Haksızlık yapıyor (muy)um?

Bazen diyorum “Çok mu haksızlık yapıyorum adama?” O, gelecekle ilgili kaygılarından bahsederken, eskisi gibi tam zamanlı bir işim olmadığı için, üzerime alınıyorum. Sanki her şeyin sorumlusu benmişim gibi.

O, yorgunum dediğinde “ama ben de yorgunum” diyorum, yoğunluğunu dile getirmesine fırsat vermiyorum sanki… Hatta birkaç kez “Sen bütün gün iş yerindesin, oturuyorsun, bana bak, o toplantı senin bu toplantı benim koşturuyorum bir şeyler yapabilmek adına, üzerine evdeki bütün işleri de ben yapıyorum, kim daha yorgun görelim” diyorum.

Irmak’la az oynadığında “tabii, baba olmak!” diyorum.

Evet, çok sevsem de, çok aşık olsam da, hislerimi her zaman dile getirsem de, yukarıda yazdıklarımı da yapıyorum. Sonra, ailece gittiğimiz bir etkinlik sırasında çocukla çocuk olduğunu görünce kızıyorum kendime. “Ne istiyorsun kadın” diye… Sen bu adamın bir bakışını severken, nedendir bu beklenti?

Çünkü. Hani hep “erkekler şöyle düz, böyle düz” diyoruz ya. Bu aslında onların bakış açısı.

Evde her şeyi benim kadar takan biri daha olsa yaşayabilir miyiz? Hayır.

Benim kadar panik olsa yapabilir miyiz? Hayır.

Bu bakış açısına da ihtiyacımız yok mu?

Onun içinde kopan fırtınaları dinlemek istiyorum, anlatmıyor. İlk tanıştığımız günden bu yana şikayet ettiğini duymadım hiç. Kayınpederimin rahatsızlığı nedeniyle çok zor zamanlar geçirdi bundan birkaç sene önce, yalvardım konuşmak için, yalvardım sarılmak için, ona dokunduğum an güçsüzleşeceğini hissettiği için uzak durdu belki de. Konuşmadı.

Bu da onun mücadele yöntemi. Neden benim gibi olmasını bekliyorum? Neden benim gibi olmasını istiyorum? Varsın anlatmasın… Sessizce yanında oturarak destek olamaz mıyım?

O beni tüm çılgınlıklarımla sevmedi mi? Ben ona bu haliyle aşık olmadım mı?

Şimdi aşamadığımız tek bir sorun var: Çok büyüterek yaşadığı gelecek kaygısı. Onun için de zaten gereken adımı attı. Üzerime düşen “beni suçluyorsun” demeden, sadece dinlemek… Tıpkı onun bana geçen sene yaptığı gibi…

Kadınları karmaşık, erkekleri düz olmakla suçlamasak daha güzel olmaz mı birliktelikler? “Erkekler bizi anlamıyor” derken iyi hoş da biz onları anlamaya çalışıyor muyuz peki? Neden daha güçlü olmalarını bekliyoruz? Biz nasıl onların kollarında kendimizi güvende hissetmek istiyorsak belki de onlar da aynısını düşünüyordur… O bana gelecek kaygılarından söz ederken haklı olamaz mı? Kendimi suçlamadan bakamaz mıyım aynı pencereden? Evet, kaygıları, korkuları var. Çünkü sırtında kocaman bir yük var bir zamanlar bölüştüğümüz. “Yanındayım” demem işe yaramıyor. Bırakayım konuşsun. O bana yük gibi bakmıyor ki… O, sadece konuşarak rahatlayacaksa neden buna izin vermiyorum?

Yazarken düşünüyorum, silmeyeceğim bunları. Aynen böyle yayınlayacağım. Çok sevdiğim insana neden bazen haksızlık yaptığımı düşünüyorum? Bence neden biliyor musunuz? Belki de “ben sana haksızlık yaptım öyle konuşarak, yanlış kelimeler seçerek” cümlesini duymak içindir? Belki tüm hırsım bana “istemeden” yansıttığı suçluluk hissi içindir…

Oysa gurur duyuyorum. Özellikle de son attığı adım için. Tıpkı geçen sene benim yaptığım gibi… Hepimizin kaygısı var, ancak sürekli bunları düşünerek geçiremeyiz günü. Geleceği düşünmeden yaşayan var mı? Yok! Fakat her saniye de bunun için endişelenerek geçmez ki…

Uzun zamandır bir oyun oynuyorum. Çok mu kızdım bir şeye, birine? Hemen kağıda eksileri artıları yazıp iyi yönden bakmaya çalışıyorum. Şükretmenin yanında, yaşadığım şeylerde pozitif tarafı görmek için uğraşıyorum. Başka şekilde düşününce işin içinden çıkamıyorum.

İşte bu da benden hem kendime, hem de size bir itiraf olsun…

 


kişi tarafından beğenildi      10660 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share