İyi hafta sonları sevgili Annemisin ailesi,

        Bugün sizlerle özel bir gün nedeniyle buluşuyoruz. Bugün bugünün ortaya çıkışına kaynak olanlar kadar “özel” ve önemli bir gün. Evet, onlar dünyanın en özel, en güzel çocukları ve özellikleriyle güzellikleriyle bu pazar günümüze anlam katıyorlar çünkü bugün 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü.

        Annemisin’de yazmaya başladığımdan beri çeşitli gelişimsel sendromlardan, gelişimsel problemlerden bahsettim. Bahsettiğim konuların dışında otizm ve benzeri nöro-gelişimsel bozukluklar konulu yazılar yazmak için de hep fırsat kolluyordum ki bugünün önemini düşündüm ve “Evet Aysu, bugün tam zamanıdır!” dedim. Şimdi sizlerle, otizm daha geniş tanımıyla "otizm spektrum bozukluğu"  nedir, sebebi nedir ve belirtileri nelerdir sorularına cevap bulacağız.

  • Otizm Spektrum Bozukluğu, üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır.
  • Otizm konusunda büyük işler başarmış Tohum Otizm Vakfının tanımına göre, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmaktadır.
  • Otizm konusunda önemli çalışmalara imza atmış Otizm Vakfı ise “Doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur.” şeklinde tanımlamıştır.

Sizinle paylaştığım üç tanımdan da anlayacağımız üzere otizm, başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan nöro-gelişimsel (nörobiyolojik) bir bozukluktur.

        Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur ve Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezinin verilerine göre 2006 yılında her 150 çocuktan 1’inde otizm görülürken, 2012 yılında her 88 çocuktan 1’inde otizm görülmüştür. 2014 yılında verilen son bilgiye göre de her 68 çocuktan 1’inde otizm görülmektedir. Cinsiyetle ilişkili olarak farklı görülme sıklığı bilgileri bulunmasına rağmen, ortak görüş, erkeklerde kızlardan daha fazla görüldüğüdür. Erkeklerde yaygınlığı kızlardan 4,3 kat fazladır.

        Günümüzde otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin araştırma sonuçlarına ulaşılmıştır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine dair pek çok görüş vardır. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

        Otizm genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Otizm spektrum bozukluğu başlığı altında geçen rahatsızlıkların hepsinde ortak olan üç alan vardır:

  • Sosyal etkileşimde bozukluk
  • Dil, konuşma ve sözel olmayan iletişimde bozukluk
  • Tekrarlayan davranışlar, kısıtlı ilgi alanları

        Amerikan Psikiyatri Birliği'nin yayımladığı kılavuza (DSM-V) göre Otizm, “Otizm Açılımı Kapsamında Bozukluk” olarak adlandırılıp, kendini iki alandaki yetersizlikle kendini göstermektedir:

  1. Toplumsal İletişim ve Etkileşimde Güçlükler:      

İlişki kurma ve sürdürmede zorlanma

Göz kontağı kuramama

Duyguları ifade edememe

Etkileşim başlatma ve sürdürmede zorlanma

  1. Sınırlı-Yineleyici Davranış Örüntüler (Tekrarlayıcı Davranışlar)

Basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler

Aynılıkta ısrar, rutine sıkı bağlılık

Sınırlı ve yoğun ilgi alanı

Duyusal az veya çok uyarılma

      Özetle çocuğunuz,

  • Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa,
  • İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,
  • Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,
  • Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa,
  • Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa,
  • Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
  • Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa,
  • Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa,
  • Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa,
  • aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa,
  • Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,
  • Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa,
  • Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa otizm açısından değerlendirme yapılması gerekebilir.

        Gördüğünüz üzere otizm hakkında araştırmalar yapılıyor ve bu araştırmalardan belli ölçülerde sonuçlar alınarak, otizm nedir, otizmin sebepleri ve belirtileri nelerdir şeklinde birçok bilgiye sahip olunuyor. Yapılan araştırmalar arttıkça ve toplum otizm konusunda bilinçlendikçe bu gelişmelere bağlı olarak otizmin tanılanması ve tedavisi gittikçe kolaylaşıyor. Otizm konusunda yanlış bilinenlerden biri otizmin tedavisi olmadığı ve zamanla daha da kötüleşen bir sürece sahip olduğu. Fakat günümüzde otizme yönelik özel kurumlar kuruluyor ve özel eğitim programları yapılarak eğitim çalışmaları yürütülüyor. Bu çalışmalar sayesinde otizm rahatsızlığına sahip çoğu birey, yaşam kalitesini yükseltiyor ve temel yaşam becerilerini kazanarak uzun yıllar yaşıyor. Bu noktada otizm konusunda toplumuzun yani bizim üzerimize düşen hiç kuşkusuz duyarlı davranmak, okumak, araştırmak, farkındalık kazanmak ve de kazandırmak.

Emin olun, biz fark edersek onlar için çok şey fark eder.

 Farkındalığımız, ayrıcalığınız olsun!

Yukarıda bahsettiğim bilgilere ve daha fazlasına www.tohumotizm.org.tr adresinden ve www.otizmvakfi.org.tr‘den ulaşabilirsiniz.