Tanem\'i beklerken

Benimkisi o kadar normal bi hamilelikti ki hamile oldugumu bile anlamam 6 hafta sonra, tesadüfendi. Erken doğumla ilgili hiç bir risk yoktu, en azından öyle sanıyorduk. Bir kontrölde tansiyonum yüksek çıktı ve sonrası kontrol edilemeyecek kadar hızlı gelişti. 10 gün içinde gebelik zehirlenmesi, bebeğime kan akışını yavaşlatacak kadar ilerledi ve doktorlar "en azından şu an alırsak %50 yaşama şansı var" dediler ve eklediler: "Kimsenin bebeğini karnından zorla alamayız!".

Karar vermek için çok fazla zamanım, aslına bakarsak başka da şansım yoktu. Vücudumda protein kaçağı vardı ve ellerimi ayaklarımı boşverelim, gözlerim kaybolacak kadar yüzüm şişmişti. Tansiyon dalgalanmaları ve "ne olacak" stresinden kafamı taşıyamayacak kadar ağır hissediyordum ve sağlıklı olmadığımı, olmadığımızı biliyordum.

26 kasım saat 10:47'de Tanem dünyaya geldi, entübe olarak. Sevgilim görmüştü kızımızı, ben henüz görmemiştim; çünkü magnezyumun bitmesi bir gün sürecekti, ertesi gün görebilecektim. Babasının ben sezeryandan çıkınca ilk söylediği "kızımız çok güzel biliyor musun" 'du.

Ertesi gün hayatımda ilk kez yenidoğan yoğun bakımı görecektim, küvözle ve entübeyle. Annelikle ve hiç bilmediğim karmaşık duygularla tanıştığımda, ben ne yaptım, nasıl bebeğimi almalarına izin verdim, vücudum bebeğimi taşıyamadı düşüncesi ve kendimi suçlamak dışında aklıma ilk gelen kızımız çok güzel biliyor musundu.

Yaşaması imkansız dedim. Tahsin'i bu kadar hayal kırıklığına uğratmaya hakkım yoktu, çok ağladım, çok sakinleştirici aldım. Hiçbir şey fayda etmedi. Anladım ki kendimi suçlayarak ve inanmayarak, hiç umutlanmayarak bu günler geçmeyecekti. Anneme baktım, tüm bu yaşananlara rağmen o hala umutlu, hala güçlüydü ve kızının yanındaydı. Ben de anne olmuştum, ben de güçlü olmak, orda beni bekleyen minik kızıma her gün gidip yalnız olmadığını hissettirmek zorundaydım. Bilmeliydi ki dışarda onu bekleyen çok güzel bir hayat var, yanımıza gelmek için savaşmalıydı.

Güzel kızım, anne karnında yaşayabilmesi olağan her şeyi küvözünde yaşadı. Kalbinin deliğini onardı, beyninde kanama başladı ve durdu, oksijeni yetti, yetmedi, 10 gr aldı 20 gr verdi derken taburcu olmamıza yakın sağ gözü lazer oldu hem de anestezi aldı. Kızımızı küvözünde ameliyathaneye götürmek, tüm güçlü olmaya çalıştığım günlerin boşa çıkması gibiydi. Bu durumda hangimiz güçlü olabilirdik. Tanem. Evet o çok güçlü! Hayranlık duyulacak kadar güçlü. Nefesini kendi alabilirse, hayata tutunursa ismi Nefes Tanem olsun demiştim doğumundan 3 gün sonra. Şimdi karşımda mışıl mışıl uyuyan güzellik benim Nefes'im.

57 gün sonunda kızımız yanımızdaydı. 22 ocak. İyi ki doğdu, bana, bize neler neler öğretti bir bilseniz siz de hayranlıkla izlerdiniz.

Tüm bu süreçte beni, bizi arayan, mesaj atan, iyi dileklerini güzel enerjilerini yollayan, işini gücünü bırakıp kalkıp yanımıza gelen hayatımızdaki tüm özel insanlara binlerce teşekkürler, iyi ki varsınız. Anladım ki kötü gün dostu olmak iyi günkünden çok daha önemliymiş.

"Senem anne oldun inanamıyorum, nasıl bir his?" diye soranlara ben "kadere inanmak annelik" dedim, "mucizeye inanmak".

Bebeğim karnımdayken şimdi çocuk yapmanın sırası mıydı diye düşündüğüm her an için kızım senden özür dilerim.

Sevgilim iyi ki bu kadar umutluydu, ailelerimiz iyi ki hep destek oldu. O muhteşem ekip iyi ki kızıma çok iyi baktı. Ve Allah kızımızı bize bağışladı. Bebeğimin kokusunu küvözde ona dokunmadan önce elime sürmek zorunda olduğum antiseptik kokusuyla karıştırdığım günler geride kaldıysa, her gün bayram artık.

Çok şükür.


kişi tarafından beğenildi      1080 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share