Oğlumun bu cümlesini hala kulaklarımda duyar gibiyim. Ahhhh, Allahım ne zor günlerdi...

3 yaşa kadar her şey rahattı. Sabahları uyuduğu için, adeta parmak uçlarımda sessiz sedasız evden çıkarak işe gittim. 3 yaşla birlikte, sabahları tam kapıdan çıkmak üzereyken, odasından koşa koşa çıkarak, "anneeee işe gitme ......... lüfennnn işe gitme" diye hem bağıran hem ağlayan bir ufaklık....

Okuduğum kitaplarda, evden sessiz sedasız çıkmayın, sizin gittiğinizi görsün, ve akşam şu saatte eve geleceğinizi söyleyin yazıyordu. Evet, her sabah bende öyle yaptım. Zaten sabah erken uyanıyordu. Oğlumu bazen ikna edebiliyordum, bazen de ağlayarak bırakmak zorunda kalıyordum. Ağlayarak işe gitmişliğim çoktur. Annemin dediğine göre, kapı kapandıktan sonra, susup hiçbir şey olmamış gibi salona gidiyor diyordu. Ama gel sen bana anlat :(

Bu konuya çözümü aslında oğlum buldu. Bir sabah ağlayarak, "anne kahvaltı yapalım bari" dedi. Hemen kafamda ampul yandı. İşe gitmeden önce ona zaman ayırırsam sorun da kalmayacaktı. Bunun adı, beraber kahvaltı yapıp, çizgi film seyretmek oldu :)

Sevgilerimle ,