Bebekleri Kandırma Sanatı

Bebekleri kandırmak?

Bu konuyu hiç sorgulamadım. İçimdeki ses buna hiç müsade etmedi, ihtiyaç duymadı. Bebeğimin dürüst olması benim için en önemli kriterlerden biri. Bunun için örnek olmalıydım elbette. Ancak gördüm ki bu hiç de kolay değildi :)

Bebeklerde irade mi? Toplumumuzda gözlemlediğim kadarıyla bebekler, elbette ki bilmeyen, hatta anlamayan, kolaylıkla kandırılabilen, saf varlıklar olarak nitelendiriliyor.  Abartmıyorum evet evet saflar değil mi? Bu halleri de akıllı büyükleri için birer eğlence malzemesi! 

Şimdi şöyle bir gözden geçirelim. Kim şimdi anlatacağım sahnelere şahit olmadı? Genelde anne ya da bebeğin bir yakını eliyle yüzünü kapatır ve ağlama sesi çıkarır. Ufak bir aralıktan da bebeğin tepkisini gözlemler. Çünkü o bir denek. Bebeğin vereceği tepki genelde ağlamak olur. Büyük kişi bunu devam ettirir ve bebeğin tepkisinin ne noktaya ulaşacağını merak eder. Korkma ve endişe noktası zirveye ulaştığında, büyükler hep bir ağızdan gülerek "şaka şaka anne şaka yaptı, yok anne iyi" gibi sözlerle kaldırıldığını anlayamayacak bebeğin şakayı anlaması beklenerek bebek yatıştırılır. Anne yapmasa da bebekler, er ya da geç bu sahneyle karşılaşır. Kendimden biliyorum. Tabii ki durdurdum o sahneyi. Bu gereksiz, anlamsız eziyetin benim gözümde hiçbir mantıklı açıklaması yok. Bebeğim kimsenin eğlence malzemesi değil.

Benzer öyle çok örnek var ki. Hafızanızı azıcık taradığınızda göreceksiniz. "Anne yok gitti", "anne benim artık", "sen benim ol". Genelde en değerlisine dokunulur ya da en değerlisinden koparılır. Hatta en basiti, gelen çok samimi olmayan bir misafir bile benzerlerini yapabilir. Genlerimizde var bu çok doğal ki :) Veda için bebek son bir defa kucağa istenir. "Biz aldık seni, anneye bye bye yap." Bazı çocuklar dışarı çıkma meraklısıdır el sallar :),  bazısı ise terkedilme, önemsenmeme duygusuyla yüzleşip o endişeyle gözyaşlarına boğulur. Belki de derin yaralara neden olur. İki sonuçta da karşılıklı gülünür. "Bak kerataya hele, bizi hemen sattı, seni seni". İşin özü bebek değil denek yetiştiriyoruz. Bebeği olanlar bilirler. Sürekli bir deney, sürekli bir sınav.

Çocuklara sorular bitmez. "Anneyi mi babayı mı daha çok seviyorsun, göster bakalım" diyerek çocuğu ter içinde bırakırlar. Zorunlu bir şekilde anne baba arasında seçim yapması gerekir. Peki neden? Yaptıklarımızın nedenini sorguluyor muyuz? Amannnn neden sorgulayalım, abartmaya gerek yok bir şey anlamazlar değil mi? 

Gün gelir o bir şey anlamayan bebekler büyür ve devran döner. Kandırır sürekli. Sonra "nasıl bu çocuk bu hale geldi" diye sorar hale gelirler. Etme bulma dünyası diyorum buna. 

Peki bebeklerin iradesi var mı? Ne kadar ciddiye almalıyız? Ne zaman bir birey gibi davranıp karşımıza alıp ciddi ciddi konuşmalıyız? 

Bebekler belki de en ciddiye alınası varlıklar. Anlıyorlar. Derinlerinden hissediyorlar. En ufak davranışımız, karakterlerinin yapı taşını oluşturuyor. Ellerimizle, yüreğimizle bir insan inşa ediyoruz. İradelerini dinlemeli, buna saygı duymalıyız. Oturup onunla konuşmalıyız ki o ciddiye alındığını, önemsendiğini hissetsin. 

Ama yok, kandırmak çok kolay. Hatta okuduğum bir çok kitap hep kandırarak bir çözüm oluşturuyor. Katılmıyorum. Kandırılan bebekten dürüst bir bireyin yetişmesini beklemek bana mantıklı gelmiyor. Hayır her çocuk yalancı değil. Biz adeta yalancı bir nesil yetiştirmek üzere kodlanmışız.

Bebeğin elinde kendisine zarar verecek bir eşya var diyelim ya da bebeğin zarar verebileceği bir eşya :) Gördüğüm deneyimlere göre %100 herkes, hadi %99 olsun ben yapmıyorum ;) "aaa bak kelebek" gibi bir şey diyerek dikkat dağıtıp elinden alır ya da elinden alır, arkasına saklar "aaa kayboldu, nerde yok" deyip kandırır. Ya da "elindekini ver sana daha güzel bir şey vereceğim" diyerek Özgür Bolat'ın deyimiyle ödülle cezalandırır. Bu en kolay yol gibi düşünülür. Halbuki bugün onlara kolay gelen yol, yarın içinden çıkamayacakları zorlukların zeminini oluşturur. Amaç anı kurtarmak olmamalı. Halbuki deneseler, çoğunlukla bebekle ciddi ve kararlı şekilde konuşarak, istendiğinde istenileni yapıyor. Yalnız bu durum bir kereye mahsus olmamalı. Anne baba bebekleri doğduğundan itibaren bu yolu seçerse, bebeklerine her zaman birey olarak davranır, ciddiye alır, kandırmazsa, kararlı ve istikrarlı şekilde konuşursa bebeği kandırmaya gerek kalmaz. İki bebeğimde de bunu deneyimledim. Sayelerinde bu konunun ne kadar ciddi boyutta olduğunu farkettim. Çünkü yakınım olan kişilerle ne zaman bir araya gelsek. Şaşkınlık içerisinde sürekli bebeklerimin kandırılmaya çalışılmasını izliyorum. Ne yazık ki sıklıkla bir müdahale durumu yaşıyorum. Bebeklerim benim sorumluluğum. Birileri alınıp, gücenir diye susacağım bir mevzu değil bu. Herkes kendi bebeğini yetiştirsin. Saygı duymayı öğrendiğimiz noktada her şey çok daha güzel ve kolay olacak. 

Bebeklerimize saygı duyarak, iradelerini dinleyerek bugünden bir adım atabiliriz. Unutmayın, hiçbir şey için geç değil. Değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir :) Belki, hatta yüksek ihtimalle kandırılarak büyütülen bir nesiliz. Bizim için bile geç değil. Dürüstlük güçtür. Kendini sevmektir, kendine güvenmektir. Dürüstlük huzur verir. Yastığa kafanızı koyduğunuzda stresli olmazsınız. Belki günümüzde dürüstlük ve iyilik, saflık olarak nitelendiriliyor. Saf olmak güzeldir. Sonuca baktığınızda kazanan siz olursunuz. Tabii kazancı ne olarak gördüğünüz önemli.


kişi tarafından beğenildi      5135 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share