ANNELİK BU KADAR KUTSALKEN ALINAN ONCA KİLO NEYİN NESİYDİ?

Bu sizinle paylaşacağım ilk yazım arkadaşlar. Şimdi nereden nasıl başlasam yanlış, diğer tüm anılara ve tecrübelere haksızlık gibi gelecek bana. O zaman 2014 yılı ağustos ayına dönüyorum sizlerle.

6 Ağustos tarihinde eşim ile dünya evine girdik. Kendisi 1 senedir tanıdığım yakın arkadaşımdı, sonunda ani bir karar ile mart ayında nişanlandık. Ardından ağustos ayında evlenmiş, büyük bir hızla da ekim ayında hamile kaldığımı öğrenmiştim. 7 ay içerisinde yaşadığım bu değişiklikler ve adaptasyon sürecimi farklı bir yazımda anlatacağım sizlere.

Zira pek kolay olmadı benim için.

Ekim ayının sonlarıydı, gayri ihtiyari yaptığım bir gebelik testi ile iki çizgiyi görmüştüm. Ve o an yaşadığım şokun, şaşkınlığın tarifi mümkün değildi. Ne yapacağımı şaşırmış durumdaydım çünkü daha 2 aylık evliydim ve anneliğe hiç hazır değildim.

O an aklına gelen ilk soru neydi derseniz?

Ben bu kilomun üzerine, 20 kilo daha almaya hiç hazır değildim ve zırıl zırıl ağlıyordum banyoda. Çünkü yemek yemeyi oldukça seven biriydim ve biliyordumki bu kilomu sonralarda çok arayabilirdim.

Eşimin işten gelmesini bekledim. Beni o halde ağlak bir şekilde görünce şaşırdı tabi, ardından banyoda unuttuğum testi görmüş, koşarak geldi yanıma.

"Bu ne?" diyebildi sadece.

"Hamileyim." dedim.

Gülsem mi ağlasam mı arası bir sevinç belirtisi yaşadı, ama baktımki bizimki doğrudan doğruya mutluluğa uçuyor koşar adımlarla. Bir frenleme yapmamın zamanı gelmişti.

"Ben daha anneliğe hazır değilim." diyebildim sadece.

O da değildi aslında. Anlıyordum gözlerindeki tedirginlikten. Tabii tüm gece yaptığımız konuşmalar sonrasında, en mantıklı kararı vermiştik. Eşim beni ikna etmişti anne olmam, "AİLE" olmamız fikrine.

Ertesi gün de aile fertlerimizle paylaştık bu haberi. Herkes şaşkındı tabii, ve her iki aileninde ilk torunu olacağı için, tatlı bir heyecan sarmıştı hepsini. Ertesi gün evde yalnız kaldığımda hala kendimi sorguluyordum. Ne kadar ikna oldum desem de, ben hala alacağım kiloları düşünüyordum. Nedenini anlayamadığım bir şekilde, yalnızca buna takılmıştı kafam.

Tabiki hiçbir şey düşündüğüm gibi ağladığıma değer şekilde olmadı. Koskoca 9 aylık hamilelik sürecimi "9" kilo alarak tamamlamıştım.

Peki nasıl mı?

3. ayımın sonuna kadar sadece kraker ve su ile beslenmiştim, çünkü mütamadiyen gecenin dördünde başlayıp ertesi gece 11'de biten bulantı ve istifra hali içerisindeydim. Yaşam kalitem sıfıra inmişti. Çok fazla zorlandığım bir dönemdi. Ama 4. aya girdiğimizin ilk günü sihirli bir değnek değmiş gibi her şey bir anda değişti ve o kadar güzelleşti ki, bulantılar bitti. Bir enerji hali geldi ki sormayın gitsin. Belki de en çok işime yarayan bu olmuştu.

4. aydan itibaren hiç oturmadan eşimle bol bol gezdik, yürüdük. Öğünlerime gelince hepsi saatliydi. Sabah en geç 9'da kahvaltımı yapmış oluyordum. Yaptığım kahvaltılarımda mutlaka yumurta, peynir, süt, ceviz, badem hepsini tüketmeye çalıştım. Öğlen yemeklerimi genelde sebze, ızgara da kırmızı veya beyaz et olarak seçtim. Özellikle meyve tüketimimi arttırmıştım, öğlen saat 3 meyve saatimdi mesela. Bebeğimin kilo alabilmesi için muz her meyve saatimde benimleydi.

Yanına sevdiğim birkaç meyve daha seçip, koca bir meyve tabağı yapıp afiyetle yiyordum. Akşam eşim işten geldiğinde ise baklagil, sebze, et çeşitleri seçimlerimiz arasındaydı. Haftada en az bir kez balık tükettim düzenli olarak. Özellikle gün içerisinde aralarda açlık hissedersem çiğ badem, fındık ve ceviz tüketiyordum. Hamileliğim boyunca işlenmiş et, salam, sucuk, sosis, sakatat vb. ürünleri hayatımdan tamamen çıkarmıştım.

Çünkü bebeğim için en sağlıklısı buydu.

Sabahları ve geceleri özellikle büyük bir bardak süt içmeye özen gösterdim. Hatta hiç süt sevmememe rağmen geceleri uyandığımda su yerine süt içtiğim çok olmuştur. Hatta baş ucumda süt ile uyuduğumda. Aslına bakılırsa düzenli öğünler oluşturmam, canım istiyor diye önüme gelen her şeyi tüketmemem kilit anahtardı. Açıkçası canım da istemedi. Çünkü öğünlerimde sağlam besleniyordum.

Hem benim, hem lokumumun sağlığı ve keyfi yerindeyken, süreç de böyle güzel ve az kiloyla devam ederken geldik 38. haftaya. Aynı bedende gördüğümüz son sabahtı bu.

26 haziran 2015, saat 09:23'te spinal sezaryen ile lokumumu kucağıma almıştım. 3,335 kg ağırlığında, 51 cm boyunda doğar doğmaz alerjik yanakları olan o minik can artık kollarımdaydı.

İlk dakikadan başlayan ve çabucak atlattığım lohusalık sürecimi, gelmiyor diye beni ağlatan sütümle ilgili, ayrıca yazıyor olacağım sizlere.

Doğumdan sonraki gün tartıldığımda ise toplamda aldığım 9 kilonun tam 4 kilosunu vermiştim bile. Ve tartı da 60 kiloyu görmüştüm. İlk ayları çıkartırsak eğer, muhteşem bir hamilelik ve doğum süreci geçirdim diyebilirim sizlere. Hemen ayaklandım ben tabii. Ertesi gün öğlen taburcu olmuş, eve gelmiş, kızımın bavulunu boşaltmış, dolabını düzenlemiştim bile.

Bol su ve sütümün düzenli gelmesi için tükettiğim besinlerle, 1 ay içerisinde de kalan 5 kilomu da yavaş yavaş vermiştim.

Diyeceğim o ki değerli anne adayları ve taze anneler;

Aslında birçok şey herkesin söylediği o kalıplaşmış klasik cümlede gizli: "Hiç bir şey imkansız değildir!"

Hamileliğim sayesinde düzenli yeme alışkanlığım oluştu, yürüyüş yapmayı daha çok sevmeye başladım ve bu sayede 9 aylık gebelik sürecimde ödem dahi toplamamıştı vücudum.

Umarım sizlerde sağlıklı, mutlu, son olarakta az kilolu bir gebelik dönemi geçirirsiniz. Zira ben ne kadar iradeli ve güçlü olduğumu bu dönemde anladım.


kişi tarafından beğenildi      3297 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share