Nefesle Beslenmek

Uzun bir aradan sonra tekrar kavuştuk. Evet sizleri yeni hikaye ve tarifler için beklettiğimden dolayı tüm annelerimden, anne adaylarımdan, bir gün anne olmak isteyenlerden ve küçüklerimden özür diliyorum. Oldukça geçerli bir sebebim var aslında, anneannemi kaybettim. Malumunuz taziye ziyaretleri, toparlanma süreci, geriye kalanlar filan derken birazcık dağıldım. Mazeretimi af buyurursanız çok bahtiyar olurum.

Bugün size birazcık yakın geçmişten bahsetmek istiyorum. Hayatıma 2 sene önce giren bir mucize! Meditasyon ve Ki topları.

Evet yanlış duymadınız basbayağı mucize diyorum. İki sene öncesinde bendeniz oldukça çabuk demoralize olabilen, o dipsiz kuyuya düştüm mü toparlanıp geri çıkmam epeyce uzun bir zaman alan biriydim. Tam da hayatımda karışık bir döneme denk gelmişti.

İşten ayrılma kararımla birlikte kendime yepyeni bir başlangıç yapma niyetindeydim. Kendi işimi kurmak, öncesinde birkaç seyahat ile kendimi şımartmak ve ödüllendirmek istedim. Derken bambaşka bir yolda buldum kendimi...

Çok komik. Siz tesadüflere inanır mısınız?

Ben o gün inandım.

O gün demişken bir kısa özet geçeyim.

Büyükada’ya anneannemi görmeye gitmiştim. Herzaman olduğu gibi...(Kendisini hikayelerimde çokça dinleyeceksiniz. O benim anneannem olduğu kadar en yakın arkadaşımdı.) İskelede yakın arkadaşlarımla karşılaştım, eve gitmeden önce beraber bir kahvaltı yapmaya karar verdik. O sırada ilk kez karşılaştığım bir kız oturdu masamıza, arkadaşlarımdan birinin yakın arkadaşıydı. Tabi mikrofon yine bende gelecek planlarımdan bahsediyor, yeni bir başlangıç istiyorum diye bas bas bağırıyordum. Henüz ayrılmamıştım işten. Bu yeni arkadaş bana bir kitaptan bahsetti. ''Mutlaka okumalısın, ben bu kişinin eğitimlerinede katıldım ve seni istersen tanıştırabilirim.'' diye bir lafı attı ortaya. Haydaaa. Ben adada nasıl bulurum ki o kitabı, ee haftasonu İstanbul’a inmeyide düşünmüyorum derken, arkadaşım ‘’hadi benle gel, varsa burda vardır’’ diye aldı beni adadaki tek kitapevine sürükledi. O sırada tabi benim aklımda deli sorular, ''Yahu adaya gelir mi daha yeni çıkmış.'' diyorum. Aaa baya var, orada bana bakıyor. Hemen kaptım hatta yukarı çıkana kadar 4-5 sayfayıda okumaya başlamışımdır.

Ama gel gör ki o kitap 1 senede bitmedi, bitemedi. Olmayınca olmuyor derler ya, gitmiyor. Yok yani o en başlardaki sürükleyicilik sanki yok oldu, kitap bana ben ona bakışıp durduk uzun bir süre. Artık ümidimi kaybetmiş, vazgeçmiştim bu sevdadan. Sonunda iştende ayrılmışım, koskocaman bir boşluk. Her sabah kalkmak zorunda olmadığım halde saat 7’de hazır ve nazır ev halkı huzurundaydım. İşte bende de öyle bir disiplin, bir iş aşkı.

Bir şeyler yapmam şart, boş oturamam deliriyorum. 

2 senedir freelance koşuyorum hayata, benim keyif neredeyse bende oradayım. Yaratıcılığımı kullanabildiğim her alanda varım. Masabaşı işi hariç her ortamda mutluyum. Mesela bana kağıt-kalem başı mum ışığı bir yemek teklif edin, koşarak gelirim. Hayalgücüm, bir kadeh şarap veya bir fincan kahve, mum ışığı ve ben. Mutluyuz. Mutfaktada şartlar kazan kepçe olarak değişiyor ama benden huzurlusu yok. Organizasyonlarda da davet sahibini dinleyerek birinin hayallerini gerçeğe dönüştürüyor olmak tarifsiz bir başarma, haz, gurur duygusu.

İşte bunlarla ben gayet iyiyiz.

Mutluyuz da, bu yetinebilme duygusuna erişmem işte o gün ile başladı. Tam işten ayrıldığım günün akşamı instagramda karşıma bu meşhur kitabın eğitimleri çıktı. Hemen aradım kayıt yaptırdım. Ertesi gün ödeme için aradılar bir tereddütteyim, meblağ hadi denecek gibi değil, biraz düşünmek lazım. Derken 2 gün sonra tamam dedim, uyuyorum uyanıyorum hala istekliyim. O halde buna gerçekten katılmalıyım. Ama yer kalmamış! Nasıl olur, inanamıyorum derken daha önce yaptırdığım kayıt silinmemiş ve yerim beni bekliyormuş haberini aldım. İşte o gün ben başka bir ben olmak üzere yola koyulmuşum meğer. 8 haftalık eğitimde öğrendiğim teknikleri uygulamaya düzenli olarak devam ediyorum ve inanın başmbaşka biri oldum. Artık oluruna bırakabilmek, olumlu düşününce istediğim her şeyin gelişebilmesi, geçmişte takılıp kalmamak, huzurlu olmak ve en önemlisi kolay mutlu olmanın yolunu buldum. Hem de çok kolay.

Nefes alarak. Sufii nefesi denen bu teknik o kadar basit ve etkili ki!

Yapmanız gereken rahat ettiğiniz bir yere oturmak. Çok ışıklı bir ortam olmaması beni daha rahat ettiriyor mesela. Mum, tütsü gibi zihni dinginleştiren öğeleride ortamınıza dahil edebilirsiniz. Meditatif müziklerde çok yardımcı oluyor, ben mutlaka tercih ediyorum. 10 dakikaya alarm kurun, daha kısa süre maalesef pek etki etmiyor. 10 dakika gündelik ihtiyacınıza yeterli oluyor ancak arzu ederseniz gayet tabi daha uzunda uygulayabilirsiniz.

10 dakika boyunca çok yavaş nefes alıp, daha da yavaş nefes vermeniz gerekiyor. Örneğin 5’e kadar içinizden sayarak alıyorsanız, 10’a kadar sayarak veriyorsunuz gibi bir denge düşünün. Bu nefesler sırasında hayalgücünüzü kullanmayı ihmal etmeyin, yani nerede olmak istiyorsanız orda olduğunuzu hayal edebilirsiniz ama lütfen nefeslere konsantre olmayı unutmayın. Bu uygulamayı akşam yaparken genelde ben uyuya kalıyorum, çünkü beyin dalgaları betadan alfaya geçiyor yani rahatlıyorsunuz. Gün içerisinde üzerinize çöken o ağırlığı salıveriyorsunuz. Sabahları güne zinde başlamak için ise harika bir yol, deneyin derim.

Beta dalgası genelde insanın huzursuz, stresli, telaşlı, korktuğu anlarda ortaya çıkarken, alfa ise mutlu, heyecanlı, dingin ve huzurlu olduğu zamanlarda kendini gösteriyor. Gün içerisinde baya "dalgalandım da duruldum" modunda oluyoruz yani.

Bu egzersizi her gün yapmaya çalışın, gözlemlediğinizde sizde fark edeceksiniz. Daha mutlu, daha pozitif, daha enerjik, daha huzurlu bir insan oluyorsunuz. Tabii, bu etki ile hayat daha güzel akıp gidiyor, karşınıza şaşırtıcı tesadüfler çıkmaya başlıyor. Bu basit ve zararsız egzersizi çocuklarınızada öğretmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hatta beraber yaptığnız zaman onlar için bence daha eğlenceli olacaktır.

Her şeyin temelinde yetinebilme duygusu var bana sorarsanız. Ve mutlu olmak için mutlu olmayı istemek ve basit şeylerden keyif alabilmek gerekiyor. Bu yöntem sayesinde çocuklarımıza önce kendi içlerinde mutlu olmayı öğretirsek eğer, bu engebeli hayat onlar için daha rahat yürünür bir yol olacaktır kanısındayım.

Ruhumuzu beslemeye başladığımıza göre şimdi sıra midede...

Sevgiler,

Yaso


kişi tarafından beğenildi      2309 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share