BEBEKLERİN GÖZYAŞLARINI ÖZGÜR BIRAKIN

Doğarken ağlar her bebek. Acıkır ağlar, uykusu gelir ağlar, sancısı olur ağlar, altını kirletir ağlar, anne kokusunu ister ağlar. Ağlar da ağlar.

Bebeğimiz doğduktan sonra verebildikleri tek tepki ağlamaktır. Büyük hüzün sonucu ağlamazlar. Sıkıntılarını, isteklerini yalnız bu yolla ifade edebiliyorlar.

Doğduktan sonraki ilk üç ay dördüncü trimester dönemi olarak geçer. Anne karnında tamamlanması gereken zaman dilimi olarak bahsediliyor. Ancak insan oğlunun kafa boyutu büyüklüğü nedeniyle doğum normal yolla gerçekleşemeyeceği için, bu evreyi bebek dışarıda tamamlar diyor uzmanlar. Bu zaman diliminde bebeğimizin huzuru için mümkün olduğunca, anne karnı ortamına benzer bir ortam düzenlemeliyiz. Bu uzunca değinilebilecek bir konu, ilk üç ay muazzam önemli bir evre. Benim şu an değinmek istediğim, bu dönemde bebeğin ihtiyacını iyi analiz ederek, ağlatmamaya çalışmamız gereken bir dönem oluşu. Malum, konumuz bebeklerin ağlaması…

Büyüdükçe iletişim artar. Özellikle anne ve bebek arasında özel bir dil gelişir. Anne bebeğini tanımaya, bebek ise yavaş yavaş sınırları öğrenmeye başlar.

Evet sınır var. Sınırlar bebeğin özgür olmadığı anlamını taşımaz. Trafikte kırmızı ışıkta arabanın durması özgürlüğü sınırlamaz, güvenlik içindir. Bebeğimizin güvenli bir ortamda büyümesi için bazı sınırları bilmesi çok önemli. Elinde iğne olan bir bebek, elinden iğne alındığında ağlayacaktır. Ağlamasın diye iğne ile oynamasına izin veremeyiz. Klozetin içine elini sokmasına izin veremeyiz. O noktada bebek ağlamasın diye gidilen yol genelde kandırmak, dikkat dağıtmaktır. Neden? Neden ağlamasın? Ağlamak bebeğinizin bir seçimi değil mi? Ağladığında sorun ne? Ses mi sizi rahatsız ediyor? Cidden ben iki bebek annesi olarak bu duruma mantıklı bir açıklama bulamıyorum.

Bırakın ağlasın, susar. Eğer bir ihtiyacı yoksa, canı acımıyorsa ağlamasında ne gibi bir sakınca var. Tabii ki konuşup onu anlamaya çalışıp birlikte çözüm bulmaya çalışılır. Ama susması için kandırmak bu yollar içinde olmamalı.

Dışarıdasınız, bebeğiniz bir yabancının eşyasını almak istiyor. Ona açıklama yapıp almaması gerektiğini söylüyorsunuz ama almak için ağlamaya başlıyor. Hemen yabancı kişi müdahale eder. “Allah aşkına ağlatmayın bebeği”. Neden ağlamasın? Bugün bu şekilde tepki verir. Yarın benzer durumda tepkisi azalır. Sonraki durumlarda ise bir yabancının eşyasını almaması gerektiğini öğrenecektir. Ağlamak ise kendini o anda belki de yeterince ifade edemediği için gösterdiği bir tepki. Bebekler ağlar. Çünkü yeterince iyi konuşamıyorlar. Kendilerini bu şekilde ifade ediyorlar. Bu çok normal bir tepki. Ağlamasın diye istediğini yapmak ya da kandırmak neden? Neden susturmak için seferberlik oluyor?

Benzer durumları yaşıyorum. En son markette yaşadım. Ne olduğunu dahi bilmediği katkılı ve şekerli bir ambalajlı ürün almak istedi. Selim’le konuştum. Ferit kanguruda takılı olduğu için göz hizasına inip Selim’e yeterince yakın olamadım ve temasa geçemedim. Bundan da kaynaklı yüksek şekilde ağlayarak isteğinde ısrar etti. Ne kandırdım, ne istediğini aldım. Eve varana kadar devam etti. Kimse de müdahale etmedi. Yolda da konuştum. Eve varınca gözgöze konuyu konuştuk. Sonraki market alışverişlerinde benzer sahne yaşanmadı. Eğer ben o an istediğini alsaydım, her zaman ağlayarak istediğini alabileceğini öğretmiş olurdum. Eğer kandırmış ya da geçiştirmiş olsam, aynı durum tekrar tekrar yaşanacak ve ben aynı şekilde kandırmak için bin çeşit yol aramak durumunda kalacaktım.

O anda size kolay görünen, ileride karşılaşacağınız zorlukların zeminini oluşturuyor.

Benim de bebeklerim ağlıyor. Gerekli yere de ağlıyor, gereksiz yere de, her an deneyebiliyorlar. Ama ağlama oranı ve süresi oldukça kısa. Ben şanslı değilim. Bebeklerim güler yüzle doğmadı. Ben bebeklerimin gözyaşlarını özgür bıraktım. Beni tanıyanlar bilir. Ağlayan insana dayanamam, oldukça duygusal biriyim. Bebeklerim canımdan bir parça. Onlara karşı olan bu tutumum tamamen olması gerekenin bu olduğuna inandığım için. Onların iyiliği için. Doğru yetiştirebilmek adına. Şımarık çocuklar dolu etrafım. Çocuklarımın şımarık olmasını istemiyorum.

Gözyaşını silah olarak kullanmasına izin vermiyorum. İletişimle anlaşmak için çaba sarfediyorum. Etrafınıza bir bakın, tüm istekleri olan bebekler sizce daha mı az ağlıyor? Daha mı çok mutlu? Her istekleri ağlayarak. Bir bakıyorsunuz ipinizi eline almış, bebeğiniz tarafından yönetilir duruma geliyorsunuz. Tabii bunu farketmek, farkedince de kabullenmek çok zor.

Bebekler hızlı öğreniyor. Anlayacakları bir dil var. Birbirimizi anlayabiliriz. Kandırmayalım bebeklerimizi. Onlar her şeyi er ya da geç anlıyorlar. Ağlamak onların iletişim şekli.

Bir sorun yoksa ortada bırakın özgürce ağlasınlar. 


kişi tarafından beğenildi      7224 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share