İlk Görüşte Babalık Gerçek Mi?

Herkes çocuk sahibi olmak istemiyor. Ben bunu da çocuk sahibi olmak istemek kadar doğal karşılıyorum. Çocuk büyük bir sorumluluk, evliliğin seyrini bir anda tahmin edilenin de ötesinde değiştiriyor. Herkes bunu istemeyebilir, bundan keyif almayabilir. Ancak ben bu çizginin diğer tarafındaydım. Baba olmayı çok istiyordum.

İlkim’in hamile olduğunu öğrendiğimizde çok sevinmiştik. Bu heyecanım da hamilelik boyunca devam etti. Her gün hayaller kuruyordum. Kime benzeyeceğini merak ediyordum. Her gece uyumadan konuşuyordum onunla. İlkim’le nasıl tanıştığımızı anlatıyordum. Kendimle ilgili başka hikayeler anlatıyordum. Artık hamileliğin son aylarında benim sesimi duyunca tekme atmaya başlamıştı. Elimi İlkim’in karnına koyuyordum, elimi koyduğum yere vuruyordu. Böyle bir oyun geliştirmiştik hiç görmediğim kızımla. İletişimi sözlü iletişime indirgemeyi sevmediğim, insanın konuşmadan da sevgisini gösterebileceğini düşünen birisi olduğum için kızımla aramızda o daha doğmadan bir bağ oluştuğunu düşünüyordum. Doğduktan sonra benim sesime tepki vereceğinden emindim. Ve onu ilk gördüğüm anda sanki hep tanıyormuşum gibi hissedeceğimden, hep anlatılan o ilk görüşte aşkı yaşayacağımdan o kadar emindim ki…

Doğumun olduğu gün doğumhaneye girip Melina’yı ilk gördüğüm anı çok net hatırlıyorum. İlk görüşte aşk olmadı. Hatta tam tersi hiçbir şey hissetmedim. Sanki orada yatan bebek benim çocuğum değil de herhangi birinin çocuğuydu. Aylardır konuştuğum, sözsüz de olsa bir bağ kurduğum kızım işte kanlı canlı karşımdaydı ama ben ne diyeceğimi, ne hissedeceğimi dahi bilmiyordum. Tek hissettiğim şaşkınlıktı. Melina’nın benim sesime tepki vereceği beklentim de boşa çıkmıştı. Hiçbir tepki vermiyordu.

O ilk şaşkınlığı atlatıp Melina’yla odada yalnız kalınca yanına oturup uzun uzun yüzüne baktım. Yüzünün her ayrıntısını hafızama kazımaya çalışıyordum. Melina benim kızımdı ve babalık serüvenim başlamıştı. Elimden geldiğince onunla konuşuyordum, onunla oynuyordum. Altını değiştiriyordum, gazını çıkarıyordum. Günden güne Melina’ya alıştıkça onu her gün daha çok sevmeye başladım. 4. aydan sonra Melina beni tanıdığını göstermeye, beni gördüğünde gülmeye başladı. Günden güne büyüyen platonik sevgim sonunda karşılıklı bir sevgiye dönmeye başlamıştı.

O günden bugüne aramızdaki sevgi ve baba-kız bağı katlanarak artıyor, güçleniyor. Konuşamıyor olsa da artık onu o kadar iyi tanıyorum ki, ne zaman neye ihtiyacı olduğunu, acıktığını, uykusunun geldiğini, susadığını, üşüdüğünü rahatlıkla anlıyorum. Melina doğmadan önce aramızda var olduğunu sandığım bağ zamanla gerçekten kuruldu. Bence bir baba için babalık konusunda bundan daha tatmin edici bir his olamaz. Oysa ilk günler “Acaba Melina’yı hiç sevmeyecek miyim?” diye korktuğumu, “İyi bir baba olamayacak mıyım?” diye endişelendiğimi çok net hatırlıyorum. Herkes beni ilk görüşte aşık olacağıma o kadar inandırmıştı ki, diğer türlüsünü hiç düşünmemiştim. Biliyorum ki babaların neredeyse tamamı aslında benim yaşadıklarımın benzerini yaşıyor. Aynı duyguları, aynı korkuları yaşıyorlar.

Baba adayları ve taze babalar, eğer bunu okuyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz. Maalesef öğrenilmiş duyguların esiri olduğumuz için nasıl hissetmemiz gerektiği de kitaplar, filmler gibi popüler kültür araçlarıyla bize dayatılsa da gerçek hayat filmlerdeki gibi değil. Çocuğunuzla iletişim kurmak için konuşmasını beklemezseniz, doğduğundan itibaren onunla vakit geçirirseniz bebeğinizle aranızdaki sevgi ve babalık bağı kısa sürede oluşacak ve sandığınızdan çok daha hızlı güçlenecek. Siz yeter ki babalık sorumluluğunu almaktan korkmayın ve çocuğunuzun doğumundan itibaren hayatının bir parçası haline gelin.


kişi tarafından beğenildi      9939 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share