ANNELİĞE GEÇİŞ REHBERİ - LOHUSA ANNEYE ÖNERİLER

Bebeklerimiz… 

Doğdukları an itibariyle dünyamızı değiştiren mucizeler…

Kokuları cennet, dokunuşları kalbe ulaşan, gülüşleriyle içimizi eriten bebeklerimiz…

Hepsi ayrı, hepsi öyle özel ki… Aklımızı başımızdan alıyorlar. Ve her zaman duyup çok da anlamlandıramadığımız o cümleyi kullandırıyorlar,“anne olunca anlarsın” :)

Bir anda eski hayat duruyor. Bambaşka bir hayatın içinde buluyoruz kendimizi… Bilmek hazır olmak yetmiyor. Çünkü asla hazır olunmuyor. Asla tahmin edilemiyor yaşanacaklar. 

Hamileliğim boyunca çılgınlar gibi okudum, araştırdım, öğrendim. Hatta hazırım sandım cahilce :) 

Minik meleğimi kucağıma aldığımda hiçbir şey bilmiyor gibiydim. Her bebek ayrı bir bilinmezlik. Bu bilinmezlik, geçen günler ardından tecrübe olarak geri dönüyor.

Anne olduğunuzda herkes size yardımcı olmak adına tavsiyeler, öneriler verir. İlginç olanı, birinin dediği diğerinin anlattığından oldukça farklıdır. Bir de yeni bebek kucağınızda, lohusa kafası yaşıyorken bu olasılıklarla savaşmak ciddi sıkıntı yaşatır. Siz bebeğinize, bebeğiniz size alışacak, birbirinizi özümseyecek, güvenli bağlanma yaşayacakken, biri çıkar “kucağına alma, aman alışmasın” der. 

9 ay boyunca olabileceği en güvenli ortamda yaşayan bebek birden bire o alıştığı kalp atışından ayrı tutuluyor. Kordonla bir bağı kesilse de, bebeklerle annelerin görünmeyen bir başka bağı daha var. Genelde, o kucağa alışır diye kucağına alınmayan bebekler kaybetme korkusuyla daha çok anneye yapışır, daha fazla anne ister. "Ben o kadar dikkat ettim .... geldi kucağına aldı hemen kucağa alıştı" diyerek başkası suçlanır. Çünkü kendisi alıştırmış olamaz. Keza inandıkları gibi alışsa ne olacak. Ne kadar süre kucakta duracak bebek. En geç yürümeye başlayana kadar. Sonra tut tutabilirsen. 

Anne bebek nefes nefese yaşamışsınız ilk bir yıl çok mu kötü. O kadar kucağımda tutmama rağmen sürekli kucak isteyen bebeklerim olmadı. Henüz son derece özgür ruhlular. Ben kucağımda tutmayı bırakın, ikinci bebeğim Ferit'i sürekli slingle taşıdım. İlk üç ay orada yaşadı nerdeyse :) "ne kadar yakın, o kadar uzak" diyorum o yüzden.

Lohusa anneye gelen diğer güzel soru ise “sütün yetiyor mu?

Neden yetmesin? Neden süt yetmemesi gibi bir fikri uyandırırsınız kafada? 

Bebek ağlar. “Aç bu bebek, sütün yetmiyor”. Nedir bu sütle alıp verilemeyen. Doktoru, akrabası elele vermiş. Tek dert anne sütü. 

Ben bile yaşadım. Bile diyorum çünkü Mert Ferit doğduğunda Selim’i zaten emzirmeye devam ediyordum. Sütüm hep vardı. Yeni doğan bebeğe verecek birkaç damla sütüm elbette ki olacaktı. 

Çocuk doktoru odama her uğrayışında “emmezse, sütün gelmezse mama”. Abartmıyorum. Hatta “çiş yaptı mı? Yapmazsa mama” :) Emzirmeye devam ettiğimi söylemem nafile, sesimi duyuramadım. Cidden yeni doğum yapmış bir anneye söylenebilecek en kötü şeylerden biri bu. Bu nedenlerle mama veren çok anne biliyorum. 

O anneler de kendi deneyimlerinden hareketle, doğum yapacak annelere hazırladıkları hastane çantasına mama ve biberon koymalarını öneriyorlar. Şaka değil! 

Hastane çantalarında mama ve biberon bulunduran çok anne adayı var. Bu konu aslında göründüğünden daha önemli.

Bu ne demek? Süt üretiminin en önemli faktörü psikolojidir. Annenin kendine inanması çok önemlidir. Aklınızda “ya olmazsa” sorusu varsa evet olmayabilir. Siz hastane çantanıza mama, biberon koyarsanız, bu alternatif hep kafanızda olacak ve vücudunuzda ona göre hareket edecektir. 

Ben hep inandım. O bebek doğacak, o süt olacak:)  Aksi yok. Tabii olabilir de… Olursa biberon ve mamaya ulaşmak -hele hastanede- sizce ne kadar zor olabilir? Sıfır. Hiç zor değil. O yüzden lütfen hastane çantasına mama ve biberon koymayın. Doğaya ve kendinize inanın. Moralinizi yüksek tutun. Sütün artmasını sağlayan en önemli faktör bebeğinizi her istediğinde emzirmektir. Memeyi almazsa farklı pozisyonlar deneyin. Ten tene temas çok önemli. Emzirmek sadece bebeğin doyması değil, sadece anne sütü değil, anne ile bebeğin aralarında kurdukları en özel bağlardan biri. Bebeğin huzur ve güven bulduğu bir sığınak.  Bu nedenle "ne kadar emdi, kaç saat arayla emiyor, kaç dakika memede kaldı? " bunları hesap etmeyin. Sadece emzirin. Bebeğinizin en büyük ihtiyacı bu. Ve aslında sizin de. Ne kadar çok emzirirseniz rahmin toparlanması o derece hızlanır. Hamilelikte alınan kilolarınız eriyip gider. 

Bunu ilk hamileliğinde 25 kilo alıp 5 ayda hepsini verip tekrar hamile kalıp 20 kilo alan biri olarak söylüyorum. Aldığım 20 kiloyu ise 25 olarak geri verdim. Şuan 52 kiloyum :) Sadece sağlıklı beslendim ve emzirdim. Kesinlikle emzirdiğim için bu şekilde kilolarımdan da kurtuldum. 

İşin yanisi sadece emzirin. Süt üretecek diye tatlılar yiyerek boşa kalori almayın. Sütün kaliteli olması için sağlıklı beslenin elbette ancak şunu unutmayın, sütünüzü arttıran en önemli etken bol bol emzirmektir. Bebeğinizi dinleyin, içinizi dinleyin. 

Kulaktan kulağa gelen sözlere değil, bilgiye güvenin. Bilgi, erişilebilir durumda artık. Ancak ciddi bir bilgi kirliliği de yok değil. Doğru bilgi hangisi diye sorgularken buluyoruz kendimizi. Bu nedenle şu zamanda bile doğruyu bulmak bu kadar güçken, eskileri bir nebze anlayabiliyorum. Tecrübeler önemli ancak şunu unutmayalım ki tamamen kişiye özeller. Bizim için en özel tecrübe ise;

Bebeklerimiz…

Tek bakışıyla bizi kendine esir eden, koşulsuzca sevdiğimiz mucizelerimiz…

Nefesinde hayat bulduğumuz, içimizde kalbini hissettiğimiz, kucağımızda kendimizi keşfettiğimiz ruhumuzdan parça bebeklerimiz…

Uğrunda sınırlarımızı aşmadık mı? Aslında aşmadık :) Çünkü sınır yok. Konu annelikse duygu var, his var, içgüdü var, bağ var. Genlerimizde, doğamızda annelik var. Sadece inanın ve içinize bakın, sorgulayın. En doğru bilgiye oradan ulaşacaksınız. 


kişi tarafından beğenildi      3266 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share