Oğlumun Okuldaki İlk Günleri

Oğlumu yuvaya başlatmak için 3 yaşında olmasını bekliyordum. Fakat o güne kadar hayatındaki önemli kararları kendi verdiği gibi okula başlamaya da iki buçuk yaşında kendi karar verdi.

Bir ekim sabahı kaplumbağa sırt çantasını taktı ve ¨hadi beni okula götür¨ dedi. Önce bahçeye sonra da gezmeye gittik. Ertesi sabah yine çantayı taktı ve ¨ben arkadaşların olduğu okuldan istiyorum¨ dedi. Böylece doğduğundan beri ingilizce konuştuğum için bari ingilizcesi ilerlesin diye evimize yakın Small Hands anaokulunun iki şubesine baktık. Ben öğretmen ve müdürle konuşurken oğlum bahçede oynuyordu. Ne yazık ki kayıtlar dolmuş ve hiç yer kalmamıştı.

Okuldaki görüşmemiz bitmişti fakat Taha okulda kalmakta ısrarcıydı. Birkaç gün sonra  kendim de anaokulunu fransızca okuduğum için yakın hissettiğim Petit Genie'ye gittik ve yer vardı, pazartesi başlayacaktı. İlk gün bir saat ikinci gün iki saat üçüncü gün üç saat gelsin ve dördüncü günden itibaren yarım gün devam etsin dediler. Benim de okula yakın bir yerde nolur nolmaz beklememi söylediler.

Mutlu mesut gittiğimiz ilk gün bir saat yürüyüş yaptım okul civarında.1 saat sonra aldığımda her şey harikaydı. İkinci gün yürüyüş sonrası kahve içtim ve aldığımda yine çok iyiydi Taha. Üçüncü gün okula bırakıp eve döndüm ve yarım gün çıkan çocukların çıktığı yemek saati sonrası alıp eve götürdüm. Hiçbir ağlama sızlanma olmadan ilk haftamız muhteşem geçmişti. Okuldaki herkes Taha'yı konuşuyor, anneler ağlayan çocuklarına örnek gösteriyor ¨bak annesi öpüp bırakıp gidiyor öğlen de gelip alıyor ve çocuk hiç ağlamıyor¨ diyordu.

Üçüncü haftada ağlayan çocuklarda azalma olmakla birlikte aynı şekilde devam edenler de vardı ve bir sabah Taha sınıfa girmeyeceğim diye surat astı. Eyvah dedim ne oldu şimdi? Bahçede oyna geliyorum deyip soluğu okul psikoloğu Pınar Hanımın yanında aldım.

¨Pınar Hanım, bu çocuk kendi istedi, günlerdir her şey iyiydi ne yapmalıyım?¨ dedim.

Her şeyin normal olduğunu 3 tipten biri olarak Tahanın 3. tip yani ilk günler oyun için gelip iş sıradanlığa dönünce geri dönmek isteyenler grubuna girdiğini, hiç taviz vermememi,güzelce konuşmamı ve konuşurken çocukların kelimelerden çok mimiklere baktığını, yani kalacaksın deyip gözüm yaşarırsa, çocuğun ısrar edeceğini ve zayıf noktamı kullanacağını söyledi.

Hemen bahçeye gittim ve Taha'nın yanına eğildim: ¨Hadi sınıfa gir canım¨ dedim. Taha ağlamaklı hayır deyince önce sıkıca sarıldım sonra kollarını tuttum ve ¨bak Taha, iki seçeneğin var, ya ağlayarak sınıfa gir ya da gülerek gir ne olursa olsun okula her gün geleceğiz ve sınıfa gireceğiz. Seçim senin. Gününü ya ağlayarak geçirirsin ya da mutlu olarak çok şey oynayarak ve öğrenerek geçirirsin. Sen karar ver canım oğlum.¨ dedim. Peki anne dedi ve istemeyerek ama ağlamayarak sınıfa girdi. Ertesi sabah da onun bir şey demesine fırsat vermeden gülerek gelmeyi seçmekle en iyisini yaptın dedim ve öpüp sınıfa bıraktım.

İlk öğretmenleri Alain ve Saliha'nın ayrıca her soruma en güzel cevapları veren Pınar Hanımın hakkını ödeyemem. Siz de çocuklarınızın iyiliği için her zaman okuldaki öğretmen, psikolog, müdür gibi bilen kişilerden fikir ve yardım alın. Ayrıca çocuğunuza olan zaafınızı göstermeyin ve karşısında hep güçlü olun. Belki o an onu acıttığınızı sanacaksınız fakat inanın özgüvenli, sağlam, geleceğin çocuklarını yetiştirmiş olacaksınız.

Aynı okulda 4. senemize başlıyoruz. Yeni okul yılımız mutlu eğlenceli sevgi dolu ve başarılı geçsin.
 

 


kişi tarafından beğenildi      8033 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share