OYUNCAK MI? HAYAL GÜCÜ VE ARKADAŞLIK MI?

Konu çocuk olunca, bazı ebeveynler sadece çocukları odaklı hareket edebiliyor. Çocuklarımızı düşünürken bulundukları mekanın neyi gerektirdiğini, varsa diğer çocukları hesaba katmamız çok önemli. Konu basit ama konu mühim.

Oyun alanlarına, parka, çocuklu eve misafirliğe, çocuklarını - bebeklerini oyuncaklarıyla beraber götürmelerini hiç doğru bulmuyorum.

Oyun alanına oyuncağıyla bir çocuk girdiğinde mutlaka kavga çıkar. Oyuncağı başkası almak ister. Alır belki de, sonra o çocuğun elinden iletişimle o güzel oyuncak alınmak istenir. O ağlar, diğeri çığlık atar. Bir başkası iç çekerek bakar. O oyuncak oyun alanının olayı olur. Birçok defa anlattığım benzer durumlara şahit oldum. Hiç gereği yok.

Çocuğunuz o oyuncağı çok seviyor olabilir. Ancak her şeyin bir yeri var. Oyun alanında toplar, kaydıraklar, en güzeli arkadaşlar varken çocuğunuzu oyuncağıyla beraber alana bırakmanız mantık dışı. Buradan tüm annelere, ebeveynlere sesleniyorum. Lütfen çocuklarınızı çocuk olan ortama oyuncaklarıyla beraber sokmayın. Bu ciddi problem nedeni olabiliyor.

Parka belki bir alışveriş sonrası spontan şekilde uğrandı, çocuğunuzun elinde de oyuncak vardı. Bu bir derece mantık alır bir durum. Ancak mümkünse o oyuncakla girmemesini sağlamak doğru olanı diye düşünüyorum.

Çocuk olan bir eve gittiğinizde ise, o evde bir dünya oyuncak zaten vardır. İki taraftan biri paylaşmak konusunda yeterince iyi değilse yine kızılca kıyamet kopabilir. Evdeki oyuncaklar her iki çocuğa da yeter ve bu şekilde olunca paylaşmayı öğrenmek için de fırsat doğar. Hiç oyuncak olmasa bile çocukların hayal gücü onlara yeter de artar.

Benim küçükken bir kırmızı ayım vardı. Hiç yanımdan ayırmazdım. En yakın dostumun da mavi ayısı vardı :) Bizim için çok değerlilerdi evet ama daha değerli bir şeye sahiptik. Hayal gücüne… Herşey hayal etmekle başlamaz mı zaten. Çocuklarımızın hayal gücünü destekleyelim.

Önemli diğer bir konu ise çocuğunuz için yanınızda yiyecek taşımak. Mümkünse yedirip çıkarmak en doğrusu. Yanımıza su almak bu durumda yeterli olur. Eğer yemek alacaksanız da lütfen sağlıksız, ambalajlı abur cubur almayın. Açlığı bastırabilecek ve paylaşmanızda sakınca olmayacak yiyecekler almanız en güzeli olur. Kuru meyve, meyve gibi sağlıklı bir gıda tercih edilebilir.

Parka gittiğimizde bir çanta dolusu abur cubur yanlarında getirenler oluyor. Göz hakkı diye haklı olarak Selim’e, Ferit’e uzatılıyor. Paylaşımcı bir milletiz, bu çok güzel ancak nerden alındığı belli olmayan ambalajlı, şekerli gofreti yedirsem dert, yedirmesem dert. Yanımda sağlıklı bir atıştırmalık olsa da o ilginç gelen, diğer çocuğun yediği gıda daha değerli geliyor. Döndüklerinde akşam yemeği yiyecekler diye planlıyorum ancak birçok defa planladığım gibi olmayabiliyor. Ara sıra sağlıksız gıda yemelerinde çok sakınca görmüyorum. Vücudun görmezden geldiğini okumuştum. Açıkçası buna inanıyorum :) Bu şekilde olduğunu yazan uzmanlar var. Tabii bu ara sıra kavramı önemli. Bazısı için, günde bir gibi düşünülmesin lütfen. Ayda bir, belki iki gibi düşünebiliriz.

Sonuç olarak; diğer çocukların olduğu bir ortama çocuğumuzu dahil ettiğimizde biraz daha ince düşünmemiz çocuğumuzun da daha sağlıklı zaman geçirmesini sağlayacaktır. Oyun alanına çocuklarımızı eğlensinler diye götürüyoruz. Bir oyuncak yüzünden ağlayan, “ah keşke benim olsa” diye iç geçiren çocuklar görmek cidden benim için hiç de keyifli olmuyor.

Annelik zor, anne olmak büyük sorumluluk. Ve en önemlisi bolca sabır gerektiriyor. Yeniliklere açık olmak, yaptığımız hataları kabullenebilmek ise anneyi geliştiren en önemli erdemlerden. İnsanlar hata yapan varlıklardır. Dün doğru olarak gördüğümüz, bugün yanlış gelebilir. Bu çok doğal bir durum. İşte bu öğrenmektir. Ne demiş ünlü filozof Sokrates: “En bilge kişi bilmediğini bilen kişidir”. Bilmediğimiz daha çok bilgi var bu hayatta. Gelin anne olmayı da hepbirlikte öğrenmeye çalışalım :)

Yukarıdaki haliyle yazımı tamamladıktan sonra Selim’le akran bir çocuğu olan yakın dostlarımızla pikniğe gittik. Giderken yanımıza araba, scooter alsak mı diye düşünüp vazgeçtik. Onlar yanlarında bizim çocukları da düşünerek bisiklet, scooter gibi birlikte eğlenebilecekleri araçlar getirdiler. O an eşimle “keşke bizde getirseydik” diye hayıflandık. Ancak durum hiç de istenilen gibi olmadı. Birinin aldığı diğerine kıymetli geldi. Sürekli bir savaş ve elde etme çabasını izledik. Ve bu yaşananlardan hiçbirimiz memnun kalmadık. Bu durumu aramızda konuştuğumuzda arkadaşların olduğu alana bu şekilde araçlar getirmemenin daha sağlıklı olacağı konusunda hemfikir olduk.

Doğa zaten başlı başına bir oyun alanı. Oyuncaklardan kurtuldukları zamanda bizim çocukluğumuzda olduğu gibi toprakla, ağaçla, çakıl taşlarıyla oynamaya başladılar. Hatta Selim solucan yuvası buldu. Solucanları keyifle incelediler. Toprağının havalanmasına ihtiyacı olan menekşem için iki tane solucanı evimize getirdik :) Selim’le Ferit solucanları toprağa bırakışımızı heyecanla izledi.

Karıncaları izlediler. Yerden bulduğu ufak tahta parçalarını ağacın gövdesinde kabuğu kopmuş alanlara yama yapmaya çalıştı. Hayal güçleri devreye girdi. Evet böylesi daha güzel.

Ben yaşadığım tecrübeleri aktarmaya çalışıyorum. Yetiştireceğim evlatların doğayı, hayvanları sevip değer vermesini önemsiyorum. Arkadaşlarıyla sosyalleşmesini, paylaşmayı öğrenmesini önemsiyorum.

Bir çocuk özgürce kirlenebilmeli, toprağı, suyu, rüzgarı kucaklamalı. Koşmalı, düşmeli... Acıyı da, heyecanı da yaşamalı… Öğrenmenin en önemli adımı tecrübedir. Bizim nasihatlarımızdan çok daha etkili olduğu kesin.

Öpelim, sevelim ama en önemlisi güvenip fırsat verelim. Sınırları nereye uzanıyor görelim. Özgür bırakalım. Eteklerimize yapışan çocuklarımız mı? Eteklerimize yapıştıran biz miyiz? Bunları düşünelim. Gereksiz yere müdahale etmekten kaçındığımız noktada ayakları yere basan, sorumluluğu kucaklayan bireyler yetiştirebiliriz.

Ellerimizle şekil verdiğimiz çocuklarımız sadece bizim için değil, tüm insanlık için çok değerli. Zübeyde Hanım bir Atatürk yetiştirdi. Tüm cihan etkilenmedi mi? Bu sadece bir örnek. Daha niceleri yaşadı, insanlığa soluk oldu. Biz de bunu başarabiliriz.

Sağlıklı nesiller, mutlu çocuklar için elele verelim :)


kişi tarafından beğenildi      2210 kez okundu
  • Yorumlar(2)
  • Vildan Özdursun

    24.08.2017 13:58

    Çok teşekkürler :)

    zuykahaslug

    29.05.2017 18:48

    Yine guzel bir yazi kalemine saglik...

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share