Merhabalar sevgili okurlar,

Baharın çiçeğiyle poleniyle, yeşiliyle güneşiyle artık tam anlamıyla geldiği bu günlerde parklar, bahçeler, sahiller ve deniz kenarları kuş cıvıltılarına eşlik eden bebek sesleriyle mevsimi müjdeliyor. Çimlerde emekleyen, yürümeye çalışıp tökezleyen, yeni yeni yürümeye başlayan minik kahramanlarımız, bir yandan da doğanın ve çevrenin seslerini taklit etmeye çalışıyor, cıvıldarken kuşlarla yarışıyor. Allahııım ne güzel mevsim, ne güzel günler!

Bahar bahanesiyle küçük prenslerimizden/prenseslerimizden ve onların cıvıltılı seslerinden bahsetmişken dil gelişimleri ve sesleri hakkında konuşmaya devam edelim.

Dil gelişimi doğumdan itibaren başlayan koordineli gelişim ve öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır. Tüm bebekler dili öğrenmeye öncelikle sesleri öğrenmekle başlarlar. Dil gelişimi ile beyin matürasyonunun yakın ilişkisi olup 3 yaş dolaylarında belirgin dil kazanımı beklenir. Doğumdan sonraki ilk 3 ayda ekspresif dil gelişimi fonem (ses) düzeyde değişimler ile kendini gösterirken, 3-9. aylar morfemik (hece) düzeyde, 9-18. aylar sentaks (cümle) düzeyinde, 18-36. aylarda ise semantik (anlam) düzeyde dil kazanımı sağlanır. Bu kadar teknik bilgi yeter :) Şimdi birkaç adımla bebeğinizin dil gelişimini nasıl destekleyebileceğinizi görelim.
 

  • Gün içinde onunla yaptığınız şeylerle ilgili konuşun, sürekli olarak ona ismi ile hitap edin, kendisini ifade ederken yüzünüze bakmasını sağlayın. Konuşurken ona gülümseyin ve ona dokunun.
  • Çocuğunuzun size yönelmesi için sabırlı olmalısınız. Bu yaşlarda dikkat süresi oldukça kısadır, eğer hemen tepki vermiyor ise onu acele ettirmeyin. Sabırlı olun, hemen organize olamayabilirler, çaba göstermeye devam edin.
  • Dikkatini çekmek için elinize kukla, bebek vb. objeler kullanabilirsiniz. Ses tonunuzu alçaltıp yükselterek dikkatini çekebilirsiniz.
  • Kucağınıza almak için kollarınızı kaldırdığınızda size yönelmesini bekleyin, bunun için ona fırsat tanıyın. Aynı davranışlar için hep aynı kelimeleri kullanmaya özen gösterin. Bu onun bazı kelimeleri pekiştirmesini sağlayacaktır.
  • Kelimelerin her zaman gerçeğini kullanın takma isimler kullanmamaya özen gösterin. (Yemek yerine mama, oyuncak yerine cici, dışarıya çıkmak yerine atta gitmek vb.)
  • Çocuğunuzun size yönelttiği her sese mümkün olduğunca cevap vermeye çalışın, ilgisiz kalmayın.
  • Hoşlandığı şeyleri tespit edin ve bunları kullanarak iletişimi arttırmaya çalışın. (Müzik dinlemeyi seviyorsa şarkılar aracılığıyla dil gelişimi sağlayabilirsiniz. Oyun oynamayı seviyorsa kullandığınız oyuncakların adlarını, rengini, şeklini tekrarlayarak yeni kelimeler öğrenmesini sağlayabilirsiniz.)
  • Harfleri çıkarmaya başladıklarında bazı harfleri yanlış yere koyabilir ya da bir kelimeyi yanlış telaffuz edebilirler, bu şekilde davrandığında onu eleştirmeyin, üstüne gitmeyin. (“Su” yerine “bu” diyorsa kızmayın ve su demeye devam edin.) Bazı ebeveynlere bu tip teleffuz yanlışlıkları şirin gelebiliyor ve kullanmaya devam edebiliyorlar. Bu, dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
  • Evin belli bir köşesini kitap okuma köşesi olarak belirleyin, her akşam aynı saatlerde yaşına uygun olan resimli hikâyeleri alarak bu köşeye gidin ve birlikte okuyun. Dikkati kısa sürelidir, bir süre sizi dinlemiyor gibi gözükse de siz okumaya devam edin, yanınıza gelecektir. Hakkında konuştuğunuz nesneyi gösterin, dokunmasını sağlayın.
  • Dil gelişiminde televizyonun zararı çok büyüktür. Dil gelişimi henüz başlamamış ya da tamamlanamamış olan çocukların kesinlikle televizyon izlememesi gerekmektedir.


Bahsettiğim dönemlerin her biri gelip geçmesine ve sıraladığım 10 maddenin hepsi gerçekleştirilmesine rağmen bebeğinizin dil gelişimi döneminin gerisinde seyrediyorsa bir uzmana danışmanız doğru olacaktır. Şöyle ki, bir çocuk duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dil bilgisine sahip olabilir ancak konuşma için gerekli organlar (dil, dudak vb.) işlevini yerine getirmediği için konuşamayabilir. Başka bir çocuk konuşma için gerekli organları işlevlerini kusursuz yerine getirebildiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.

Bir çocuk başkalarının söylediklerini algılamakta veya duygularını, düşüncelerini sözel olarak aktarmakta güçlük yaşıyorsa o zaman bu bir dil bozukluğudur. Diğer yandan bir çocuk sesleri doğru ve akıcı bir şekilde çıkarmakta zorluk çekiyorsa o zaman bu bir konuşma bozukluğudur. Dil ve konuşma bozuklukları çocuklarda birbirinden ayrı olarak ya da beraber görülebilmektedir.

Bireydeki dil bozukluğunun dilin hangi bileşeni veya bileşenleriyle ilgili olduğunu saptamak için dil değerlendirmesinin geniş bir yelpazede, dili oluşturan tüm bileşenlerin, dil ve konuşma terapisti tarafından teker teker değerlendirilerek yapılması gerekir.

Konuşma bozukluğunda ise kişi hangi sesleri çıkartabiliyor, hangilerini çıkartamıyor ya da hangi sesleri kelimenin belirli yerlerinde kullanabiliyorken hangilerini kullanamıyor gibi faktörleri belirleyen testleri yaparak ya da konuşmanın akıcılığını ve hızını ölçerek bir konuşma değerlendirmesi sağlanabiliyor. Böylece bireyin dil ve konuşma problemi daha ayrıntılı analiz edilebiliyor ve dilin hangi bileşeninde ya da konuşmanın hangi bölümünde ne kadar bozukluk olduğunun saptanmasıyla bireye uygun terapi planı hazırlanabiliyor. Gerekli görüldüğü durumlarda terapist; işitme testi, KBB ya da nörolojik muayene de isteyebilir.