında idik…. Işık kesilmesi sayesinde her yerde mum yanardı evde, işte biz de bunu fırsat bilerek her gece bir mum çalmaya başladık ve mumun isi ile ranzamızın altına resim yapmaya başladık. O yaşta nasıl aklımıza geldi bilemiyorum ama kazasız bir şekilde atlatılan 1 ayın sonunda sanat eserimiz keşfedildi. Önce kızacaklarını düşündük ama sonra boya kalemleri ve tüm oyuncaklar geri döndü ve üstüne üstlük bu konuda eğitim almamız üzerine harekete geçildi.  Ve biz mitokondrimiz sayesinde gelecekteki yolumuzu çizmeye başladık.

Benim kızım 12 aylık ve durmadan dans ediyor her duyduğu müziğin melodisini tekrarlıyor. Enerjisini atsın diye sürekli müzik çalıyorum o da mırıl mırıl söyleyerek dans ediyor. Belki müziğe yeteneği vardır.   Onu özgür bırakıyorum ve gözlemlemeye destek olmaya devam edeceğim. Fakat evimizde 3 kişi var ki babamız ve iki köpeğimiz Leon ile Matilda, bu duruma dayanamayarak, enerjileri biterek belli bir saatte bayılıyorlar.. Onlardaki mitokondri pek enerjik değil maalesef ki.

Bu yazımda moda yok ama idare edin bir daha ki yazıda anne ve çocuğun beraber moda ile aşkını yazacağım.  Siz de kendi enerjinizi ve bebeğinizin enerjisini ve bu enerjiyi en çok nasıl harcadığına dikkat edin, belki bebeğiniz geleceğin Dali’si yada Zaha Hadid’i olacaktır..

Sevgi ile kalın… 


kişi tarafından beğenildi      999 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share