BABALIĞA NEREDEN BAŞLAMALI?

Hamilelik planlı da olsa plansız da olsa baba olacağını öğrenen herkesin büyük bir şok geçirdiği bir gerçek. O ilk şoku atlatıp bir harekat planı çıkarma kısmına gelince de her baba gibi ben de nereden başlayacağımı bilememiştim. Çoklukla el yordamıyla ve deneme-yanılma ile ilerleyen, görece kısa babalık serüvenime baktığımda ise büyük konuştuğum neredeyse her şeyi yaptığımı ve gidişatın hiç de beklediğim gibi gitmediğini görüyorum.

Bebeğimiz olacağını ilk öğrendiğimiz o ana geri dönüp o günkü halime birkaç tavsiye verme şansım olsaydı ne yapardım diye düşündüm bugün. Babalığa nereden başlamak gerekirdi?

Şimdiye kadar hem işe alan tarafta hem de işe başvuran tarafta olmak üzere bolca iş görüşmesine girdim. İş hayatıyla ilgili öğrendiğim en kritik şeylerden biri mutluluğun örtüşen beklentilerle mümkün olduğuydu. Daha sonra bunun hayatın her alanında geçerli olduğunu fark ettim. Okul tercihi yaparken, iş seçerken, eş seçerken, hatta cep telefonu seçerken bile bazı beklentilerle karar veriyoruz. Baba olurken de bazı beklentilerimiz olması normal değil mi?

Belli ekollere göre yetişmiş, davranışlarını şekillendirirken sebep-sonuç ilişkisi kurabildiğimiz çocuklar çok da mümkün gözükmüyor muydu mesela? Uyku eğitimi verince çocuğumuz her gece aynı şekilde deliksiz uyumayacak mıydı? Özgüvenini artırmak için ne yapacaktık? Sosyalleşmesi için ne yapacaktık? Kitaplar bunların cevabını veriyor olmalıydı. Kesin kurallarım olacaktı ve asla esnetmeyecektim çünkü çocuk bir kez bile o kuralın esnediğini görürse bir daha o kurala uymazdı. Sosyal hayatımız devam edecekti, elbette kendimize de zaman ayıracaktık.

Bu beklentilerle yola çıkan birinin mutsuz, bitkin, bezgin bir ebeveyn olmasından daha hızlı gerçekleşen bir doğa olayı var mıdır bilmiyorum. O yüzden baba olacağını yeni öğrenmiş halime ilk olarak, gerçekçi beklentilerle başlamasını önerirdim. Öncelikle doğacak bebek de bir insan, ne kadar inanması zor olsa da onun da bir düzeni, beğenileri, tercihleri var. Bir yetişkine göre değiştirilmesi daha kolay olsa da bunları yok saymadan yola çıkmak ve önce onları öğrenmeye çalışmak gerekiyor.
 

  • Herkes bebeğini ilk gördüğü andaki aşkından bahsediyordu. Ben Melina’yı ilk gördüğümde ise sadece şaşırmıştım. Anlayamamıştım. Sevgi bağımız zaman içerisinde oluştu.
  • Melina kundağı hiçbir zaman sevmedi ve kabul etmedi. Oysa ki tüm kaynaklar yeni doğan bebeklerin kundakla daha rahat edeceğini söylüyordu.
  • Bebeklerin yetişkinlere göre daha sıcak ortamda uyuduğunu yazan tüm kaynakların aksine sıcakta asla uyumayan ve sürekli huysuzlanan bir bebeğimiz oldu. Zaman içinde herkesin konforlu olduğu bir düzen oturttuk.
  • Bebek elbette bizimle uyumayacaktı. Bir süre bizimle aynı odada kendi yatağında yattıktan sonra odaları ayıracaktık. Hala bizimle uyuduğu yetmezmiş gibi tam ortamızda uyutuyoruz.
  • Arabada asla ve asla ana kucağına bağlanmadan seyahat edemezdi. Ancak bizimle birlikte hastaneye gelen ana kucağı, gece boyu arabada kaldığı için buz gibiydi biz hastaneden çıktığımızda bebeği o buz gibi ana kucağına koyamazdık. İlk araba seyahati annesinin kucağında oldu. O günkü gerginliğimi tarif edemem. Uçaklarla insanların izlemeye bile tedirgin olduğu en tehlikeli, en zorlayıcı şeyleri yapan ben uçakta bir kez bile bu kadar gergin olduğumu hatırlamıyorum. Neyse ki bu şimdilik ilk ve tek oldu.
  • Sosyal hayatımız devam edecekti. Melina’nın uyku düzeni 20:00’de uyuması üzerine kurulduğu için yanımıza alıp yatak odasına geçiyoruz ve yorgunluktan çoğu akşam aynı saatte biz de uyuyoruz ya da yatak odasında sohbet etmeyi seçiyoruz. Birkaç kez Melina uyurken film izleyelim dedik ertesi gün zombiye döndük uykusuzluktan.


Bu örnekleri daha çoğaltabiliriz. Herkesin bir sürü benzer hikayesi olduğuna eminim. Peki çocuklu hayat söz konusuysa gerçekçi beklentileri nasıl olmalı? Nasıl iyi bir baba olabiliriz?

Ben bunun için kendime mükemmel bir baba olmayı değil, içinde bulunduğum şartlarda elimden gelenin en iyisini yapmayı seçtim. Çocuğa zarar vermemek koşuluyla hata yapmanın doğal olduğunu, Melina’nın da bizim bu çabamızı anladığını, bizim onu sevdiğimizi gördüğünü, hissettiğini gördüm.

Ne kadar iyi olduğunuzun bir önemi yok, çocuğunuzun yanında olduğunuz sürece onun için dünyanın en iyi annesi/babası siz olacaksınız. Bunun tadını çıkarmakta da serbestsiniz. Sonuna kadar hakettiniz.

 


kişi tarafından beğenildi      4250 kez okundu
  • Yorumlar(2)
  • Ozge Badın

    13.06.2017 17:45

    Dikkatimi çeken ilk şey "birlikte uyumak" konusu oldu. Bebeğin ihtiyacı olduğu sürece birlikte uyumak 0-2 yaş arasında alışkanlık, bağımlılık gibi huylar edindirmez bebeğe. Bebek annesinin farklı bir birey olduğunun farkında değildir bu sürede. Annesini kendisinin devamı sanar. Ve hep annesiyle yapışık ikiz gibi olmak ister. İlkim Hanım iş hayatında Melina\'ya ayıracağı vakiti gece uykularında birlikte uyuyarak o kadar güzel bir tatmin ve mutluluk yaşatıyor ki Melina\'ya. 6 aylıkken "ayır odasını ağlat bağırt çocuğu 1 ağlar 2 ağlar sonunda alışır" diyenler doğru bildiklerini sanıyor. Çocuklar yanlız uyumaya alışmıyor, "pes ediyor" kabulleniyor. Sizi takdir ediyorum. Tebrik ediyorum <3

    Şule Han Doğan

    13.06.2017 10:07

    Aslında her anne baba evladı icin en güzelini ister fakat bazan maddi ve manevi imkanlar el vermez

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share