Ben anne olduğumda, yani sene 2005, internet yeni yeni hayatımıza girmiş, facebook kurulmuş ama haberimiz yoktu. Telefonlar ise henüz akıllanmamıştı, bilgiye ulaşmanın hala zor olduğu dönemlerdi. Benim anneme göre kolay ama şimdiki annelere göre biraz daha zor bir annelik dönemiydi.

Sabahtan akşama kadar sebepsiz ağlayan bir bebek ile baş başaydım. Çoğu günler karşılıklı ağladığımızı bilirim, doktorumuzu arayıp "bu susmuyor ne yapacağımı bilmiyorum, lütfen yardım edin" diye yalvarıyordum. Sonrasında çocuğumda "kolik" olduğunu, ağlamasının benim başarısızlığım olmadığını öğrendiğimde biraz rahatlamıştım.

Sonrasında eşimle kendimize yeni yöntemler keşfetmiştik. Rahatlatmak için fön makinesi eşliğinde uyutma, gecenin bir yarısı pijamalarla arabaya binip şehirde tur atma, büyüklerimizin tavsiyesi ile kundak yapıp uyutma gibi türlü türlü denemeler sonucunda 5 ayı tamamladığımızda doktorumuzun "daha erken" uyarılarını hiçe sayarak kızımı örümceğe oturttuğumuz gün kızımın tek ihtiyacının kendi kendine hareket etmek olduğunu farkettik. Karşılıklı huzura kavuşmuştuk.:))

Şu an 12 yaşında ve hala televizyon izlerken bile amuda kalkan, bebeklerle oynamak yerine erkek arkadaşları ile hırsız polis oynayan, prenses kıyafetlerinden oldum olası haz etmeyen, voleybol sevdalısı bir genç kız adayı kendisi.

Bu arada unutmadan belirteyim ki, 5.aydan sonra her şey süt liman olmamıştı maalesef. Sırada kabızlık, kardeş kıskançlığı, kreş maceraları, kekemelik, doğumdan önce yaşadığım down sendromu riski, doktorun "alalım bu bebeği daha iyi olur" demesi gibi bir dolu maceramızı da sonraki yazılarda sizlere aktaracağım.