Selamlar efendiiim!

Size bir önceki yazımda Electra ve Oedipus komplekslerinden ve çocukların cinsel kimliklerini, cinsiyet rollerini fallik dönemde keşfettiklerinden bahsetmiştim. Bu konuyu, çocuğunuzda Freud’un savunduğu, bahsettiğim tarzda belirtiler görürseniz endişe etmemeniz ve çocuğunuzun fallik dönemin karmaşasını yaşadığını anlamanız için seçtim. Fakat bunun dışında sizlere -özellikle kadınlara- Psikoloji biliminin dehası olarak gördüğümüz Sigmund Freud’un “penis kıskançlığı” gibi ifadelerle kuramında barındırdığı, cinsiyetçi tanımlamalara karşı çıkan bir bilim kadınından, Karen Horney’den bahsedeceğim.

Psikanalizin ve Freud’un kadınlara ilişkin küçümseyici düşüncelerine karşı çıkarak başladığı yolculukta “kız çocukların erkek olma isteğine” (penis kıskançlığı) yönelik açıklamalar yapan psikanalize, “erkeklerin kadınların doğurganlık ve annelik özelliğini kıskanması” (rahim kıskançlığı) ile karşılık vermiştir. Freud’un bahsettiği gibi “ erkek üreme organına imrenme” olgusunu kabul etmediğini vurgular. Horney’e göre bu durum penis kıskançlığı olarak açıklanamaz; bu, toplum kültürünün kadın erkek rollerine atfettiği davranış örüntülerinden başka bir şey değildir. Freud’un bahsettiği toplumlarda savunduğu düşüncenin aksine erkeklerin kadınların doğurganlığına yönelik bir kıskançlık yaşadığını vurgular. Bu kıskançlık yüzünden erkekler kadınların eşit haklara sahip olduklarını kabullenmezler ve kadınların topluma katılım fırsatlarını en aza indirerek iddia ettikleri doğal üstünlüklerini korurlar. Tüm bunlara dayanarak Horney, psikanalizde yer alan cinsiyet üstünlüğü kavramını reddetti ve sanılanın aksine her iki tarafın da farklı farklı hayranlık duyulacak özellikleri olduğuna vurgu yaptı. Bu noktada Horney’in, Freud gibi kendi cinsiyetinden olanları üstün görmek gibi kompleksli bir düşüncede olmadığını ve oldukça eşitlikçi ifadelerle her iki cinsiyetin de farklı konularda üstün olduğunu ifade ettiğini görüyoruz. Eh ne diyelim, Allah hepimize bilim insanının bile objektifini nasip etsin!

Horney’e göre erkeklerin de kadınların da karşı taraf tarafından beğeni duyulan özellikleri vardır. Fakat erkekler çocuk doğurma yeteneklerinin olmaması nedeniyle diğer alanlarda başarılı olarak bu durumu dengelemeye çalışırlar. Ayrıca Freud kadınlıkla mazoşizm arasında gizli bir ilişki olduğunu ve kadındaki temel korkunun sevgiyi kaybetme korkusu olduğunu söyler. Bu korkunun da erkekteki iğdiş edilme (hadım edilme) korkusuna karşılık geldiğini savunur. Karen Horney’e göre mazoşizm bireyler arası çatışmaların bir sonucudur ve kadına özgü değildir. Mazoşistik kişilik eğilimleri iki ana davranış örüntüsü içerir:

Birincisi çekici olamama, önemsiz, etkisiz, değersiz olma duygularına neden olan öz-küçümseme eğilimidir. Kişi yeteneksizliklerini abartır. Bu kişiler silik olma ve köşeye sıkışma eğilimi gösteren kişilerdir.

İkinci eğilim ise doyumsuz bir sevecenlik ve ilgi açlığına neden olan asalakça yapıdaki kişisel bağımlılıktır. Horney, bu açıklamalarıyla mazoşist dürtülerin asıl kaynağının kişilik çatışmaları olduğunu gösterir.

Bazı kültürlerde kadınların sevgiye değer vermesi ve sevgiyi kaybetmekten erkeklerden daha fazla korkması için gerçekçi nedenler vardır. Ayrıca bu kültürel etki ve beraberinde gelen çevresel etkilerin Freud’ un gözlemlerini ve yazılarını etkileyerek onun kadınları ikinci sınıf insanlar olarak görmesine neden olmuştur. Eğer Freud’ un döneminde yaşayan bir kadın, erkek olmayı dilemiş ise bunun nedeni kültür tarafından maruz bırakılan kısıtlamalardır. Özgür bir toplumda bireyler kendi özelliklerinden memnun olabilirler. Dediğim gibi sevgili okur, özgür bir toplumda…