Herkes için Organik Tükkan

Londoneranne Nil, instagramda bir süredir takipleştiğim blogger annelerden biri. Tanışmamız aslında Nil’in bloğunda konuk anne olarak yazı yazmamla oldu. Kendisi 5 yıldır Londra’da yaşayıp, kızı İnci Azra’yı da Londra’da doğuran akademisyen bir anne. Aslında kendisi Kimya Mühendisi ama kızını kucağına aldıktan sonra bambaşka konulara ilgi duymaya başladı. Bambaşka konular dediğime bakmayın aslında birçok annenin başına geldiği gibi yine kızının doğumuyla hayatlarında meydana gelen değişimler sonucu ortaya çıkan bir konu, Organiktukkan.com. Yıllarca yurt dışında yaşayan ve ülkeye dönünce öncelikle kızları ve kendileri için organik ürün bulmada zorluk çeken bir anne-babanın tüketici gözüyle bakarak geliştirdikleri bir proje. Gerisini Nil’den dinleyelim isterseniz.

-Nil’cim merhabalar. Aylar önce ben senin bloğunda Güvenli Bağlanma üzerine bir yazı yazmıştım hatırlıyorsan, şimdi sıra sende. Hoşgeldin bloğuma:)

Özge’cim, beni bloğuna davet ettiğin ve şu üzerinde çalışmaktan zaman zaman çocuğumu bile boşladığım projemi anlatma fırsatını bana verdiğin için asıl ben sana çok teşekkür ederim.

-Senle tanıştığımızda LondonerAnne bloğunda bolca yazı üretmeye çalışıyor, oldukça aktif bir blog yürütüyordun diye hatırlıyorum. Şu aralar biraz yavaşladığını farketmiştim, şimdi anlıyorum ki sebebi bu projeymiş. Yanılıyor muyum?

Evet Özge’cim, aynen öyle. Organik Tükkan projesi zamanımızın %90’ı aldığından maalesef kendi kişisel bloğumu biraz yavaşlatmak zorunda kaldım. Hatta inanır mısın hazır yazılmış onlarca yazım var, fotoğraf eklemeye fırsat bulamadığımdan paylaşamıyorum.

-Hay Allah... Peki biraz anlat bakalım bu yeni projenizi, biz de öğrenmiş olalım. İyice meraklandım.

Memnuniyetle...

Şimdi şöyle ki... Senin de bahsettiğin gibi 5 yıldır Londra’da yaşıyorduk, doktora sebebiyle. Londra öyle güzel bir memlekettir ki sadece elma ve patates tarımı yapılmasına rağmen, her mevsim aradığın her sebze meyveye her yerde ulaşabilir, ve lezzetin keyfine varabilirsin. Daha da güzeli bu lezzetli sebze meyveler arasında organik seçeneklerine de kolayca ulaşabiliyorsunuz. Biz ilk gittiğimizde pahalıdır diye pek yanaşmadık bu organik ürünlere ama sonra farkettik ki fiyat farkı o kadar da fazla değilmiş. En azından süt, yumurta, muz, elma gibi çok temel gıda türlerini 1.5-2 katı kadar bir fiyat farkı ile edinebiliyorsunuz.

-İnsan gerçekten inanamıyor. Biz burada organik yumurta almak için en az 4 katı para ödemek zorundayız.

Aynen öyle. Bu kadar uygun fiyatlarla ulaşabilince biz tabii rahatça organik tüketmeye, tükettikçe de kokusuna lezzetine alışmaya başladık. İnci Azra’nın da ailemize katılmasıyla tüketimimizi gıda, kozmetik, temizlik tüm konularda nerdeyse %100 oranında organiğe kaydırdık. Kaydırdık kaydırmasına ama İnci Azra 8 aylıkken ülkeye dönüş yapmak zorunda olunca biraz afallar gibi olduk. Türkiye’den ayrılırken organik kelimesi benim için mesleğim gereği karbon ve hidrojen içeren bileşiklerden mevcuttu, acaba şu an ne durumdadır diye düşüncelerle, bavulumuzu baya organik pirinç, un, muz, elma, armut, bulaşık deterjanı, çamaşır deterjanıyla doldurup geldik. Ama tabii ki bu bavuldaki ürünlerin bitmesi çok uzun sürmedi ve bizi yeni bir macera karşıladı. İstanbul’daki organik ürün avı. (Parantez açıp söylüyorum şu anda annemlerde, çok da zengin olmayan bir muhitte oturuyor olmamızın etkisi de çok büyük ama bu bir bahane olmamalı.) Haftada bir bize çok uzak yerlerde kurulan organik pazarlar varmış, ilk onları keşfettik. Çok hoş, güzellerdi ama kışın ortasında her hafta sonu gitmeyi beceremedik. Sonra yakınımızdaki bir AVM’nin süpermarketinde çok minik bir organik köşesi olduğunu farkettik, ama sadece pekmez, kuru fasülye, nohut vardı. Ama sadece birer markanın ürünleri bulunduğundan fiyat kıyaslaması yapmak gibi bir şansımız yoktu. Sonra internet sitelerine dadandık. Gıda için bir site, deterjan için başka, kıyafet için başka. Hepsinin ayrı ayrı şifrelerini ezberle, bu sitelerde aynı zamanda doğal ürünler de satıldığından hangisi organik, hangisi doğal diye yaşadığın kafa karışıklığı da işin cabası.

-Ya evet o konu biraz can sıkıcı aslında. Semt pazarlarında köyden gelen, evde yapılan herşey organik diye satılmaya başlandı. Durum böyle olunca da kelimenin altı boşaldı, güven azaldı falan filan.

Haklısın Özge’cim. Biz de Türkiye’de yaşadıkça bunu birebir tecrübe etmeye başladık. İnci Azra’nın anneannesinin pazardan iki katı fiyatına aldığı çürük armutlar, satın alınan ithal tohumlarla tarım ilaçları eşliğinde yapılan tarım ürünleri, tavuklara yumurtlama yemi verilerek köyde üretilen kirli yumurtalar, hatta AVM’de koca koca uluslararası markalar tarafından açıktan yapılan organik propogandası, daha neler neler.

Evet tavuklar belki gezerek büyüyor ama yediği yem belli, sebze-meyve köyde yetişiyor ama zaten siz İstanbul’un göbeğinde tarla gördünüz mü hiç? Kısacası inanılmaz bir bilgi kirliliği almış başını gidiyor.

-Laf lafı açtı Nil’cim. Bir toparlayacak olursak Türkiye’de organik sektöründe önemli miktarda bir erişilebilirlik sorunu ve bilgi kirliliği mevcut. Aslında tüm dünyada sağlıklı beslenmeye doğru yönelen bir trend varken Türkiye’nin de bundan nasibini alması kaçınılmaz, alıyor da. Ama bu yönelimi hızlandırmak adına sanırım sizin projenizin katkısı büyük olacak. Yanılıyor muyum?

Evet aslında bizim yapmaya çalıştığımız olay da tamamen bu. Biz Türkiye sınırları içerisinde var olan gıda, kozmetik, temizlik ve tekstil sektörlerindeki tüm sertifikalı organik ürünleri bir araya toplayıp, hem insanların gönül rahatlığıyla alışveriş yapabileceği güvenilir hem de istedikleri her ürünü tek sepette alabilecekleri erişilebilir bir platform kurmuş olacağız. Tüm markaların bir araya gelmesi rekabeti getireceğinden orta vadede fiyatların iyileştirilmesine de katkıda bulunacaktır.

-Bütün sektörleri ve markaları bir araya getirmeyi planlıyorsunuz, aslında bu oldukça büyük bir proje. Bu kadar fazla ürünün stok yönetimini nasıl yapmayı planlıyorsunuz?

Platform dememin sebebi aslında Organik Tükkan’ın normal bir e-ticaret sitesi olmayışından kaynaklanıyor. Organik Tükkan, üretici ve marka sahiplerinin kendi ürünlerini bizzat kendi sattıkları bir e-pazaryeri. Dolayısıyla ürünlerin hiçbirini biz satmıyoruz, marka sahipleri kendi ürünlerini sergilediğinden nihai tüketici ürünle ilgili herhangi bilgi almak istediğinde en doğru kişiye ulaşarak en kaliteli hizmeti almış olacak. Yine bizim onlarca ürün stoklama gibi bir işlevimiz olmadığı için ürünlerin tazeliği konusunda hiçbir şüphe yaşanmayacak. Şuanda Organik Tükkan’da yaklaşık 108 marka ile 2000’nin üstünde ürün sergileniyor.

-Daha işin bu kadar başındayken 108 marka çok iyi bir sayı bence. Türkiye’de organik ürün çeşitliliği ne durumda, aradığınız her şeyi bulmak mümkün mü sence?

Kesinlikle çok iyi bir sayı, ve marka sayısını 3 aylık süre sonunda 170’e, 2018’in başında ise 200’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bunu kolayca söylüyoruz çünkü Türkiye’de organik sektörü sanılandan daha zengin ve daha da önemlisi böyle bir platformda biraraya gelmeye çok ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Bu işle ilgilenmeye başladıktan sonra farkettim ki Türkiye organik tarım konusunda tahminimden çok iyi durumda. Organik tarım dünyada tarımın %2,5’ini oluştururken bu oran Türkiye’de %2’ye yakın. Özellikle gıda sektöründe oldukça fazla ürün var. Tahıl, bakliyat, zeytinyağı, bal, pekmez, çay gibi çok özel ürünlerin onlarca alternatifini bulmak mümkün. Hatta o kadar gelişmiş ki mesela Mersin Toroslarından, Sivas’a, Artvin’e, Kars’a kadar birçok farklı yöreden organik bal çeşidi bulmak mümkün. Bir o kadar da ihracat mevcut, boşuna Avrupa’nın arka bahçesi denmiyor Türkiye’ye. Tekstil yine bir o kadar zengin. İzmir’de yıllardır sadece organik tekstil yapan ihracatçı firmalar var mesela, yurt içine ürün vermiyorlar.

-İyi iş başarmışsınız, tebrikler. Umarım hedeflerinize ulaşır, organik sektörüne bir katkı sağlarsınız. Bu da hem çocuklarımız, hem çevremiz, hem de dünyamız için önemli bir katkı sağlamış olacak. Son bir soru daha soracağım, bütün bu markaları biraraya toplayıp satışa başladıktan sonra platform olarak işleviniz ne olacak?

Bir daha belirtmeliyim ki platform olarak bizim hedefimiz organiği anlatıp, insanlarda bu bilinci oluşturarak sağlıklı yaşamaya yönlendirmek. Bunu kimyasaldan uzak sağlıklı bir insanlık yetiştirebilmek ve diğer canlılara zarar vermeden, ekolojik dengeyi koruyarak yapılan üretimi destekleyerek yapmak istiyoruz. Bu sayede dünyanın bir numaralı sorunu olan sürdürülebilir kaynak sorunlarına yardımcı olmayı hedefliyoruz. O yüzden de logomuza dikkat ederseniz, bizim mottomuz Herkes için Organik. Sadece bebeklere veya bebek bekleyen anne adaylarına değil de herkese organik tükettirebilmek için çalışacağız. Bunun için gerekli olan arz-talep-fiyat dengesi var ve bu platformun bunu kolaylaştıracağına inanıyoruz.

Sosyal medya aracılığıyla gerek yazılı olarak blog üzerinden gerekse görsel olarak video kanalımız üzerinden bilinçlendirme çalışmalarımız olacak. İnstagram hesabımızdan faydalı bilgiler vermeyi planlıyoruz. Ayrıca sahada da çeşitli gruplara etkinlikler ve organizasyonlar gerçekleştiriyor olacaağız.

-Nil’cim, bu güzel projenizin dünyamız için başarılı olmasını çok içten diliyorum. Güzel söyleşimiz için tekrardan teşekkürler. Son olarak söylemek istediğin bir şey varsa ekle lütfen.

Özge’cim röportaj fırsatı için ben teşekkür ediyorum. Son olarak ekleyebilirim ki organiği bir yaşam biçimi haline getirebilmek üzere girdiğimiz bu projede bizlere destek vermek istiyorsanız, lütfen sosyal medya hesaplarımız ve diğer iletişim kanalları üzerinden takipte olun, hep birlikte bu konulara değinip, hoş sohbetler edelim, öğrenelim, öğretelim.

İnstagram: organik_tukkan

tecrubelianneler_ozgecan


kişi tarafından beğenildi      1381 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share