ÇOCUKLA ÇOCUK OLDUĞUM GÜN KENDİMİ BULDUM BEN

30'a bir kala kendini keşif mi dersiniz, olgunlaşma evresi mi ne dersiniz bilmiyorum ama ben yine içimdeki Tuğçe’yi, Göktuğ ile bulduğuma inanıyorum.

En baştan başlayacak olursam, oğlumun doğumuyla sabrı öğrendiğimi, varlığıyla da pekiştirdiğimi fark ettim. Doğuma girerken benimle olan oğlum, doğumdan çıktığımda yanımda yoktu. 7 gün yoğun bakımda hayata tutunmak için çabaladı ve 8. gün başardı benim kuzum. 8 günde ne mi öğrendim; bugüne kadar ne kadar boş işlere kafayı taktığımı… Neyse, oğlumuza kavuştuğumuz 8. gün, aile olduğumuzu anladım ben. Kaybetme korkusunu ilk defa iliklerime kadar işleyerek yaşamıştım ve kendime çok ciddi hayat felsefesi yaptım Hz Mevlana’nın şu sözlerini:

Allah der ki: ''Kimi benden çok seversen, onu senden alırım ''
Ve ekler: ''Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.''
Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur...
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya...
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur...
... Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
En garibi de budur ya...
Öldüm der durur, yine de yaşarsın.


Neyse duygusala bağlamadan kendimi bulduğum ilk aşamayı geçiyorum. Bir arkadaş ortamında oturuyorken yaptığımız işlerden, yetiştirilme tarzlarımız ve çocuklarımızdan konuşurken bir arkadaşım dedi ki “ yazmayı bırakma sakın, çok iyi gidiyorsun, giderek geliştiriyorsun:)”. Sonra Gökhan da dedi ki “evet evet 30’una 1 kala kendini buldu kadın”. O ara güldüm ama sonra düşündüm, şimdi geç de olsa vereceğim cevap geldi aklıma:). Yahu ben zaten edebiyat mezunuyum. Yani lisede yabancı dil bölümünde, üniversitede Hint Dili ve Edebiyatı bölümünde okudum ama yabancı dil okurken de Türk, Hint, Rus, Alman, Bulgar Dili ve Edebiyatı dersleri aldım yahu ben. Dil bilimiyle haşır neşir geçti yani okul yılları. Aman ne işime yarayacak diye okuduğum kitaplar, pek de güzel işe yaradı.

Hemen yakın geçmişte yine bir tanıdıkla muhabbetteyiz.

Sen nerede çalışıyorsun?

Mermer fabrikasında ihracat sorumlusuyum.

Yani ne yapıyorsun?

:)İşte yabancı müşterilerimiz var, doğal taş üretimi yapıyoruz, satıyoruz, ihracatını yapıyoruz, yurtdışında fuarlara gidip geliyoruz.

Sen ne okudun yaa?

Hint Dili ve Edebiyatı. ( Gözler iyice açıldı arkadaşın şaşkınlıktan:)

Biraz Hintçe konuşsana hadi bize

Klasiktir, küçücük çocuktan kocaman kadına, hep aynı muamele.

App ka nam kya hai? :)

Bu bölümde muhabbet baya uzuyor. Ee ne dersi gördün sen, neden bu bölümü seçtin, "eeee" ler bitmiyor. Ben de usanmadan anlatıyorum falan.

Yabancı dil bilen bir insanın, ihracat yapan bir firmada çalışıp, yurtdışına gidip gelmesinden daha normal bir şey olamazdı ama işte gönül istiyor ki “ arkadaşım neden şaştın, mezun olduğumdan beri durmadan çalışmaya devam ediyorum. Yapılabilecek en normal olanını yapıyorum. Sakin ol ve hadi sen de kalk bir işe atıl” demek. Ben iş hayatında neler öğrendim, nasıl insanları tanıdım buraya yazmakla bitiremem ve 7 yılı geride bıraktım ama hala yolun çok başında hissediyorum kendimi. Yurtdışı fuarlarında, farklı ülkelerde insanları gördükçe insan kendini buluyor da buluyor efendim.

Hint Dili ve Edebiyatı mezunuyum, mermer ihracatı yapıyorum. Eee neden blog açtım ben yaa:). Sosyal medya hesaplarımda, Göktuğ doğduktan sonra ne kadar anne-çocuk sayfası varsa takibe almıştım. Sonra kafamda bir şeyler oturduktan sonra aralarında eleme yaptım. Yerli, yabancı okul öncesi sayfalarını takip etmeye başladım. Göktuğ ile uygulayıp, işe yaradığını gördüğüm etkinlikleri paylaştım. Özelden, oyunları nereden buluyorsun, tavsiye edebileceğin kitaplar var mı falan gibi sorular gelmeye başladı yakın çevremden. Sonra dedim bir blog açıp oraya kaydedeyim oynadıklarımızı, herkes istediği zaman oradan baksın. Blog açmadan önce bir arkadaşım dedi ki, sadece anne çocuk üzerine açmamalısın. Sen bir annesin ama her şeyden önce bir kadın. Senin gibi milyonlarca kadın var. Sayfanı açtığında insanlar sadece anne olduğu için bakmamalı. Mantıklı geldi. Ben bir anne, bir kadın olduğum için, bu isimle başlamadım. Bir anne olan, bir kadın olan birçoğunun varlığını hissetmesini istedim.

Sonra baktım benim edebiyata değil de çocuk edebiyatına acayip ilgim var. Göktuğ’a masal anlatırken, onunla birlikte çocuk tiyatrosuna giderken çok eğleniyorum.

Sanırım her şeyden önce çocukla çocuk olmayı öğrendim ben daha sonra kendimi buldum…

http://birannebirkadin.blogspot.com.tr/


kişi tarafından beğenildi      1122 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share