UYUSUN DA BÜYÜSÜN NİNNİ…

Sevgili anneler,

Her ne kadar zamanımızda bebeklerine, çocuklarına, yeğenlerine ya da torunlarına ninni söyleyen anneler, halalar, teyzeler ya da nineler hadi unutmayalım babalar ve dedeler kalmadıysa da sanırım hepimiz halen “Uyusun da büyüsün ninni…” deyişine aşinayızdır.

Ninnilerin yerini uyku CD’leri, televizyon programları, radyo kanalları, telefon ya da tablet ekranları alsa da uyku süresi bebek ve çocuklarımızın gününün yarısından fazlasını kaplamaktadır. Birçok annenin de çocuğu ile yaşamakta olduğu uyku sorunları devam etmektedir. Uyku doğal bir yaşam parçası olsa da öğrenilmesi gereken bir süreçtir. Doğumdan sonraki ilk günlerde ya da aylarda evde bulunanlar bebekler ile ilgilenirken görev bölümü ile günün 24 saatini paylaşarak bebek ile geçirirler ve bebek keyfine göre, ya da uygulandığı şekli ile bir uyku düzeni kazanır. Anne ve baba çocukları ile başbaşa kalınca ve iş hayatı da başlayınca anne ve babada uykusuzluk en önemli sorun haline gelir. Belki farkında değiliz ama bu bebeğiniz için de önemli bir sorundur. “Haklısınız hocam ama ne yapacağız?” diye soruşlarınızı duyar gibiyim.

Gece ve gündüz dünyamızın bir gerçeğidir. Dünyadaki tüm yaşamlarda olduğu gibi insan yaşamında da gece ve gündüz çok etkilidir. Yaşamımız kimyasal ve hormonal kontrol altındadır ve bu maddelerin salınımı gece ve gündüz farklılıklar gösterir. Bedenimizin ve organlarımızın faaliyetleri de bu maddelerin etkisi ile gece ile gündüz farklı olur. O nedenle doğumdan itibaren bebeklerimize gece ve gündüzü öğretmeliyiz.

Bebekler ilk günden itibaren koyu karanlık ortamlarda uyumalıdırlar. Odamızda mum alevi kadar sadece bebeği görebileceğimiz bir ışık olabilir. “Bebeğimi göreyim”, “Kusacak mı bakayım?”, “Nasıl nefes alıyor?”, “Yüzü kapanacak mı?” ya da “Şu güzelliği biraz daha seyredeyim” gibi yaklaşımlar veya başka nedenler ile yatak odasını aydınlık bırakmak bebeğin vücudunun hormon ve kimyasal maddeler salgılamasını etkiler. Ayrıca gece ve gündüzü öğrenmesini etkiler. Sonuç bebek kendine göre bir uyku düzeni tutturur, kısacası gece vardiyasında çalışan işçiler gibi bir hayatı olur.

Sonuç nedir?

Karanlık ortamda uyumayan bebeklerde “melatonin” salgılanması düzensiz olur. Bebek yeterli süre uyumaz. Melatonin salgısı düzenli olmaz ise “büyüme hormonu” salgılanması da etkilenir. Sonuç huysuz ve büyüme sorunu olan bebeklerimiz olur. İşte “Uyusun da büyüsün ninni…” buradan kaynaklanmaktadır.

Sevgili anneler, doğumdan sonra anne sütünün yeterli hale gelmesi genellikle 10-15 günü bulur. “Ağız” denen ilk sütten başlamak üzere az olan bu yapımı doğa bildiği için bebekler vücutlarında % 10 fazla su oranı ile doğarlar. Bu fazlalığı kullanarak da anne sütünün azlığından etkilenmezler. Lütfen kulağınıza bir küpe takınız ve üzerinde “Ağlamayan çocuğa meme verilmez.” yazsın. 2000 g kadar olan bebeklerinizi 2 saatten, 3000 g kadar olanları 3 saatten, 4000 g ve üzerinde olanları ise 4-5 saatten önce uyuyorlar ise zorla uyandırıp emzirmeyiniz. Kendiliğinden uyananları ise uyandıkları zaman emzirebilirsiniz.

Hem size hem de bebeğinize sağlıklı günler ve uykulu mutlu geceler dilerim.

Sevgi ile kalınız…


kişi tarafından beğenildi      1002 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share