Küçükken olmak istediğim şeyi söylediğimde çevremdeki ‘yetişkinler’  tarafından genellikle olumsuz cümle ile karşılaştım. “Ama onu olmak istiyorsan şöyle yapmalısın”, "Böyle, böyle şeyler yapıyor musun ki olacaksın?”, "O mesleği olup ne yapacaksın?” gibi pek çok cümle, motivasyon kırıcı bir beden dili ile aktarılıyordu küçücük zihnime. Bunu, şimdi böyle ifade edebiliyorum. O zamanki hissiyatım aynen şöyle idi : “Ben yapamam” 

Bizlerin bu şekilde yetişmesini zamanın şartlarını düşünerek hoş karşılayabiliyorum. ( O da artık ‘yetişkin’ olduğum için.) 

Çocuklara yapabildikleri ile ilgili haklı övgüleri esirgemeyelim. Bazıları aşırı takdirin yanlış olduğunu söylüyor. Yerinde takdirler çocuğu şımartmak olarak görülmemeli. Aksine çocuğun yetenekli olduğu alanların diğerleri tarafından kabul gördüğü anlamına gelir. Bu da özgüven duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Kurduğu hayalleri, gerçekçi çerçevede değerlendirerek "Olamaz bu saçma’","Hiç öyle şey olur mu?’"gibi tümcelerle örselemeyelim. Neden olmasın? 100 yıl önce söylenseydi, şu anki teknolojiye nasıl bakılırdı düşünsenize.

İnsanlık için önemli bir keşfi yapan bir yetişkin olacak kim bilir? Zengin hayal gücü ile en iyi yönetmen, senarist edebiyatçı olacak belki.

Velhasıl küçük önemsiz görünen cümlelerimize dikkat edelim. Kendi önyargılarımızı çevremizdeki küçük çocuklara aşılamayalım. Güneşlerimizi karanlığa gömmeyelim.

Sevgilerimle,

www.dileksoylemez.com

Facebook  İnstagram @dileginimgeleri

“Hayat, ona ne yüklediğinle anlam bulur.” D.S.