Başka bir ülkeden başka bir kültürden, evliliğim sonrasında Türkiye'ye geldim. İlk aşamada Türkçe'yi hiç bilmediğimden, yabancı dil bilmemin avatajlarını fazlasıyla yaşadığımı hissettim. Kızımın doğumu sonrasında, ilk hedefimiz bu rahatlığı çocuklarımın da yaşamasını sağlamak oldu. Öncelikle kızımın çocukluğu ile birlikte, ben de Türkçe'mi geliştirme fırsatı yakaladım. Onun eğitim materyallerini kullanarak, pratik yaparak ve gözlemlerimle, kendi Türkçe yeteneğimi geliştirdim. Bu süreç bana, bir çocuğun yabancı dil öğrenme sürecinin özellikle çocukluk döneminde nasıl olması gerektiğini öğretti.

Bu noktadan sonra, bildiğim diğer yabancı diller olan Fransızca, Arapça ve İngilizce 'nin çocuklarım tarafından öğrenilmesi için bir yol çizdim. Öncelikle kızımın Arapça ve İngilizce konuşma yeteneğine yardımcı olması açısından, ailece birlikte vakit geçirdiğimiz her an yabancı dil kullanmaya başladık. Aile tatilleri ve çocuk etkinliklerinde özellikle yabancı dil kullanımına dikkat etmeye başladık. Yaz okulları gibi çocuk gelişimine yardımcı ortamlarda da yine yabancı dil öğrenilmesini ön planda tutup, kızımızın pratik yapması ve gözlem yapmasını sağladık. Sonraki dönemde ikiz erkek çocuklarım dünyaya geldi ve tüm bu oluşturduğumuz süreci onlar için de sağladık. Böylelikle, hem çok kültürlü hem de dünyanın birçok yerinde rahatlıkla yaşamlarını sağlayabilecekleri yabancı dil yetenekleri gelişmiş oldu.

Çocukluk dönemindeki hızlı öğrenme özelliğinden ötürü, şu anda çocuklarımızın günlük hayatta sıklıkla kullandıkları yabancı dillerin alt yapısını oluşturmuş olduk. Bu durumun en önemli alt yapısı, çocukluk zamanını etkin bir şekilde kullanarak ileriki zamanlarında hiç unutamayacakları yabancı dil konuşma yeteneği için sürekli bir ortamın sağlanmasıdır. Sürekli yabancı dil kullanmalarını zorlayacak ortamlar oluşturarak, sürekli pratik ve gözlem yapmalarını sağlarsanız, bu özelliği geliştirmeniz çok kolay!

Sevgiler,