Meğer yavrum benmiş, ben annemmişim.

Çocukken gece korktuğumda anneme sarılınca, kaybolurdu korkularım. Şimdi ben kovuyorum yavrularımın korkularını.

Meğer annem bir kahramanmış; güçlü silahları sırtıma annem takmış. Düşüp de yaralandığımda, önce sevgisiyle iyileştirirdi yaralarımı, sonra ilaçlarla.

Meğer annemin parmakları sihirliymiş. Parmaklarımdaki sihir, bana annemden geçmiş. Tam düşecekken veya kaybolacakken, annem belirirdi bir köşeden, korurdu beni yaşadığım tehlikeden.

Meğer annemin kanatları varmış, sırtımdaki kanatları bana annem takmış. En yorgun zamanlarında, hastalık ve sıkıntılarında, acısını gömüp sahneye çıkan bir oyuncu gibi gizlerdi yaşadıklarını annem. Bizli hayata, yine dimdik devam ederdi.

Meğer annem usta bir sanatçıymış, vitrinimdeki  'oscar'  bana annemden kalmış. Üfleyince temizleyen, püf deyince yok eden, ceeeelerle geri gelen, kokusu burnumdan hiç gitmeyen, hep yanımda olan bir periymiş annem. Duymayan kulağım, kırılan ayağım, yazan parmaklarımmış.

Meğer annem bir melekmiş. Üstelik tamamen de gerçekmiş. Sırtımdaki kanatlar, sihir yüklü parmaklar, çocuklarıma yaptığım kahramanlıklar, biriktirdigim 'oscar' lar annemin eseriymiş ve benden de çocuklarıma emanetmiş.

Tüm 'gerçek' annelerin ANNELER GÜNÜNÜ KUTLARIM.