Kıyaslama Yapmadığını Söyleyenlere Derin Analiz

Merhabalar, bir önceki yazımda kardeş kıskançlığı ile ilgili konuya değinmiştim. O yazımda, kıyaslama yapmanın çocuk psikolojisinde sağlıklı bir yaklaşım olmadığını internet ortamında çocuk yetiştirme ile ilgili biraz araştırma yapmış birinin bile bunu kavrayacağını düşündüğümden çok fazla üzerinde durmamıştım. Bu konuyu es geçtiğimde ‘Acaba gerçekten de öyle miydi?’ diye düşünmeye başladım. Şu şekilde açıklayayım; kıyaslama yapmadığını düşünen herkes gerçekten de yapmıyor muydu? Artık çoğu ebeveyn şu cümleleri kurmuyor; ‘Bak ağabeyin gibi ol’ ‘Kardeşin ne kadar uslu’ ‘Sen niye ablan gibi yapmadın?’ ‘Küçük kardeşin bile anladı sen anlamadın!’ Bu tür cümleler pek kurulmuyor, yoksa kuruluyor mu? :)  Ben bu cümlelerin kurulmaması gerektiğinin bilindiğini düşünerek, kıyaslamanın ortada görünen kısmına değil de farklı boyutuna değinmek istiyorum.

Geçenlerde katıldığım bir seminerin sonunda birkaç anne ile sohbet etme fırsatım oldu. Şimdi ergenlik döneminde olan ikizlerinden birinin çok hırslı başarılı diğerinin olmadığını anlattı. Annelik ve çocuk yetiştirme hakkında paylaşımda bulunup hoş bir sohbet yaşadıktan sonra izin isteyerek yanlarından ayrıldım.

Anne aynı, baba aynı, şartları aynı yaşayan iki kardeş neden birbirinden farklıdır hiç düşündünüz mü? Bu örneğimizde olduğu gibi ikizler bile neden farklıdır?

 “Tabii ki doğuştan getirilen bireysel farklılıklar yüzünden’ dediğinizi duyar gibiyim. Bir yere kadar bu doğru kabul edilebilir ama bir kişilik biçimlenirken, kalıtımsal özeliklerin kişiliğe etkisi çevresel faktörlerden daha azdır. Hele ki konu, başarı gibi davranışa dayalı bir özellik ise kalıtımsal etmenler devre dışı kalıyor. Fizik, ruh, zihin açısından ‘normal’ kabul edilen çocuklarda kalıtımsal özelliği bertaraf ettiğimize göre geriye çevresel faktörler kalıyor. Bu da ilk sosyal çevre yani anne-baba oluyor.

Hiç kıyaslama yapamamış olsanız bile çocuğunuzun herhangi bir davranışına verdiğiniz tepki diğer çocuğunuzu da etkileyecektir.

Bir çocuğunuza hata yaptığında aşırı tepki vermişseniz diğer çocuk şöyle düşünecektir. “Anne babamın sevgisini, ilgisini, değerini kazanmak için; hata yapmamalıyım, daha çok çalışmalıyım, başarılı olmalıyım” vs.

Bir çocuğunuzun başarısını aşırı şekilde övgü ve takdire boğmuşsanız diğer çocuk şöyle düşünebilir. “Ben zaten ağabeyim/ablam/kardeşim gibi olamam, onun kadar iyi resim yapamam, -o benden daha iyi, daha başarılı, daha eğlenceli, daha konuşkan-  ben onun gibi yapamayacağıma ve övgü alamayacağıma göre o zaman hiç denemeyeyim.” şeklinde gerçek dışı düşünce kalıpları geliştirebilir.

Peki, ne yapacağız? Haydi, size yaşanmış örnek vereyim.

Dün akşam oğlum ve babası uyku saati konusunda tartışıyorlardı. 7 yaş gizil latant dönemde olan benim oğlan ‘Bana değer vermiyorsunuz!’ diye serzenişte bulundu. Bende o anda tartışmaya katıldım. Sakin kalmaya eğittiğim ses tonumla (şaka değil) “Gerçekten babanın bu isteğinden bunu mu anladın? diye sordum. “Tamam değer veriyor biliyorum ama şu an ona kızgınım, ben ona değer vermiyorum” şeklinde cümlesini değiştirdi. İşin özü, o anda çocuğun duygusunu tam olarak ifade etmesine fırsat yaratmak. Kızgınlığını, bana değer vermiyorlar şeklinde yaşamasını engelleyip sadece kızgınlığına dikkatini vermesini sağladım.

Asıl anlatmak istediğim ise ondan sonra başladı. O an yaşanırken kızım da şöyle bir cümle kurdu  “Ben uyuyorum değil mi baba, en çok oyuncağı bana alacaksın.” dedi. Yaş 5 sayılır. Akıllı uslu olursam bana ödül verecekler. Daha akıllı uslu olmalıyım ki daha çok oyuncak alayım. Beş yaşındaki bir çocuğun mantığı bu şekilde işliyor. O an yuvarlak bir şeyler dedi eşim, bende artık bu söylem üzerine düşünür de düşünürüm. Evet, bana çocuğumun doğru inanç kalıbını oturtması için yeni bir çalışma alanı açıldı.

Son olarak diyeceğim şudur ki biz nasıl pek çok şeyi duyup kendi süzgecimizden geçirip belli kalıplar oluşturarak büyüdüysek çocuklarımız da öyle. Önemli olan o anda bunu fark edip doğru olanı gösterebilmek.

Hepinize fizik, ruh, zihin sağlığı yerinde, özünde mutlu çocuklar yetiştirmek yolunda kolaylıklar diliyorum.

Sevgilerimle,     

Dilek Söylemez/Psikolojik Danışman  

http://www.dileksoylemez.com         

İletişim/Facebook: Dilek Söylemez                                                                                      


kişi tarafından beğenildi      3007 kez okundu
  • Yorumlar(2)
  • Dilek Söylemez

    20.05.2017 18:44

    Vildan Hanım aileye katılan her bireyle birlikte aile içi dinamiklerde değişiyor. Siz de çok güzel gözlem yapmışsınız yavrularınızla ilgili. Kardeş arasında büyük küçük yaşa göre etkilenmede ayrı oluyor. Hatta bir de ortanca kardeş sendromu diye bir olgu da var. İlişkiler ağı çok geniş ve tek bir doğrusu olmayan bir konu. Ancak amacımız ruh sağlığı yerinde kendini ifade edebilen mutlu çocuklar yetiştirmek. Size de bu yolda kolaylıklar diliyorum, yaş arası az anne olarak sizi çok iyi anlıyorum.

    Vildan Özdursun

    18.05.2017 21:58

    Nasıl da güzel bir konuya değindiniz. Özellikle benim açımdan 14 ay araları olan iki evladım var. Selim ilk gözağrım. Anne ve baba ilgisini en üst düzeyde alma fırsatı oldu. En azından ilk 14 ay. Aslında Ferit\'in gelişiyle bu durum çok da değişmedi. Selim uyumlu, sevgi dolu, dost canlısı, güler yüzlü bir çocuk. Ferit aynı anne babadan ama inanılmaz farklı. Ben dediğinize tamamen katılıyorum. Doğuştan gelen karakterin çok büyük bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Daha çok yaşadıklarıyla şekilleniyorlar. Kendini bildi bileli hep bir rakibi var

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share