Selim'e hamileliğim öncesinde, çocuk bakımı veya bebekler hakkında en ufak bir bilgi, tecrübe veya ilgiye sahip değildim. Hamileliğim başladığında ise beni neyin beklediğini anlayabilmek için bebek bakımı ve annelik üzerine bir çok kitap okudum. Öğrenmek istediğim konulardan biri de elbette ki uykuydu. Uyku, çok önemli bir konu ve ben, Selim doğmadan önce bunun yeterince bilincinde değildim. Şanslıydım ki Harvey Karp’ın “Mahallenin en mutlu bebeğinin uyku kitabı”nı okudum. Doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Anladım ki salla uyut, uykusu gelsin meme ver uyut, yatağına al uyut, bebek uyusunda nasıl uyursa uyusun mantığı bana uymuyordu. Bebekler için uyku bu kadar basit değildi. Gelecekte nasıl uyumasını istiyorsam bunu düşünerek hareket etmeliydim. Bağımlılığı olmayan bir birey olmalıydı. Anne karnındaki düzenden çıkıp, farklı bir düzene alıştırıyoruz (salla uyut, uykusu gelsin meme ver uyut, v.b.), daha sonra da başka başka düzenlere alışmasını bekliyoruz ki bu geçişler çoğu zaman sancılı oluyor.

Selim ilk çocuğum olduğu için çok tecrübeli değildim. O kadar bilgi okumama rağmen, kafam soru işaretleri ile doluydu. Neden herkes farklı bir şey söylüyor, farklı bir yöntemi öneriyor anlayamıyordum. Kucağımdaki bir insandı , bir denek değildi. Doğru bir yol izlemek için ne kadar çaba sarfetsem de içinden çıkamıyordum.

Şimdi size iki örnek anlatmak istiyorum. İlki Selim başlarda bocalasak da uyku eğitimi ile düzenli bir uykuya sahip oldu. İkinci bebeğim Ferit ise edindiğim tecrübeler ışığında en baştan izlediğim adımlarla kendi kendine uyuyan bir bebek oldu. Tabii ki ikinci yolu öncelikli olarak öneririm.

Şuan Selim 28, Ferit 13 aylık. Kendi odalarında, kendi yataklarında uyuyorlar. Gece düzenli olarak sabit 9’da yataklarında oluyorlar ve uyuyorlar. Bu kendiliğinden gelişen, çocukların karakterinden kaynaklı bir durum elbette ki değil. Bunun nasıl olduğuna dair bu güne kadar bana sürekli sorulan soruları bu yazımda anlatmaya çalışacağım.

Önce Selim’i anlatmak istiyorum.

Hastaneden çıkıp,  kucağımızda bir bebekle evimize girdiğimizde “şimdi ne yapacağız” bakışı attık birbirimize :) Kucağımda bir bebek vardı ve tüm bilgiler silinmiş gibiydi. Gündüz ne, gece ne bilmiyordu. En önemlisi ben ne yapmam gerektiği konusunda çok kararsızdım.

İlk bir ay baba dizinde sallar, Karp 5s yöntemi deneriz, olmaz (5s yöntemi hakkındaki video için link ve bilgi yazımın sonunda yer alıyor). Bir şeyler yanlış gidiyordu acilen düzeltmeliydik. Sizinle paylaştığım linkten izlediğimiz videodan anladık ki 5s yöntemini yanlış yapıyorduk. Her şeyi doğru bir şekilde yaptığımızda ise Selim sanki bir refleks gibi uyuyuverdi. İlk dört ay bu şekilde devam ettik.

İlk aylar bebek ne isterse onu yapmak lazım. Ne zaman ve nekadar  meme isterse o kadar meme. Bu yöntem ilk üç, en fazla dört ay için işe yarıyordu. Selim kendini anne karnında hissederek uyuyordu.

Uyku öncesi rutini uyguladık bu süre zarfında… Bu nedir? Bebekler düzeni sever, uyku rutinine de, uykuya gidiş düzeni diyebiliriz. Örnek, banyo yaptıktan sonra,sırasıyla bezleneceğini, pijama giyeceğini, meme emeceğini bilirse, kendini daha fazla güvende ve huzurda hisseder. Selimin rutini banyo, masaj, bezlenme, pijama giyme, saç tarama, emzirme, ninni şeklindeydi. "Beyaz gürültü" ise, olmazsa olmazımız. Beyaz renk nasıl tüm renklerin içinde mevcutsa Beyaz gürültü (ses) de aslında insanın kulağının duyabileceği tüm seslerde eşit miktarda vardır. Bebeklerin anne karnında duyduğu ses de yüksek oranda beyaz gürültüdür. Bu nedenle de beyaz gürültüde, bebek kendini güvende ve rahat hisseder. Bebeklerim hala beyaz gürültü eşliğinde uyuyorlar. Bu da dış seslerin daha az rahatsız etmesini de sağlıyor.

Bebeklerin uyku serüveni başlamadan önce ışık loş olmalı, herhangi bir uyaran varsa mutlaka kapalı olmalıdır. Lavanta kokusunun rahatlatıcı bir etkisi vardır. Yatağında bebeğinizin ulaşamayacağı bir noktaya birkaç damla damlatabilirsiniz. Oda serin olmalıdır. 21 derece gayet uygun. Ve uyku arkadaşı. Bunun ne kadar işe yaradığını her geçen gün daha iyi anlıyorum. Selim 3 aylık olmadan yanına bir uyku arkadaşı koyduk. İlk başta bakışlarından, sonra tepkilerinden, zaman içerisinde ise uyurken onu aramasından bu arkadaşın Selim için ne kadar değerli olduğunu anladık. Şu an yanında bir köpeği ve ufak bir papağanı var. Yatağında çok konuşup kardeşini uyutmadığı zaman "oğlum köpeğin ve papağanın uykusu gelmiş ve sen konuştuğun için uyuyamıyorlar. Sen de uyu tamam mı" gibi bir konuşma yapıyoruz. Genelde arkadaşlarını çok rahatsız etmemek için hızlı bir şekilde uyumayı tercih ediyor. Ferit'in ise bir kedisi var. Yatağına koyduğumuzda ilk onu arıyor ve ona sarılıyor. Konuşmasında bile etkili oldu, ilk söylediği kelimelerden biri "kedi". Bebeklerimizin mutlaka bir uyku arkadaşı olmalı, faydasını göreceğinize eminim. 

Bu üç ay zarfında gece uyanıp emdiğinde yatağına uyur şekilde bıraktığım Selim’i, yavaşça uyandırdım ve kendi kendine tekrar uykuya dalışını izledim. "Uyandır- uyut" deniyor bu yönteme. Bu, bir kendi başına uyuma alıştırması. Bu sayede bebeğiniz gece herhangi bir nedenle uyandığında eğer size hitiyacı olan bir durum yoksa kendi kendine uyuyor. Selim'in hikayesine dönersek, ilk dört ay dolduğunda artık 5s yöntemi etkisini yitirmişti. Ayakta sallamak seçeneklerim arasında değildi. Uykuyu meme ile ilişkilendirmeyi de istemiyordum. Kendi başına uyuması gerektiği konusunda emindim. Ama nasıl?

Selim'in gözyaşlarını görmek istemiyordum. Gözyaşısız bir yöntem olmalıydı. Buna en yakın yöntem  ise “yatır- kaldır”  olmalıydı. Bebek ve çocuk eğitiminde herzaman olduğu gibi kararlı olmak önemliydi. Bunu başarabileceğime emindim. Ama hiç de düşündüğüm kadar basit değilmiş, tecrübe ile öğrendim. Her yöntem her bebek için uygun değil, bunu artık biliyorum. Bunu acı bir şekilde öğrendim.

Sağlıklı olduğu bir dönemi seçerek kolları sıvadık. Her konuda olduğu gibi elbetteki eşim son derece destek oldu. Ama uygulama hiç de umduğum gibi olmadı, Selim sürekli ağlıyordu. Kucağımda sakinliyor, yatağa koyduğum gibi ağlamaya başlıyordu. Üzüntümü, stresimi gizlemeye çalışarak sabırla, kararlı şekilde uyuyana dek devam ettim. İki saate yakın bir sürede ancak uyudu. Böyle olmamalı diye düşündüm. Ters giden birşeyler vardı. Selim’in bu kadar ağlamasından hiç hoşlanmamıştım. Bu dönem içerisinde, Selim de ben de perişan olduk. Bu konuda deneyim sahibi annelerden destek almaya çalıştım. Deneyimlerini bir bir paylaştılar. Bunun üzerinde devam etmemiz gerektiğine karar verdik. 2.gün, 3.gün yine bu şekilde hiçbir ilerleme kaydedemedik. Sonunda, bu şekilde olmayacağına kesin bir şekilde karar verdik. Odada durup onu pışpışlayarak, okşayarak uykuya dalması için destek olmaya çalıştım ama ne mümkün.

Uyku eğitimine karar verdiğimiz günden beri Selim sadece ağladı. Halbuki bu zamana kadar rutinleri, sabit uyku saati, oturmuş bir düzeni vardı. 5s yöntemi de artık işe yaramıyordu ve ben çıkmazdaydım. Selim ayakta uyutulmayacaktı emin olduğum tek nokta buydu. Gerisi artık karmakarışık bir hal almıştı. Memede de uyumuyordu ki bunu zaten tercih etmiyordum. Harvey Karp’ın kitabında kesin çözüm olarak belirtilen  “geciktir- geciktir” tekniği kalmıştı bir tek denemediğim. Okuduğumda “yok artık bunu denemem” diye düşünmüştüm. Ama bu süre zarfında anladım ki, Selim yanında birisi olduğunda uyumak istemiyordu. Zaten yeterince bebeğimin bağırmasına neden olmuştum. Yine deneyimli ebeveynlerle yaptığım fikir alışverişi ardından kararlı şekilde “geciktir- geciktir”  tekniğini  uygulamaya karar verdik.

Tüm rutinlerin ardından, Selim kucağımda odaya girdim. Kısa bir ninni söyledikten sonra yatağına yerleştirdim. “Tatlı rüyalar meleğim” deyip, öpüp odadan çıktım. Selim alışık olmadığı bu durum karşısında doğal tepkisini vererek bağırmaya başladı. Yaklaşık 3 dk sonra odaya girdim. “Uyku zamanı meleğim” diyerek yüzünü, saçını okşayıp çıktım. Bunu Selim’e terkedilmediği mesajını vermek için uzayan aralıklarla yapmam gerekiyordu. Yine bağırmaya devam etti. Yaklaşık 5 dk sonra girip yine tatlı kısa bir cümle söyleyip, okşayıp odadan çıktım. Bağırmaya devam ettiği sürece 10 dk, 15 dk gibi, süreyi geciktirerek odaya girmeye devam ettim. Tekniğin adı bu nedenle “geciktir- geciktir”. Odaya her girme zamanı, bir önceki giriş zamanından daha uzun olmalıydı. Selim kusan bir bebekti, bu nedenle girişlerde sürekli durumunu kontrol ettim. Telsizle odadan sesini, nefesini saniye saniye takip ettik. Kolay olmadı. 55 dk sonra uyudu. İkinci gün 50 dk. Üçüncü gün 30 ve bu şekilde azaldı. Sonunda Selim yatağına koyduğumuzda öpmem ardından, bana el sallar hale gelmişti.

Gün içinde de daha uyumluydu. İsteklerini ağlayarak yaptırmaya çalışan o bebek gitmiş, daha pamuk bir hal almıştı. Selim şu anda 28 aylık. İnanılmaz sevgi kelebeği bir çocuk, uyumlu, güleryüzlü, öz güvenli, genel olarak sakin ve oldukça özgür ruhlu bir çocuk. 2 yaş sendromu dahi Selim’i çok sarsamadı. Bunda hala emziriyor oluşumunda elbette ki payı büyük. Açıkçası uyku eğitiminin Selim’e olumsuz bir yansımasını ben görmedim. 4 aylıktı biz tüm bunları yaşadığımızda. Dönem dönem hala denemeleri oluyor. Ve aynı teknikle yanına uğrayarak uyku zamanı olduğunu hatırlatıp, okşayıp çıkıyoruz. Artık sadece ben değil babası da Selim’i yatağına yerleştiriyor.

Babasının da bu sürece tamamiyle dahil olmasını Ferit doğmadan birkaç ay önce yaptık. Çünkü Ferit doğduğunda Selim’i ben yatıramayabilirdim. Ferit, Selim açısından bir düzen bozucu olmamalıydı. Önce Selim’i yatırmaya beraber girdik. Selim benim kucağımda, baba yanımızda, bir süre sonra Selim babanın kucağında ben yanlarında, bu durum değişerek bir dönem devam etti. Sonraki adım sadece babası ile yatağa gitmek oldu. Oldukça yumuşak bir geçiş sağlandı. Bebekler değişikliklere anında tepki gösteriyor. Eğer değişiklik bizim yaptığımız gibi keskin olmazsa, bebek de daha az tepki veriyor. Selim için artık kiminle yatağa gittiği farketmiyordu. Baba ile de benimle beraber de yatağına gidebilirdi. Ferit'i doğurduğum gün diğer günlerden farklı olmadı. Akşama kadar hastanede yanımdalardı. Emzirdim, baba ile yatma zamanına yakın eve gitti. Her şey normal düzeninde gelişti. Sadece akşam yemeği ve rutinde eşlik edemedim. Bunu farketmedi bile. Babası yatağına bıraktı ve Selim uyudu. Böyle olabilmesi için Ferit geldikten sonra yaşanabilecekleri hesap ederek tüm düzeni aylar öncesinde ayarladık. Evet bu çok işe yaradı. Ferit’in gelişi Selim için evdeki ufak bir yabancının varlığından ibaret oldu. Beraber emmeleri ile de, minik kardeşini hızla benimseyerek kabullendi. Anlatırken kolay ama aslında düzeni sağlamak büyük bir emeğin sonucu oldu. Uyku saati evde olmaya özen gösterdik. Tabii bir süre sonra, arasıra düzenin bozulması hiçbir şeyi etkilemiyor.

Yalnız her şeye rağmen, bunun doğal ve normal bir yol olduğunu düşünmüyorum. İkinci bebeğimde bunları yaşamayı asla istemiyordum. Bebeğimi o şekilde bağırtmak, bunu gözyaşları içinde dinlemek tekrar yaşamak istediğim bir durum değildi. Ne yapacağımı biliyordum. Ama yapabileceğimden emin değildim.

Mert Ferit’e uyku eğitimi vermeden, onu saatlerce bağırtmadan, kendi kendine huzurla uyuyan bir bebeğe dönüştürmeliydim. Bunun için, anne karnındaki muazzam düzenini mümkün mertebe bozmamaya çalıştım.

Hamile anneler bu satırlar sizin için;

Bebekler bir sorunları, sıkıntıları olduğunda ağlarlar. İşte bütün mesele bu. Bebeğinizin neden dolayı ağladığını bulursanız, bebeğinizin şifresini çözmüş oluyorsunuz. Bebeklerin çoğu gazı varsa, açsa, altı kirliyse ya da uykusu geldiğinde ağlarlar. Ferit’te hiç gaz sıkıntısı olmadı. Reflü gibi ekstra sorunlar da yoktu.

Seçeneklerim otomatik olarak üçe düştü. Aç, altı kirli ya da uykusu var :)

Ferit, altı kirliyken hemen tepki veriyordu bu nedenle sık sık altını değiştiriyordum. Bana sadece aç mı, uykulu mu bunu anlamak kalınca, ilk denemem hep yatağına koymak oldu. Ağlamaya devam edince emzirdim. Emzirdikten sonra ağladı mı, hop yatağa koydum. Sürekli bunu denedim. Ağlayınca başka bir sorun yoksa yatağına koydum hep, bir oldu, bir olmadı. Tabi başaramadığım da oldu. Bu durumlarda ise uykuya geçiş için anne karnına en yakın şekil olan "wrap sling" imdadıma yetişiyordu. Bu mükemmel bir şeydi. Sadece bebeğimi giyiyordum. Ellerim serbest, bebeğim soluğunu hissedebileceğim yakınlıkta. Bir yandan  Selim’le de ilgilenebiliyorum. O esnada bebeğim kalp ritmimle, kokumla ve nefesimle huzurla uyuyordu.

İlk üç ay "bebek ne derse o" durumu vardı. Bu zamanı, gündüz- gece düzenini oturtmak ve rutine alıştırmak için kullandım. Gece uyku saatinde rutinlerimiz ardından odaya girdim. Odada ışık son derece loştu ve elbette beyaz gürültü vardı. Bebeğim uyuyana kadar o odadan çıkmadım. Mert Ferit bir süre sonra o saatin gece uykusuna dalış zamanı olduğunu hafızasında kodladı. Siz bir düzen kurarsanız, emin olun er ya da geç bebeğiniz o düzene adapte olacaktır. Tabii belli bir süre saatlerce o odadan çıkmamak var. Sonuca inandığım için bunu göze aldım ve buna deydi. Ben Feritle ilgilenirken, babası da Selim’le yemek yedi. Nadiren Selim’in yatma sürecine yetişemediğim oldu. Fakat sonunda uyku zamanlarını her ikisine de “mutlu rüyalar” dileyebileceğim şekilde düzenledik :)

Ferit gece uyandığında, Selim’e uyguladığım “uyandır- uyut” tekniğini uyguladım. Karp 5s yöntemini uygulamamıza gerek kalmadı. Çünkü biliyordum. Farklı bir şeye alışırsa o düzen değiştiğinde ağlayarak tepki verecekti. 3 ay sonra 5s işe yaramadığında nasıl uyuyacaktı? Bunları tekrar yaşayamazdım. Yaşamadım.

Mert Ferit’i biraz ilgi, dikkat ve zamanla iyice çözdüm. Ne zaman uykusu var anlıyor ve yatağına koyuyordum. O da huzurla yerleşip uyuyordu. Bu mucize gibiydi. Her defasında buna inanamıyordum. 3 ay, 4 ay beklememe gerek kalmadı. Ferit en baştan düzenini bozmadan devam etti. 

Ferit'i uykusu geldiği zaman bir terslik olup yatıramadığımda, bir türlü sakinleştiremediğim zamanlar elbette ki oluyor.  Bu şekilde huysuzken yatağına koyduğumda bir süre saçını okşayıp dalmasına destek oluyorum. Bu işe yaramazsa öpüp çıkıyorum. Bir iki dakika kadar bağırıp, uykuya dalıyor. Özelikle bağırır diyorum çünkü bu aslında bir ağlama değil “ben uyumak istemiyorum” şeklinde bir bağırma. Eminim o durumdayken ayakta sallasam çok daha uzun süre bağırır ve uyumaz. Her zaman sakin sessizce uykuya dalmıyor elbette, her daim bebeğinizi anlamaya çalışmalısınız.

Benim tek yaptığım onu okumak. Ne istediğini anlamaya çalışmak. Yılmadan denemek. Onunla beraber soluk almak.

Anneler ve bebekleri arasında görünmeyen bir bağ olduğuna eminim. Sanırım o bağ bebekken daha güçlü, bebekler büyüdükçe inceliyor ve güçsüzleşiyor. Ve belki bir yerden sonra kopuyor. Bilmiyorum. Bunu yaşayarak anlayabileceğimi düşünüyorum.

Selim altı aylıkken odasını ayırdık. Sorunsuz bir şekilde kendi yatağında uyumaya devam etti. Hiç sorun olmadı. Bunda yatağının değişmemesi ve uyku arkdaşı, beyaz gürültü gibi etkenlerin de çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Gece sık uyanmadığı için benim açımdan da çok büyük bir sıkıntı olmadı. Ferit’in odasını ayırmak konusunda çok endişeliydik "Aynı zamanda aynı odada ve birlikte uyumaları nasıl olacak?"," Biri uyandığında diğeri ne olacak?" gibi sorularımız vardı. Fakat Selim, kendi tek başına uyurken Mert Ferit’in bizim odamızda yatmasından hoşlanmadığına dair tepkiler veriyordu. Artık anlıyordu ve biz buna bir çözüm bulmalıydık. Fakat cesaret edemiyorduk. Bu durum hiç ummadığımız kadar kolay çözüldü.

Antalya kitap fuarına gidecektik ve orada mecburen aynı odada yatacaklardı. Bu, anlamamız için güzel bir fırsat olacaktı. Ayrı odada olmaları için 1+1 ufak bir dairede kaldık. Herşey rutine uygun ilerledi. Kucakladık bebekleri yataklarına yerleştirdik ve çıktık. Ferit 10 aylık, Selim 25 aylıktı. Can kulağıyla odayı dinledik. O da nesi? Odadan sesler geliyor. Selim bir ses çıkarıyor, Ferit karşılık veriyor. Kıkırdıyor, gülüyorlar." Biz şimdi ne yapacağız, nasıl uyuyacaklar?" diye düşünürken, bir sıkıntı olana kadar müdahale etmeden, odayı dinledik. Bir süre sonra ses kesildi ve uydular. İlk kim yattı? Nasıl bir andı hala merak ediyorum. Bu inanılmazdı. Mutluluktan gözlerim doldu ve eşimle birbirimize sarıldık. Bu bir hayaldi ve bunu yaşadık. Tek çabamız bebeklerimizi en iyi, en doğru şekilde yetiştirebilmek.

Antalya ve İzmir’de geçirdiğimiz süre boyunca hep aynı sahne yaşandı. Önce seslenmeler, kıkırdamalar, gülmeler sonra uyku. Döndüğümüzde hemen odalarını düzenledik. Selim meğer kardeşinin odasına geleceği günü dört gözle bekliyormuş. Mutluluğu çok belliydi. Hala öyle, kardeşini sevdiği her halinden belli oluyor.

Ferit uyku konusunda hiç sıkıntı yaratmadı. Selim hala dönem dönem sıkıntı yaratıyor.

Bana kalırsa bebeklere uyku eğitimi verilmeden, daha ilk doğdukları günden bebeği tanımaya çalışarak, anlayarak bunu sağlamalı. Ben çok zor olacağını düşünmüştüm. Bunu başarmış biri olarak, sanılan kadar zor olmadığını söyleyebilirim. En azından uyku eğitiminden çok daha kolay inanın. Eğer bu şekilde olmadıysa ve bebeğinizin türlü türlü uyku sıkıntısı varsa o noktada ben uyku eğitimini savunuyorum. Yalnız burada da bebeğinizi tanımanız çok önemli. Selim’de ben, o hataya düştüm. Her yöntem her bebek için uygun olmayabiliyor. Bebeğinizi tanıyıp ona en uygun olan yöntemi tespit etmeniz çok önemli. Kararlı olmalısınız. Bebeğiniz ağladı diye onu alırsanız bebeğinize “Bu kadar ağlarsan seni alırım” mesajını vermiş olursunuz. Bebeğinize, ağlayarak istediğini yaptırmayı öğretmiş olursunuz. 

Bebekler büyük bir hüzün sonucu ağlamazlar. Düzenlerini geri istedikleri için ağlarlar. Bunu daha çok bağırma olarak yorumlayabilirsiniz. O dönem bana bu şekilde dediklerinde tam olarak anlamamıştım. Selim büyüdüğünde ve kendini ifade etmeyi öğrendiğinde bunu daha iyi anladım. Artık “anneee, anneee” diye sesleniyor. O dönemde de konuşabiliyor olsa muhtemelen “anne beni al, eskiden uyuttuğun gibi uyut” derdi :)

Uyku eğitimi dendiğinde bebeği odasında ağlamaya terketmek gibi düşünülüyor. Ben kesinlikle bundan bahsetmiyorum. Onun yanında onun saçını okşayarak uykuya dalmasına yardım etmek de bir uyku eğitimidir. Nasıl sofrada ona eşlik ederek yemeye teşvik ediyorsak, uykuya teşvik için yine yanında olarak ona güç verebiliriz. Tabii, bu sadece bir seçenek. Bir çok farklı yöntem var. Benim uyguladığım "geciktir- geciktir" 'i ise ancak son çare olarak öneririm. 

Eğitim verme kararı alırsanız, mutlaka bu konuda kitap ve yazılar okuyarak, bilgilerinizi perçinlemelisiniz. Uykusuzluk kader değil!. İki bebekli huzurlu uyuyan bir anne olarak bebeklerinize kaliteli bir uyku sunmanız için, bu süre zarfında elde ettiğim tecrübelerimi paylaşmaya çalıştım. Şu an Selim kesintisiz uyuyor. Ferit, bir ya da en fazla iki defa uyanıyor. 

Saat 9’dan sonra eşimle bana özel vakit kalıyor. Ben de gün içindeki yorgunluğumu atarak ertesi gün için bebeklerimle ilgilenecek enerjiyi buluyorum.

Anneyiz, babayız evet ancak ayrıca eşiz. Bunlar, birbirinin önüne geçmemesi gereken roller. Bu dengeyi sağladığınız noktada, ailenin daha huzurlu olacağına inanıyorum :)

Tüm ebeveynlere mutlu uyuyan bebekler, huzurlu, kesintisi çok olmayan uykular dilerim.

Harvey Karp 5S Yöntemi

1.       Kundağa sarma: Kollar aşağıda ve bacaklar serbest olacak şekilde sarmak,

2.       Yan ya da karın üzeri yatar pozisyonda tutma,

3.       Susturma (Şşşş sesi ya da beyaz gürültü),

4.       Sallama: Ritmik hareketlerle yavaştan hızlıya hafifçe sallama,

5.       Emme: Memeden, temiz bir parmaktan ya da emzik kullanıyorsa emzik.

Nasıl kundaklanacağı, tutulacağı, sallanacağı konusunda Harvey Karp’ın 5S tekniğini anlatan videoya buradan ulaşabilirsiniz.