DUYGULARINI İFADE ETMEYEN ÇOCUKLAR

Okuldasınız, tüm gün ders gördünüz bazen oyun oynadınız, kazandınız, kaybettiniz. Öğretmeniniz ve arkadaşlarınızla etkileşim halindeydiniz. Bir arkadaşınız kantinde sıranızı kaptı, derste kaleminiz düştü, kalemi alırken çarpan kolunuz arkadaşınızın matarasını düşürdü ve o size söylenirken öğretmen gördü, hatalı olduğunuzu düşünerek sizi uyardı. Tüm bunları üzüntü, şaşkınlık, öfke ve hayal kırıklığı şeklinde biriktirerek eve geldiniz. Kapıyı açan annenizin ‘Hoş geldin’ öpücüğünden sonraki ilk cümlesi ‘Bugün ne ödevin var bakayım?’ oldu.

Ne yaparsınız?

Okulda pek çok duygu karmaşasını yaşayarak eve geldiniz ancak sizi karşılayan anneniz, nasıl olduğunuzu sormadan okulu hatırlatıcı bir cümle ile sohbete başladı. Biriktirdiğiniz tüm duyguları, öfke patlaması olarak, sizi en çok kabul eden kişiye –annenize- yönlendirirsiniz öyle değil mi?

Sanırım eğitim-öğretimin başladığı ilk aylardı, oğlum eve geldiğinde, okulun bahçesinin diğer tarafında evsiz bir ailenin olduğunu ve oradaki çocuğa (adı Haydar diyelim) bahçeden laf attıklarını ve dalga geçtiklerini anlattı. Bunu anlatırken aslında yanlış bir şey yaptığını düşündüğünü yüz ifadesinden anlayabiliyordum. ‘Niçin böyle yapıyorsunuz?’ diye sordum. Çünkü bu davranışın çok kez yapıldığını anlamıştım. ‘Herkes yapıyordu bende yaptım’ dedi. ‘Peki, o çocuk ne hissetmiş olabilir’ diye sorduğumda, durdu. Sonraki günlerde artık böyle bir davranışta bulunmadıklarını anlattı. Okul yönetimi de resimli brandalarla etrafı kapatmıştı.

Birkaç ay sonra, başka sınıftaki bir çocuğun diğer öğrenciler tarafından alay konusu olduğunu anlattı. Kendisinin de katıldığını ve o çocukla ‘bebelak’ diye dalga geçtiklerini söyledi. Sonra, kendi kendine aslında bu kelimenin diğerini yaralayıcı olduğunu fark etmiş olmalı ki  ‘Sanırım, bir daha söylemeyeceğim anne’ dedi. (Yeni neslin akran baskısının ‘bebelak’  olduğunu öğrenmiş oldum.  ‘Bebelac’ nesli çocukları!)

Aslında çocuklar, yaptıkları bir davranışın doğru ya da yanlış olduğunu, ona ne hissettirdiğini ya da başkasının ne hissettiğini anlayabilecek durumdalar ancak bunları açıklıkla konuşmak, ebeveyn-çocuk arasında zor bir olay.

Çünkü, biz yetişkinler genellikle duygularımızı bastırma ve ifade etmeme eğilimindeyiz. Üzgün, mutsuz ve bazen de mutlu anlarımızı dışsal faktörlerden alacağımız tepkileri düşünerek saklama yoluna gidebiliyoruz. Duyguları konuşmak yetişkinleri zorladığından, çocuklarla da bunları konuşmaktan çekiniyoruz ya da bilişsel öğrenmelerine, akademik gelişimine daha fazla önem gösterdiğimizden, farkında olmadan es geçiyoruz.

ÇOCUKLARLA DUYGULAR ÜZERİNE KONUŞMAK

  • Çocuklarla duygular üzerine konuşmak için başlangıç olarak duyguların tanımını yapmak, kendini ifade etmesine kolaylık sağlayacaktır. Yaşına uygun, günlük hayattan örneklerle tanımlamaları örneklendirebiliriz.
  • Gülümsüyorsun, çok mutlusun sanırım.’ ya da ‘Yüzün asık bir şeye mi öfkelendin?’ gibi sorularla çocuğumuzun duygular ve ifadeleri fark etmelerini sağlayabiliriz
  •  Ağlayan bir çocuğa ‘ağlama’ demek onun o andaki duygusunu yok saymaktır. Üzülene ‘üzülme değmez’ demek gibi. Bu sebeple en küçük bir olay dahi olsa o anki duygusunu önemsemek çok önemlidir.


Geçen gün resim içine saklanmış materyalleri bulacağı bir ödevi vardı oğlumun, yaptıktan bir süre sonra sinirlenmeye, bağırmaya başladı. Hepimiz gerildik, önce eşim ilgilendi, bağırdığı için onu odasına gönderdi ve orada devam etmesini istedi ama o babasından gerekli desteği alamadığını görünce bana yanaşmaya başladı. Öfkesinin sebebi bazı parçaları bulamamak ve bitirememekti, birimizden yardım istiyor, ödevlerine yardım etmediğimizi bildiğinden bunu açıkça söyleyemiyor, bu durum da onu iyice gerginleştiriyordu. Sonunda yanıma geldiğinde şöyle dedim. ‘Şu an çok gergin olduğun için odaklanamıyorsun, odanda beş dakika dinlen ve sakinleş, sonrasında yine bulamazsan ben sana yardımcı olacağım.  Sakin bir şekilde bu cümleyi kurmak her zaman yapılabilecek bir şey değil fakat çözüm, bizim sakin kalabilmemizde. Bir süre sonra yanıma geldi  ‘Odada nefes alıp 10’a kadar saydım anne’ dedi. Daha önce öğrendiğimiz basit sakinleşme tekniğimizdi bu. Kendi kendine uygulamış olmasına sevindim.  ‘Evet, şimdi bak bakalım’ dedim ve yine bulamadı. (Bunu biliyordum çünkü asıl niyeti; zor gelen ödeve destek arayışıydı, bulamaması değil). Bende bakmaya başladım, gerçekten zormuş, ben de bulamadım açıkçası ama o, birlikte bakmanın ve sakinleşmenin rahatlığı ile diğerlerini de bulabildi. ‘Oğlum, bu zormuş ben bulamadım’ dediğimde o bir tane daha buldu. Nihayet sorun çözülmüştü.

Bu durum başka bir anda olsa öfke patlaması karşılıklı bir hale dönüşür ve işler sarpa sarabilirdi. Burada niyet okumak devreye girmişti ve olay hepimizin lehine sonuçlanmıştı.

  • Bizler kendi duygularımızın farkında olamazsak çocuğumuza da yardımcı olamayız. Gün içinde kendi duygularıma odaklandıkça çocuklarıma daha anlayışlı davrandığımı fark ediyorum. Kendi duygularımı açıkça ifade ettikçe onların da edebildiğini fark ediyorum.


DUYGULARIN İFADESİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

  • Çocuklara duyguları tanımlayan hikâye kitaplarını küçük yaşlardan itibaren okumaya başlamak, her yaş düzeyine uygun olarak örneğin; küçük yaş gruplarında mutluluk, şaşkınlık, üzüntü gibi, ilkokul döneminde öfke, hayal kırıklığı, utanç, merhamet gibi duygular üzerine paylaşımlarda bulunmak, sorularla onların ifade etmesine yardımcı olmak. ‘Bu sana ne hissettirdi?’, bir olay karşısında ‘Bu senin başına gelseydi neler hissederdin?’ gibi, duygudaşlık kurmasını destekleyecek sorularla iletişimimizi kuvvetlendirebiliriz.
  • Anaokullarında oynanan çeşitli duygu oyunlarını internetten araştırıp çocuklarla evde de oynayabilirsiniz.
  • Sizlerde kendi duygularınız üzerine konuşabilirsiniz. Güzel bir haber aldığınızda mutluluğunuzu paylaşabildiğiniz gibi, yorgun, keyifsiz ya da üzgün olduğunuzda anlayabileceği şekilde basit açıklamalar yapabilirsiniz.


Ailelerin yaptığı ve benim en çok karşılaştığım sorun; çocukların pek çok şeyi anlamadığını düşünerek açıklama yapmaktan kaçınmaları, üzerini kapamaları ya da durumu geçiştirmeleri. Yaş düzeylerine göre anlatılan her bilgiyi anlayabiliyorlar ve zamanı geldiğinde size destek bile olabilecekleri durumlarla karşılaştığınızda ise mutluluğunuzun tarifi olmuyor.

Sevgilerimle,

Dilek Söylemez

“Hayat, ona ne yüklediğinle anlam bulur.” D.S.

İletişim: uzman@dileksoylemez.com 


kişi tarafından beğenildi      6570 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share