Bu yazı farklı…

Bir sohbetin ortasındaymışız gibi yazmayı seviyorum. Sanki okuyan kişiyi uzun süredir tanıyormuşum ama onunla yeni birşeyler paylaşmaya karar vermişim gibi...Sanki senelerdir karşılaşmadığım bir dostumla kaldığım yerden devam etmemiz gibi...

Bu benim "annemisin"deki 5.yazım. İlk yazım hariç hepsinde, yazmaya başlamadan önce bir konu belirlemiştim. Ama yazmaya başlayınca öyle olmuyor, kendimi bambaşka bir konunun içinde buluyorum. 

Bugün size "anne olmak"la, “aile olmak”la ilgili kendi yaşadıklarımı yazmak istiyorum. Başlayalım bakalım yazı beni nereye götürecek…

Mutluluk, sevilmek, sevmek, paylaşmak benim için aile olmak demek. Evlilik sadece çocuk sahibi olmak için yapılmamalı ama çocuk evliliği tamamlayan parça demek. Evlilik; bir sorun olursa çözmek için yeterince uğraşmadan ayrılmak olmadığı gibi, çocuk için birlikte kalmaya çalışarak mutsuz olmak da değil. 

İlişkide çocuksuz geçen zaman ne kadar uzun olursa, çocuklu olan zamana uyumun da o kadar zor olduğunu düşünmüşümdür. Çocuk; ilişkinin başlarında gelse de zor, seneler sonra gelse de zor. Keşke bir formülü olsaydı. Kadın ve erkek birbirini ne kadar tanımalı, ne kadar zaman geçmeli, ne kadar maddi imkan hazırlamalı, işten ayrılmalı mı…Karar vermeye çalıştığınız konunun değişkenleri o kadar fazla ki. Kontrol edemeyeceğiniz o kadar çok şey var ki. “Bir çocuğunuz olsun istiyor musunuz” adlı yazımda söylediğim gibi, bu bir paket ve öncelikli olarak istemek gerek, istedikten sonra herşeye hazır olmak da peşinden geliyor.

Ben “çocuğum olsun” istedim. Sevdiğim adamdan, hayatı paylaşmaya karar verdiğim adamdan bir çocuğum olsun. Bana “anne” diyen bir varlık. Sadece bunu düşündüğüm zaman bile içimi sonsuz bir mutluluk dolduruyordu. 

Kendi anne babamı düşünüyorum, her ikisine de boşandıkları için hak versem de, bunun, 2 yaşındaki bir çocuğun elinden “herkesin ailesi gibi” bir aileye sahip olma hakkını aldıkları gerçeğini değiştiremeyeceğimi düşünüyorum…

Ama hayatın neler getirdiğini bilmediğimiz gibi, onlarla başa çıkma gücümüzü, başa çıkma şeklimizi de bilmiyoruz. Ne kendimizin ne de eşimizin…

Şimdi bu bilinmezliği bırakalım. Çünkü açık söylemek gerekirse ben hiçbirini düşünmedim. Gerçekten. O küçücük varlığı kucağıma almayı, küçücük ellerini ayaklarını öpmeyi, uyurken onu seyretmeyi, tatlı gülüşünü hayal ettim. Benim olsun istedim. Tamam canım babası da var tabii. Ama 9 ay ben taşıyacağım, ilk bağ benimle kurulacak değil mi ama :)  

Şimdi alıyorum ilk kızıma hamile olduğumu öğrendiğim günden itibaren yazdığım defteri ve başlıyorum “hamilelik günlüğü” yazı dizisine ve öncekilerde olduğu gibi bundan sonraki tüm yazılarımda da kendi fotoğraflarımı kullanmaya çalışacağım. 

Sevgiyle kalın...
 

(Üstteki resmi ilk kızım 8 yaşındayken yapmıştı "annem ve ben")


kişi tarafından beğenildi      2333 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share