Düş Yakamdan Lohusalık!

Beni bekleyen yeni serüvenin başkahramanı bebeğim haricinde bir de bu serüveni heyecanlı hale getirecek lohusalık hallerinin olması gerçekten hayatımı tadından yenmez bir hale getirdi. Ben zaten kucağıma gelecek küçük bir canlı ile nasıl baş edeceğimi bilmiyorken, sağ olsun herkes bana saçma konuşmalar yapmaya devam ediyordu. Uykusuz kalacaksın, tuvalete gitmeye vaktin olmayacak, yemek yemeyi unutacaksın, kolların ve boynun tutmayacak vs. gibi tüm durumları felaket tellalı gibi tek tek söylediler bana. Bir de demezler mi psikolojin öyle bozulur ki, kocan bile seni çekemez, etrafa sürekli ağzından ateş saçan ejderha misali bağırırsın, pörsük göbeğinle kendini Guinness rekorlar kitabına girmeye aday göreceksin, bebeğini reddedeceksin, emzirmek istemeyeceksin vs. vs. vs.

Allahım ben nasıl bir şeyin içine girdim!

Sakın heyecan yapmayın. Evet, psikolojiniz bozulacak ama bu aslında değişen, bir inen bir çıkan hormonlarınızın size kurduğu tuzaktan başka bir şey değil. Aylık regl döneminizde bile içinize başka biri girmiş gibi olmuyor mu, ya da vücudunuz rutin dışında belirtiler göstermiyor mu, sonuçta siz doğum yaptınız, bırakın hem ruhsal hem fiziksel her şey anormale dönsün. Normalde 6 hafta sürüp geçer dediler ama benim 6 ay içinde gittikçe hafifleyerek geçti. Hatta kimi arkadaşlarım emzirme bitince geçtiğini söylüyor. Ama sonuçta geçiyor ve sizin kışınız bahara dönüşüveriyor bir anda.

Ne yazık ki ben bu dönemde çok yemek yiyemedim; çünkü her şeyi süt yapsın diye yediğim için yemekten zevk alamadım. Yaşamak ve süt yapmak için yemek yedim sadece. Sebepsiz yere o kadar çok ağladım ki, hatta hemen arkasından kahkaha attığım da oldu. Bu da normal, zaten kadınlar duygusaldır. Siz hiç “Babam ve Oğlum” filmini izleyip hönkürerek ağlamadınız mı ? Düşünün, sizin evde bu filmden daha duygusal sahneler mevcut hali hazırda. Başta annem olmak üzere, en yakın arkadaşlarıma bile o kadar çok bağırdım, o kadar çok tersledim ki, şimdi düşününce hem çok gülüyorum hem de çok utanıyorum. Nasıl bu kadar saçmalamışım ben de inanamadım. Ayrıca kimse kusura bakmasın ama bence yeni doğum yapmış halimle de yeterince seksi görünebiliyordum. Aynada kendinize bakıp canavar görmüş gibi davranmayın. Uykusuzluktan gözaltlarımız çökmüş, kuaförsüzlükten tepeden tırnağa biçim değiştirmiş olsak bile yine de çok güzeliz, bir kere anne güzelliği geldi suratımıza. Ben buna hiç takılmadım çünkü bu bedene istediğim şekli vermek elimde diye düşündüm, ben nasıl istersem kendimi o hale getiririm, belki zaman alır ama imkânsız değil yani.

Benim lohusalıkta yaşadığım en ağır durum bebeğimi reddetmek oldu. Bir süre onu kabullenemedim. Sanki o benim kardeşim, annem onun annesi gibi davrandım. İnsanlar “Ne kadar gençsiniz, annesi siz misiniz yoksa?” diye sorduklarında, annem cevap verdi sağ olsun. “Ben annesiyim ama o da annesi” diye geçiştirdi. Sanırım sorumluluktan kaçtım, anneme atmak istedim bu görevi. Çok sevdim, onun için çok endişelendim, içim cız etti ama olmadı işte, yapamadım. Annem yıkasın, annem uyutsun, annem alt değiştirsin her şeyini annem yapsın ben sadece gözetmen olayım istedim. Emzirmek o kadar zor geliyordu ki, kaç kere istemiyorum deyip zorla emzirdiğimi biliyorum. Onu bırakıp kaçmayı bile düşündüm, nasıl olsa mama alıyordu, bir şekil bakarlardı ona. Ama zamanla tüm bunlar da geçti. Onun bana anlamlı bakmaya başlaması, ilk gülümsemesi, uyandığında gözlerinin beni araması, ağladığında benim kucağıma gelip susması, bana annesi olduğumu hissettirdiği o ilk dokunuş… Konuşamıyordu ama annem diye haykırıyordu adeta! (Not: Şu an gözümden süzülen bir damla yaş aslında anneliğimin vicdanı, eminim siz benim ne demek istediğimi çok iyi anladınız.)

Hepsi geçiyor. Zaman geçiyor, bebeğimiz büyüyor, vücut alışıyor, sevgi ve sabır sizin ilacınız oluyor. Mesela bebeğimi kokladıkça ve emzirmelerim arttıkça kendimi daha iyi hissettim. Eşimle beraber veya tek başıma arkadaşlarımla yaptığım planlar bana iyi geldi. Kendime bakmak, biraz zaman ayırmak, banyoda veya tuvalette bilerek geçirdiğim ekstra dakikaların bile tadını çıkarmak harikaydı. Yaptıklarıma veya yapmak zorunda olduklarıma of demeyi bırakıp, zevk almaya çalışmakta iyi geldi. Kafamı camdan çıkarmak, derin nefes alarak açık havada yaptığım kısa bir yürüyüşte muhteşem hissettirdi. Kendinizi iyi hissedene kadar eve misafir veya bebek görmeye niyetli kişileri de erteleyin, ben öyle yaptım. Günlük rutinlerinizi bebeğinize göre bir zaman planına oturtun, böylece işlerde daha rahat yürüyor. Kendinizi yemek yapma, etrafı toplama, ütü yapma vs. gibi zorunluluklardan sıyırın, bunlar size ekstra sorumluluk yükleyip, ruhunuzu sıkabilir. Elbet eşiniz size bu konuda anlayışlı davranacaktır. Ha bir de planlarınıza bebeğinizi de dâhil etmeye çalışın ki artık onun da hayatınızda olduğu gerçeğine alışma fikri yavaş yavaş gelsin.

Bir de ben bu dönemde Elif Şafak’ın Siyah Süt adlı kitabını okudum. Bulunduğum durumu dışardan bir gözle görmeme sebep oldu. Kesinlikle bu süreçte okumanızı da tavsiye ediyorum. Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor. “Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor. Öylesine benzersiz, öylesine kıymetli…aynı zamanda çetrefil, karmaşık ve kimi zaman hayli ağır.”

Lohusalıktan kaçamayacağız belki ama yakamızdan düşmesi ve onu tarihe gömmek için birçok fırsatımız olacak. Sadece kendinizi zamanın akışına bırakın ve bebeğinizle geçirdiğiniz anların keşkesini yaşamamak için biraz daha sabırlı olun.


kişi tarafından beğenildi      14800 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share