Selam olsun, sabah ayazı, öğlen yazı, akşam poyrazı yaşadığımız bu döngüsel hava durumlu bahar mevsiminde, benim gibi yorgan döşek hastalanan okurlarıma!

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır dedik ama nisanın bu yönünü unutmuşuz sanırım :(. Bunu antibiyotiklerin, boğaz ve burun spreylerinin ve eritmeli granül ilaçların etkisini yaşamış biri olarak söylüyorum, bahar mevsiminin tatlı esintilerini nisana, mayısa atfedip o soğuktan ılığa dönememelerini marta yüklemek doğru değilmiş. Hele nisan gelince öyle kabanı, kazağı fırlatıp mevsimlik mont ve kısa kolluyla gezmek hiç doğru değilmiş!  Anlayacağınız üzere uzun bir süredir hastaydım ve size yazmak, sizinle konuşmak için büyük bir özlem duyuyordum. Ve geldim! :)

Bir önceki buluşmamızda OKB’den, nedenlerinden ve çocuklardaki belirtilerinden, etkilerinden bahsetmiştik. Kaldığımız yerden devam edecek olursak, bir önceki yazımı tamamlayıcı nitelikteki bu yazımda, sizlere OKB’nin tedavisi hakkında bilgi vermemin doğru olacağını düşünüyorum. Öyleyse başlayalım!

Çocukluk çağının ritüelleri çoğu zaman, şanslı numaralarının olması, çizgilere basmama, belli hareketlere reaksiyon göstermesi ve tekrarlaması gibi durumlardır ve bunlar normal günlük işlerin içindedir, sosyalleşmeyi arttırır, anksiyeteyi kontrol etmeyi öğretir ve çocukların gelişimlerini hızlandırır. OKB ritüelleri ise işlev bozukluğu yaratan, oldukça rahatsızlık verici ve sosyal izolasyona neden olacak biçimdedir; ayrıca içerik olarak (temizlik, kontrol etme, tekrarlama, istifleme) da farklıdır. Yaş ile OKB belirtileri arasında doğrudan bir ilişki yoktur.

Obsesyonlar ve kompulsiyonların içeriği klinik seyir sırasında değişebilir. En sık görülen belirtiler, bulaşma korkuları ve buna eşlik eden kompulsif el yıkama ve kaçınmadır. Anne-babasının ya da kendisinin güvenliğine ilişkin obsesif endişeler de yaygındır. Sayma, düzenleme, dokunma kompulsiyonları da yaygındır. Bir kısmı, belli bir obsesif endişeyi gidermek için yapılsa da; çoğu kompulsiyon "tam doğru" olana kadar tekrarlama biçimdir. "Tam doğru" olana kadar yapma çabası zihinsel ritüeller (sessizce dua etme, belli kelimeleri tekrarlama, belli bir şeyi düşünme, bir şeye belli bir biçimde bakma, vb.) biçiminde de olabilir. Bu tekrarlamalar, akademik performansı bozabilir.

Çocuklarda obsesif kompulsif bozukluğun tedavisini birkaç yönden ele almak gerekir:
 

  1. Aileye ve çocuğa bu hastalığın uzun süreli olacağı anlatılmalı, iyi takip ve uyum konusunda onlarla anlaşılmalıdır. Zaman zaman obsesyonların ve bunlara bağlı kompulsiyonların değişebileceği belirtilmelidir. Tedavi olmadığı takdirde, erişkin dönemde devam edeceği ve gittikçe bulguların yaşamı daha etkiler duruma gelebileceğini söylemekte yarar vardır.
  2. Çocukla beraber ailenin tedaviye katılımı önemlidir. Özellikle çocuk kompulsiyonlarına aileyi katmışsa ya da aile içindeki davranışlar hastalığı arttırıyorsa, ailenin de tedavide etkin yer alması şarttır.
  3. Çocuğun bireysel tedavisinde, obsesyonları için ilaç tedavisi gerekir. Bu hastalığın oluş nedenlerinde, biyolojik faktörler önemli yer tuttuğundan ilaçlar önemlidir. İlaçlar oluşabilecek ek sorunların giderilmesini de sağlar. Çocuğu destekleyici terapiler ve algılayabileceği yaşta ise davranışçı tedaviler de sorunun giderilmesinin önemli bölümleridir.


İlaç tedavileri ve bilişsel-davranışçı terapinin (BDT), tek başına ya da her ikisinin kombine edilmiş şeklinin erişkin OKB hastalarında etkili olduğu bilinmektedir.

OKB'deki BDT, üç tedavi şeklini kapsar:

Yüzleştirme ve yanıtın önlenmesi,

Bilişsel terapi (BT),

Gevşeme eğitimi.

Üçü içinde OKB'de etkinliği en fazla olan, yüzleştirme ve yanıtın önlenmesi yöntemidir. Bu yöntemin çocuklara uyarlandığı çalışmalar vardır ve çocuklarda da BDT’nin en önemli kısmını oluşturur. Ancak yine de pediatrik OKB'nin davranışçı yöntemlerle tedavisi, sistematik ve kontrollü çalışmalarla gösterilmemiştir ve bu konuda daha fazla bilimsel veriye gereksinim olduğu düşünülmektedir. Hastalığın çocukluk çağında ortaya çıktığı düşünülürse, yapılan araştırmaların bu dönemde yoğunlaşması fikri oldukça mantıklı gelmektedir.

Araştırmalar yapıldıkça ve daha net bulgulara ulaşıldıkça bu konudaki bilgilerimi güncelleyip sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bir sonraki buluşmamızda, daha “sağlıklı” bir şekilde görüşmek umuduyla hoşça kalııın! :)