Derin’in Annesi Ege...

Bugün doktor olarak başlamayacağız sohbete ancak biliyoruz ki, çocuk sahibi olmanın hayatımı etkilerken mesleğimi nasıl etkilediğine döneceğiz. 

Öncelikle Derin’in hayatımıza doğuverdiği zamanlara dönelim. Uzman oluşumun hemen arkasından Kadıköy Şifa Hastanesi'ne başlamış ve zaten var olan nişanlı halimden 3 ay içinde evli bir kadına dönüşmüştüm. Eşimle dört yıldır beraberdik ve pek de çocuk sahibi olmaktan bahsettiğimizi hatırlamıyorum. Haydi artık bizim de bir bebeğimiz olsa mı diye sorduğumuz ayda hamile kaldım ve 2001 aralık ayının 12'sinde, Derin sabah saatlerinde geldi. Benim anne-babamın ilk torunu, babaannesinin de 2. torunuydu ve ailede o sırada hiç bebek yoktu. Eşimin babasını 1.5 yıl kadar önce aniden kaybetmiştik ve çok değerli bir insandı. Olağanüstü bir aile büyüğüydü. O bizimle değil ancak umarım başka bir alemde mutluluğumuza ortak oldu diye düşünmek istedim hep...

Kızım doğduğunda aslında doğurttuğum hiçbir bebeği evime götürmediğim için çokça da acemiydim. Tek tecrübem 14 yaşımdayken doğan kardeşimin büyümesinde ablam, babam ve benim, annemin yanısıra çok emek sarfetmemizdi. Annem ve babam öğretmendir. Yarımşar gün çalışırlardı ve kardeşim Görkem’e "vardiyalı" bakardık. Babamla ben bu konuda ekip ortağıydık. Tabii aslından o yıllardan Derin’in doğumuna kadar, bebeklerin bakım konforu konusunda çok yol alınmış ve itiraf ediyorum ki annelik epey kolaylaşmıştı. İlk 15 gün kendimi oldukça beceriksiz, şaşkın, anlamsız eforlar sarfedip pek de işe yaramayan sonuçlar çıkaran annelik formatında  buldum. Sonrasında Derin’in babasının da büyük emeği ve yardımı ile bakım işleri çabucak yoluna girdi. 

Kızımız hep çok uyumlu ve şeker, sakin, yemek yemeyi ve düzenli uyumayı çok seven, pek fazla yemek ayırmayan, komik, eğlenceli bir bebek ve sonrasında da böyle bir çocuk oldu. Bizi her zaman evladından yana yüzü gülen bir anne-baba olduk. Derin 3 yaşında iken yollarımızı ayırdığımızda ve sonrasında da, süreçten üçümüzün de mümkün olduğunca sağlıklı çıkabilmemiz ve elbette öncelikle kızımızın yaşamı, ruhsal dengesi ve düzeni ile ilgili elimizden gelen herşeyi ama her şeyi yaptık.

Anne olma meselesinde çok mütevazı olamayacağım. Hayatta çok doğru, biraz doğru, çok yanlış, biraz yanlış, eksik, gerekli- gereksiz birçok şey yapmış olabilirim. Her şey, hepsi insana ait, yaşama ait anlardı. Her düştüğümde, dizlerim yara bere içinde kaldığı her anda, her çaresizlik zamanında hızla ayağa kalktım. Anladım ki keyiflerim, bana gelen güzellikler. Aslında andan ibaret olan ama bizim kocaman sandığımız hayat, hep çok güzeldi. Kızım ise bunların çok üzerinde, çok ötesinde bir yerde, kalbimin ta içinde, beynimin ücra köşelerinde, görmeyen gözümü açan, duymadığım sesleri farkettiren olağanüstü bir yaratıcılık getiren bir ilhamdı. Hayatta en iyi başardığım şey iyi bir anne olmak oldu ve hala, sürekli, her an, her gün ondan yeni bir şey öğreniyorum.

En önemlisi senelerdir söylemekten bıkmadığım bir sözü size de tekrarlayacağım; ben Derin’in annesi olmayı çok ama çok sevdim...

 

Biliyorum ki bu denklem herzaman böyle işleyemeyebiliyor ve çocuk sahibi olmanın kocaman sorumluluğu bizimle ilgili olduğu kadar onlara düşen pay ile de şekilleniyor. 15 yaşında olmasına rağmen hala daha yolun çok başındayız ve sayısız patika ile dolu maceralı, endişeli, eğlenceli, heyecanlı ve bir yanı ile hala  korktuğum bilinmez geleceğin ne getireceğini çok merak ediyorum.

 

  Artık uzun yıllardır hepsi dostum, arkadaşım, can yoldaşım hastalarımla sohbet ederken, annelikle ilgili pek çok şey paylaşıyoruz. İnanın herkesin deneyimi birbirinden o kadar farklı ki... Ayrı ailelerde büyümüş onlarca insanın, kendi kişiliği ile doğan bebeklerini yetişkin bir insan haline getirme yolculuklarını izliyorum ve hepsinden çok etkileniyorum. Olması gereken ve tam tersi çok da doğru olmadığını düşündüğüm pek çok şey karşıma çıkıyor. Ancak günün sonunda görüyorum ki doğru dediğimiz kavram sadece bizim doğrumuz, bizim yolumuz, bizim kazancımız, bizim hatamız, bizim başarı ya da başarısızlığımız... Ancak bu çeşitlilik içinde öğreniyoruz ve olabilecek en mutlu ilişki biçimini oluşturmaya çalışıyoruz. Belki de burada en büyük kolaylık;  onlara kendi kararlarını veren bir birey olarak davranıp, hata yaparak büyümelerine izin vermekten geçiyor. Aranızda "büyükler bize çok etti nasihat etti, nasihatlerden çok şey öğrendik" diyenler de olabilir. Ancak çoğumuz nasihatten değil şahit olduğumuz davranış biçimlerinden öğrendik.

 

Şimdi artık yetişkin olmaya çok yaklaşmış olan kızımla da onun kararlarına ve seçimlerinde saygılı davranmak, onun için tehlikeli olmayacağına emin olduğum konularda hata yapmasına izin vermek ilişkimize çok iyi geliyor. Elbette çocuk aslında doğru kısıtlamalara ve adil otoriteye ihtiyaç duyuyor. Bu hassas meselede iyi bir harmanlama yapmak ve anne- baba olarak aynı dilde konuşmak özgüveni doğru şekillenmiş ve yaşadıklarından doğru payı çıkarmış yetişkinler olmasını, mutlaka sağlayacaktır.

 

Anneliğimin mesleğime kattığı güzellikleri başka bir paylaşıma bırakacağım, paylaşacak çok şey var zira..

 

Kocaman sevgilerimle...


kişi tarafından beğenildi      2017 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share