EMZİRMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ AÇIKLIYORUM

Efsanevi sıvı anne sütü. Nitelikleri anlatmakla bitmeyen mucizevi bir sıvı bu. Peki neden ilk fırsatta başka seçeneklere koşuluyor? Başka seçenekler öneriliyor?

Anne olunca anladığım konulardan biri de işte bu :)

İlk altı ay anne sütü vermek sağlık sıkıntısı yoksa hiç de zor değil. Ancak zorlaştırılıyor. Kafa karıştırılıyor. Nasıl mı?

Tüm serüven bebeğinizi kucağınıza almanızla, hatta bazılarımızda daha hamileyken başlar... Daha önce değindiğim konu, hastane çantasına mama ve biberon koyarak en başta bir sıfır yenik başlanabilir. Herkes için aynı psikolojik etkiyi göstermese de mama gibi bir alternatifin olduğu fikri zihine yerleşince süt üretimi olmayabiliyor.

Hele sezaryen olacaksanız. “İlk bir hafta sütün gelmez” şeklinde net cümleler duymanız da muhtemel. Halbuki birçok sezaryen olan dostumda şahit oldum, daha doğum olmadan sütünün olacağına inanıp, rezene çayları içip, dereotu gibi süt üreteceğine inandıkları gıdaları tüketip, psikolojilerine o sütün üreyeceğine inandıran arkadaşlarımın sezeryan olmalarına rağmen şakır şakır sütleri gelmiştir. Süt üretiminde en önemli etken psikolojidir. İnanmaktır.

Doğum olur. Bebeğin ağzına tatlı sürülmesi gibi yönlendirmeler gelir en başta. Açıkçası ben bile düşünmüştüm. Bir bebeğin sindirim sistemi, bağırsak florasının ne denli önemli olduğu konusunda hiç bilgim yoktu. İyi ki eşim o telaşla hurma almayı unuttu da ilk tattığı şey anne sütü oldu.

Gelen yakınların ilk yönelttiği sorular yine anne sütü ve emzirmeyle ilgilidir. Çok net ilk soru “Ağrın var mı, nasılsın, bebeğin nasıl?” olmaz. “Sütün var mı, yetiyor mu, memeni tuttu mu, mama veriyor musun?” şeklinde olur. Hatta çocuk doktorlarının da favori konusu mama olur. Halbuki tüm panolarda, broşürlerde “ilk altı ay anne sütü” yazar.

Hafif sarılık başlangıcı mı var “mama”, azıcık kilo kaybı mı oldu “mama” bunlar en basiti. Bu kulaklar neler işitti. Kilosu fazla olana mama, uykudan sık uyanana mama. Elbette gerekli durumlarda mama verilmeli.

Çok güzel doktorlarımız var, ancak sayılarının çok olduğunu düşünmüyorum. Anne “mama mı versem acaba” diye endişe duyarken, kendinden şüphe ederken doktoru “sık sık emzir bir hafta sonra kontrol edelim ona göre tekrar değerlendiririz” diye yönlendiriyor.

İlk üç, dört ay bir nebze rahatsınızdır. Dördüncü ayda beklenen o soruyu işitmeyen var mı acaba “meyve suyu verdin mi” :) Gün geçtikçe çevreden gelen sesler yükselir. “Az, az yemeklerden tattırmaya başla artık, yoksa tatlara alışamaz, yemek seçer” Hatta sağlık ocağındaki hemşire “yoğurda başlayabilirsiniz artık” der. Bana dedi. Yoğurt oldukça alerjen bir gıdadır. Bebeklerim altıncı ayda ek gıdaya geçtiğinde, tadım günlerinde sonlara doğru verdim.

İlk altı ay sadece anne sütü ile beslendiler. Hatta ikinci bebeğim ilk bebeğimle beraber emdiğinde bile sütüm fazlasıyla yeterli geldi.

Evet su bile vermeyen gaddar anne benim :) Anne sütünün ilk yudumları oldukça sıvıdır. Bebeklerin su ihtiyacı için fazlasıyla yeterli gelir. Sonlara doğru kıvamı yoğunlaşır ve daha besleyici bir halde olur. O nedenle bebeğin memeyi tamamen boşaltması çok iyidir. Ayrıca boş meme daha hızlı süt üretir.

Altı ay boyunca azmettiniz ve tüm meme reddi durumlarını başarıyla atlattınız ve ek gıda zamanı geldi. Ne heyecanlı zamanlardır. Ama tabii ki zorlu dönemlerin de başlangıcıdır. Mesela bayramlar. Daha yeni yeni gıdalarla tanışan bebeğinize çikolata getirilir. Bu en basiti. Baklava ikram edilir size, bebeğiniz almak için uzanır. Vermediğinizde “şerbetinden azıcık tattır bare, günahtır” denir. Bizzat yaşadığım olay bu :) Sakıncalı olduğunu anlattığınızda “acımasız ana” olarak yaftalanabilirsiniz. Süreç zor cidden :)

Bunlar anneden izin istenen durumlar. Bir de sizin haberiniz olmadan bebeğinizi bir anlık boş bıraktığınız anda heyecanla ağzına yememesi gerek bir şey tıkılır. Oldukça alerjen olarak bilinen çilekle Selim mecburi şekilde oldukça erken tanıştı. Şanslıydı tepki vermedi. Ancak alerji basite alınacak bir konu değil. Tarhanadaki domatesten gözü şişen bebek biliyorum. O döneme kadar ek gıdada sorun yaşamamıştı. “Benim bebeğime bir şey olmaz” diye bir şey yok. Hatta daha önce tepki vermediği bir gıdayı, miktar olarak fazla tükettiğinde tepki alınabiliyor. Alerji dipsiz kuyu gerçekten ve ben tecrübe etmeyen şanslı annelerden olduğum için çok da detaylı bilgi sahibi değilim. Tanıdığım annelerin bir çoğu ne yazık ki bu durumu tecrübe ediyorlar. Ek gıda, adı üstünde ilk başta ek olarak tadım yapılarak verilmeli. Mevsimine ve bebeğinizin ayına uygun gıdalar seçilmeli. Son derece önemli bir konu.

Bebeğiniz bir yaşına geldikten sonra ise farklı bir süreç daha başlar. Artık tamam, büyüdü gözüyle bakılır. Ek gıda olarak devam eden sabotajlar şiddetini arttırır. Nadasa kalkan emzirme konusu ise yavaş yavaş tekrar gündemi almaya başlar :)

“Ne zaman sütten keseceksin, hala emziriyor musun?” sorularıyla karşılaşmanız da an meselesidir. Artık bebeğin alışkanlığı olarak görülen süte, işe yaramaz muamelesi başlar. Bir de beni düşünün biri 30 aylık, diğeri 16. “Hala emziriyor musun?” sorusu artık hayatımın bir parçası haline geldi :) Evet “EMZİRİYORUM”.

Ek gıdayı az mı yiyor? İlk verilen öneri yine emzirmeyi kesmek olur. Geçen gün parkta şahit olduğum bir diyolog ise cidden akıl almaz geldi. Anneler buluşmasıydı diye tahmin ediyorum. Kalabalık anneler grubu ve akran 14-15 aylık olduklarını tahmin ettiğim bebekleriyle önce piknik yaptılar, sonra parkta bebeklerini oynattılar. O sırada konuşmalarına istemsizce kulak misafiri oldum. Muhabbet hamilelikte alınan kilolar ve kiloları vermek üzerineydi. İçlerinden biri “doktorum emzirmek göbek yapıyor dedi” diyor ve diğer anne “ aaa doğruysa hemen emzirmeyi keserim ben” dedi. Gelen cevabın şaka olduğunu düşünmek istiyorum. Gülüşme olmadığı için seçemedim. Benim takıldığım nokta gerçekten bir doktor bunu demiş olabilir miydi? Ben iki bebek emziriyorum aylardır, göbekten eser yok. Ayrıca böyle bir şey neden denir?  Bu da duyduğum en uçuk emzirmeden uzaklaştırma yolu oldu.

Halbuki emzirmek nasıl da değerli. İyiki emiyorlar. Bu nasıl güçlü bir bağ, nasıl mucizevi bir an. Kendimi daha yararlı hissettiğim bir dönem olmamıştır sanırım. Bir bebeğin hücreleri benden besleniyor. Günden güne büyüten bir güç bu. Bebeğe verdiği güven, haz bunların hiçbir şeyle karşılığı yok.

Ancak iki yaşından sonra hiçbir faydası yok deniyor. Buna nasıl inanılabilir ki?  İki yaşına kadar onu destekleyen büyüten sıvı biranda nasıl değersizleşebilir? Bir anda bebek memeden nasıl koparılır? Gerçi daha öncesinde başlar değeri yok denmeye, o ayrı bir konu.

Bebeğin sütten kesilmesi için önerilen türlü türlü numaralar var bir de. Numara diyorum çünkü çoğu bebeği kandırmaya, tiksindirmeye yönelik çalışmalar. Hiçbir zaman bebeğimi kandırmaktan yana olmadım. Hele ki böyle bir konuda. Çok mu gerekli? Kesmeye karar mı verdiniz? Bu yavaş yavaş yapılabilir. Emzirme sıklığı azaltılır. Süt üretimi o oranda azalır. Zamanla bu bire, ikiye düşer ve adım adım neticelendirilebilir. Bilmediğim daha sağlıklı bir yolda olabilir. Henüz kesmeyi düşünmediğim için araştırdığım bir konu değil. Yok saç koyup tiksindirme, acıyor diye kandırma, bant yapıştırma, sirke gibi ekşi ya da acı bir tat sürme. Bebek için o kadar değerli olan memeden bebeği bu şekilde koparmak bana acımasızlık geliyor.

Kendi iradeleriyle bırakabilirler. “Ne zamana kadar emzireceksin” sorusunu burdan yanıtlıyorum. Onlar reddene kadar.

Emzirmenin yararları saymakla bitmez. Günümüzde sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorlaşmışken bu mucizevi sıvıdan sağlık sıkıntım yokken, keyfi şekilde koparmak istemiyorum.

Uzun süre emzirmenin sakıncası olup olmadığını da araştırdım. Bilimsel hiçbir kaynağa ulaşamadım. Uzun süre emziren annelerle bu konuyu konuştum. Bunlar araştıran anneler ve onlar da uzun süre emzirmenin bebek üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği konusunda bir kaynak olmadığını belirtiyorlar. Artı yönleri ise var. Herhangi bir sıkıntı olduğunu görür ya da hissedersem de en doğru yolu araştırıp bu serüveni noktalayabilirim.

Emzirmek güç ister. Hele iki bebeği emzirmek, güçlü kadınların vereceği bir karardır. Hele iki yaşından sonra emzirmeye devam ediyorsanız çok daha güçlüsünüzdür.

O güç hepimizde mevcut yeterki isteyelim.

 


kişi tarafından beğenildi      12873 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share