ZOR DÖNEM: GEBELİK KAYBI İLE NASIL BAŞ EDERİZ?

Gebelik sırasında ağrı ya da kanama ile başvuran ya da sadece rutin kontrole gelen hastada saptadığımız gebelik kayıpları en zorlu sınavlarımızdan aslında… Hasta başında bir yandan tanıdan emin olmak için dikkatle işimi yapmak ve hemen sonrasında da bunu hastamla nasıl paylaşacağıma karar vermek mesleğimde beni en çok zorlayan süreçlerden… Artık gebeliğinin devam etmeyeceğini ve haftası ne olursa olsun kurulan onlarca hayalin o anda son bulduğunu kadına söylemenin kolay bir yolu asla olmuyor.

Bu bir yas dönemi ve o an bu dönemin başlangıç noktası… İşin en zor kısmı düşük yapıyor olduğunu ya da artık bebeğin kalp atımının olmadığını söylediğimde kadının ilk şoku algılayıp anlamaya çalışması oluyor. Sonrasında da çoğunlukla tanıyı reddetmek veya aslında bu durumun geçici olduğuna inanmak istiyor. Ardından kabul etme mücadelesi başlıyor.

Hepimizin zorluklarla mücadele etme biçiminin farklı olduğunu akılda tutarak bu dönemi herkesin farkı yaşadığını tahmin edebilirsiniz. Önce nedeni merak eden, kendini, eşini, zorlukları olan işini, doktorunu, ailesini ve hatta Tanrı’yı suçlayan kadın, bir süre sonra yası kabullenip sessizliğe bürünüyor. Bundan sonrası tamamen kendi iç dünyasının zenginliği, yası depresyona dönüştürmeden başedebilme yetisi ve elbette destekle mümkün…

Gebelik kayıplarının doğanın seçimi olduğunu ve aslında kaybettiğimiz gebeliklerin büyük çoğunluğunun yaşamla bir şekilde bağdaşmadığını ve aslında gebeliğin hangi haftasında kaybedilmişse yaşama gücünün o noktaya kadar olduğunu algılamanız gerekiyor. Hayatta yaşadığımız bu zorluk yaşayabileceğimiz en büyük zorluk olmayacaktır. Burada elbette küçük gebelik haftalarından bahsediyoruz. Gebeliğin sonuna doğru yaşadığımız kayıplar tamamen başka bir değerlendirme gerektirir. İlk 12 haftadaki kayıpların büyük çoğunluğu engellenebilir değildir. Çok azında kaybın nedeni tedavi edilebilir bir durumdur ve tekrar yaşanmaması için önem alınır. Ancak kayıpların %50-60’ı yaşamla bağdaşmayan kromozom anomalileri ve tek gen hastalıklarıdır. 

Günün sonunda gebelik kaybının haftası, sayısı, muayene bulgularınız ve kendinize özel tıbbi hikayeniz ile beraber yapılması gereken tetkiklerle beraber karşılıklı konuşup çözüme ulaşmak gerekiyor. Aklı selim ve mantıkla konuşabilmek için de öncelikle yas sürecini doğru atlatmanız gerekiyor. ‘’Düşük yapmak’’ cümlesini çok sayıda kadının yaşamının bir döneminde kurduğunu, bu zor yolu yürüdüğünü, yas tutma hakkınız olduğunu, ancak bu zor durumdan en kısa sürede kurtulmak için önce iyi olmayı istemek gerektiğini unutmayın. Başkalarını suçlamayın ve kendinizi suçlu hissetmekten vazgeçin. Değişen yaşla beraber %15 den %50 ye artan düşük riskinin olduğunu ve bu konuda yalnız olmadığınızı bilmek çaresizlik hissinizin azalmasına yardımcı olabilir. İnanın bana yalnız değilsiniz ve dünyanın sonu gelmedi. 

3 defa ardı ardına düşük yapan kadınların bile hiç tedavi almadan %70 ihtimalle sağlıklı bebek doğurduğunu unutmamanız gerekiyor. Siz öncelikle kendinizi iyi hissedebileceğiniz her ne varsa ailenizle, eşinizle, iş arkadaşlarınızla ve bizimle paylaşın, gerekirse profesyonel destek alın. Acıyı yaşarken kimi yalnız kalıp mücadele eder, kimi acısını paylaşarak azaltır. Seçim sizin… Ben acımı paylaşarak azaltmayı tercih edenlerdenim, o yüzden hastalarımın elini tutmayı sürdürmek ve yalnız olmadığını anlamalarını sağlamak tarafındayım. 

Güzel günleri sağlıkla, beraber görebilmek ümidi ile…


kişi tarafından beğenildi      3177 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share