annemisin.com ekibi olarak New York Üniversitesi’nden davranışbilimci ve istatistikçi Prof. Dr Selçuk Şirin ile çocukların eğitimi ve gelişimi üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

İyi okumalar…

Sizce bir anne babanın çocuğuna öğretmesi gereken en önemli 3 şey nedir? 

Öz denetleme. Kendini ifade. Hayal gücü. 

Çocukluktan itibaren hayal kurmanın çok önemli olduğunu söylüyorsunuz. Hayal kurmak neden önemli? 

Hayal dünyası, yaratıcılık için bir labaratuvar ya da oyun alanı işlevi görür. O nedenle çocuklarda yaratıcılık, problem çözme ve daha sonra adına eleştirel düşünce (sentez becerisi) dediğimiz bütün becerilerin kökünde, hayal kurma becerisi yatar. Hayaller aynı zamanda kişi için bir nevi yol haritası, hedef tahtası işlevi de görür. Ancak büyük hayaller kurabilenler ve o hayallerinin peşinde kaybolma cesaretini gösterenler bu dünyada bir iz bırakıyor. O nedenle hayal kurmayı çok önemli bir kazanım olarak görüyorum ben. Etrafta gördüğümüz insani gelişim adına her ne varsa, bunun adına ister inovasyon deyin ister keşif deyin, bu başarıların ardında bir hayalpereset muhakkak vardır. Çocuklarımıza hayatı buldukları gibi bırakmamaları için bir fırsat vermek istiyorsak, onların hayallerine bir kapı açmalıyız. 

Türkiye'deki anne babalar çocuklarının hayal kurması için neler yapmalı, nasıl bir yol izlemeli? 

Gez, Konuş, Oyna diye bir yazı var yeni kitabımda. Tam da bu soruya yanıt vermek için yazdım. Çocuklarda zaten olan bir özellik, bu hayal kurma becerisi. Bizim yapmamız gereken, çocukların önüne engeller koymaktan vazgeçmek ve onları bu süreçte teşvik etmekten ibaret. Yani çocuğunuzun etrafı keşfetmesine fırsat vereceksiniz. Bu özellikle çok küçük yaşlarda evi dağıtmasına izin vermek demek. Türkiye'deki evler çok derli toplu. Bu çocuk olan ev için iyi bir gösterge değil. O çocuk evin altını üstüne getirecek ki kendine ait bir ortam yaratabilme yetisini kazansın. Aynı şekilde kitapta uzun uzun çocuklarla daha doğuştan konuşmanın, onları dinlemenin önemini anlatıyorum. Bir de tabii çocukla çocuk olmak var. Oynamak yani. Bizim oyunlarımızda değil, onların oyunlarında onların kurgularında oynamak. 

Çocukların erken yaşta nasıl bir eğitim aldıkları çok önemli. Ülkemizde çok çeşitli olmasa da Montessori, Waldaorf gibi farklı eğitim sistemlerini benimsemiş okullar var. Bu konuda anne babalara tavsiyeleriniz var mı? Seçim yaparken neyi göz önünde bulundurmalılar?  

Öğretmenlere bakın. Öğretmenle uzun uzun konuşun. Okulun müfredatına ve fiziksel koşullarına da  bakın ama ilk koşul kadar önemli değil. İyi bir öğretmen her ortamda çocuğa olanak sunmayı başarır zaten.  Bir de ben kişisel olarak, akademik öğrenme hedeflerini çok önceleyen okul öncesi müfredatından çok uzak durmayı öneriyorum. Oyun odaklı bir müfredat daha yaşa uygun geliyor. Sınıf düzenine çocuk ne kadar geç geçerse o kadar iyi. 

Bir yazınızda "Çocuğunuza yapacağınız en önemli yatırım onlarla konuşmak" demiştiniz. Neden Hocam? 

Evet kitapta bunu biraz açtım. Okulöncesi dönem, özellike ilk 36 ay çocukların beyin gelişiminin neredeyse yüzde 80 oranında tamamlandığı dönem. O dönemde çocuğa ne kadar kendini geliştirme fırsatı verirseniz o kadar iyi. Bunun da yolu yukarıda ifade ettiğim üç ögeden geçiyor ama en çok da çocukla diyalogdan geçiyor. Özellikle kitap ve masallar üzerinden çocuğa hergün yeni bir kaç kelime kazandırdığınız zaman çocuğunuza en önemli yatırımı yapmış oluyorsunuz, çünkü okulöncesi dönemde zeka dediğimiz şey kelime hazinesinden ibaret. Ve detaylarını kitapta aktardığım bir araştırma gösteriyor ki çocuklar arası kelime hazinesi farkı ilkokul başlangıcında ortaya çıkıyor ve maalesef üniversiteye kadar kapanmıyor. Yani bu şu demek, eğer çocuğunuzun eğitimde başarısını önemsiyorsanız ortaokul, hele lise ve üniversite çok geç. İşe doğuştan başlamak gerek. Konuşarak, çocuğu merkeze alıp onu diyalogla zenginleştirerek başlamak gerek.  

Sizin anne babanızdan öğrendiğiniz ve çocuklarınıza aktardığınız en önemli şey nedir?  

Adam yerine konulmak! Ben çok küçük yaştan itibaren beni ilgilendiren kararlarda adam yerine konuldum. Çocuklarımıza da bu şekilde davranmaya her kararda onları da sürece katmaya önem gösteriyorum. Bu çocukların her dediğine evet anlamına ya da şımarıklığa değil, onlara sorumluluk duygusu aşılamaya yol açıyor. Özgüven böyle yerleşiyor.  

Son zamanlarda yaşanan olaylar ve ülkemizin durumuna baktığımızda sizce ülkemizde çocuklarımız için hala bir umut var mı?

Tabii. Umut olmasa son kitabımın adını Bir Türkiye Hayali koymazdım. Umut olmasa siz de bu blogu hayata geçirmez, bu soruları sorma gereği duymazdınız.

Nefes aldığımız sürece umut hep vardır.  

Prof. Selçuk R. Şirin, New York Üniversitesi’nde (NYU) davranışbilim ve istatistik dersleri vermekte ve NYU-Şirin Araştırma Labaratuvarı‘nda eğitimden siyasete geniş bir alanda bilimsel çalışmalar yönetmektedir. ODTÜ’den lisans, State University of New York’den (SUNY) yüksek lisans ve Boston College’den doktora derecesi alan Selçuk Şirin’in 70’i aşkın akademik yayını bulunmaktadır. Şirin’in ABD’de yayınlanmış Muslim American Youth adlı kitabı 11 Eylül saldırıları sonrası İslamofobinin gençler üzerındeki etkisini ortaya koyan ilk bilimsel çalışmadır. Dr. Şirin, Boston College ve New York Üniversitesi tarafından Öğretmen Mükemmeliyet Ödülü, Çocuk Gelişimi Vakfı tarafından Genç Araştırmacı Ödülü, Dünyadaki en büyük eğitim-araştırma derneği olan AERA’dan Yılın Araştırması Ödülü almıştır. Dr. Şirin İksara Veri Araştırma Analiz A.Ş. ve Bahçeşehir Araştırma Yöntemleri Okulu (BAYO) eşkurucusudur. Selçuk Şirin’in ilk Türkçe kitabı Yol Ayrımındaki Türkiye: Ya Özgürlük Ya Sefalet altı ayda10. baskıya ulaşmıştır. Ayrıca bilimsel verilere dayanarak hazırladığı yeni çıkan diğer kitabı, çocuklarımızın geleceği için daha güzel bir Türkiye'de olması gerekeni anlattığı, Bir Türkiye Hayali'dir. Selçuk Şirin ABD Bilimler Akademisi’nde çocuk gelişim komitesine üyesidir.