Çocuk Şebnem’den Çocuk Irmak’a

Hani hep çocuklarımıza nasihat veririz, uzun uzun anlatırız, bize sıkılarak bakarlar... Bu kez çocuk Şebnem’den kızıma mesaj göndermek istedim. Sonunda dayanamadım, annelik hormonlarım ağır bastı, o başka. :)

Sınıf birincisi olmak için uğraşma. Bazen sonuncu olmak bile güzel. Okulunun tadını çıkar… Hep birinci olmaya çalışırsan en ufak bir başarısızlıkta mutsuz olursun. Ne gerek var? (Benim bütün çocukluğum yarışarak geçti. Elime ne geçti peki? Yarışmadan da başarılı olmak mümkün.)

Bütün arkadaşların seni çok sevsin diye çaba gösterme. Herkes herkesi eşit derecede sevemez ki. Sen sevgini göster, saygını göster ama biri eleştirdiği zaman da hemen yıkılma. Bir de şu var, istesen de herkesi eşit sevemeyeceksin. Bunu fark ettiğin an üzülme.

Haksızlığa uğradığını hissettiğin an sonuna kadar hakkını ara. Seni, en iyi sen savunursun. (Bir de annenle-baban…)

Annenin sana sormadan elbiselerini, kitaplarını vermesine izin verme. (Benim bir terlik anım var ki, hâlâ içim cız eder hatırladıkça. Annemin de... Hatta bunu okuduğunda beni arayıp “ama yine mi” diyecek. Eminim)

Net ol. Bir şeyi istemiyor musun, “söyle.” Zorla yapma.

Empati kur; yani karşındaki insanın o an, sen bir şey yaptığında/söylediğinde ne hissettiğini anlamaya çalış.

Hatalar en iyi yaparak öğrenilse de zor durumda kalmamak, kendine zarar vermemek için anne babanın sözünü dinle. Her zaman olmasa da dinliyordum ben. Bak gerçekten…

Korkuyorsan, korkuyorum de. Kahramanlık yapmanın gereği yok. Korkmak, tıpkı sevinmek gibi çok normal bir his. Yeterki söyle… Söyle ki sana yardım edebilsinler.

Her söyleneni yapmak zorunda değilsin. Karar vermeden önce iyi düşün, iyice tart. Karşı çıkabilirsin. Bu senin en doğal hakkın.

“Ama o benden daha güzel”, “keşke benim de öyle bir odam olsa” diye düşünmen çok doğal bir süreç. Ama yapma. Elindekilerle mutlu ol. Sen çok güzelsin. Kendinin, sahip olduklarının değerini bil.

Teknolojiyi sev fakat teslim olma! (Nasıl şimdi tablet varsa bizim zamanımızda da Game Watch vardı. Onu da günde belli bir süre oynayabiliyorduk.)

Büyüyüp bakkala gitmeyi seveceksin ama sonra da “hep ben mi gideceğim” diye isyan edeceksin. Hazır ol.

Hayal kur. Hayal kurmak çok iyidir… Hepsinin peşinden de git. Olmuyorsa da yıkılma. Ayağa kalk ve devam et.

Ay bir dakika dayanamıyorum. Anne kimliğim öne çıktı yine… Öyle duygusal yazılar benlik değil sanırım.:)

Geceleri kendi yatağında yat. Bizi merak ediyorsan gel bak ama sonra kendi yatağında dön.

Soğuk havada kısa kollu tişört giyeceğim diye tutturma.

Bir yemeğin tadına bakmadan “sevmiyorum” deme.

“Ne” değil, “efendim…”

Tayt üstüne etek giyme be çocuğum… Benim gibi rüküş olma.

Tamam kendi kararlarını dinle de bize de ara sıra kulak ver cimciriğim.

Her tatlı yemek istediğinde “hayır” dediğim için bana öyle bakma. Bunu seni düşündüğüm için yapıyorum.

Bir de sen beni boşver, böyle kararlı davranmaya devam et. İtiraf ediyorum, bayılıyorum kendi kararlarını kabul ettirmek için direnmene, çaba göstermene. Lütfen hep böyle ilerle.

Bu yazıyı Irmak’a okutsam mı dersiniz? Zaten okuma yazma biliyor, artık her yerde yakalanıyorum. Google’a “Şebnem Seçkiner” yazıp arıyormuş.

Dikkat Şebnem dikkat. :)


kişi tarafından beğenildi      16507 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share