NAKİT İHTİYACINDAN UZAK HAYALLERİ OLSUN ÇOCUKLARIN

Gecenin sessizliği, karanlığı bazı insanlara kasvet verir, bana da tam tersi huzur verir, inanılmaz bir dinginlik çöker ruhuma. Geleceğe dair ne kadar planım, programım varsa hepsinin hayalini kurarım. Geçen günü, olanı biteni düşünmek beni bir adım ileri götürmeyeceği için sakinken farklı düşünürüm. Bayram tatili için düştük yollara iş çıkışı. Karanlıkta yazıyorum. Geçtiğimiz şehirlerdeki hayatları merak ediyorum. Işıkları yanan evlerin içinde ne hayatlar var kim bilir, ne acılar, sevinçler, hikâyeler, hayaller…

Hayal kuramayan insan, yaşayan bir ölü olmalı. Kaç yaşında olursa olsun hedefleri olmalı insanın. Tıpkı 85 yaşındaki anneannem gibi; emekli maaşıyla yeni aldığı LCD ekran televizyonun taksitini bitirdikten sonra, salonuna yeni masa sandalye takımı almayı planlıyor, tıpkı 4 yaşındaki oğlum gibi haftalarca başka şehirde yaşayan babaannesini görmeye gittiği zaman neler yapacağını düşünüyordu ve yola çıktığında hedefine giden zamanda hayaller kurmayı ihmal etmedi. Ne hayaller ama, üstüne masallar yazdırır. Arka koltuk kaptan köşkü, ben de robotu, “Eyvah! ( ses yükseliyor) Öndeki kamyonda korsanlar var anne. Yolumuzu kesmek için kamyon kasasında planlar yapıyorlar.” Planlarına karşılık plan yaptık birlikte. Neyse ki babamız kamyonu geçerek kurtardı bizi korsanlardan. Korsanları atlattıktan sonra sağ olsun Pijamaskeliler’den Romeo arabaya ziyaretimize geldi de biraz muhabbet edip uykuya daldık. Oyun oynarken, oyunun içinde yaşıyoruz.

Hedeflerin, hayallerin yaşı, şartı, özel bir durumu yok. İstemekle başlıyor her şey.

Yaşamak için çalışmak belki, ama faydalı olmak için de çalışmak var bir de. Hayallerimizin bile nakit ihtiyacıyla süslü olduğu bir zamanda vatana millete hayırlı evlat yetiştirmeyi dilediğimiz toplumda, karnını doyursun ama daha zengin olsun, daha çok evi olsun, çok iyi bir işi olsun diye hayaller kurdururuz çocuklarımıza ya da kendimiz kurarız çocuklarımız üstünden. İyi bir insan olmaktan geçen her yolu kariyer ve paranın üstüne inşa etmiş durumdayız.

  • Engelli birini gördüğü zaman acıyarak bakmaması gerektiğini, belki de gördüğü anda ihtiyacı olan işe yardım etmesini öğretiyoruz ama engelli bir arkadaş edinip, normal hayatına sürekli ona destek olarak geçirmesini de istemiyoruz. Destekten kasıt manevi dostluktur.
  • Çocuklarımıza paylaşmayı öğretiyoruz aklımızca ama parkta başka bir çocuk bisikletini isterse çocuğumuzun gözünün içine bakıyoruz verme diye. Oysa ki başka bir çocuğun kullanmasıyla o bisiklet ne eksilir ne parçalanır.
  • Ramazan ayında coşturduğumuz, akıttığımız bütün yardımlarımızı diğer aylarda inzivaya çekiyoruz. Fayda 12 ayda 1 aydır çünkü mantığımızda ve ne yazık ki o 1 ayın hayaliyle yaşayan milyonlarca çocuk var.


Karşılıksız sevmeyi öğretmekten korkuyoruz çocuklara. Yaşayarak tecrübe ettiğim gerçeklerle karşılaştıkça sinirlerim bozuluyor. Çocuğuma kendisinden küçük bir çocuğa ‘ Ama o senin kardeşin, henüz çok küçük, zarar görmesin, dikkatli ol’ diye öğretirken, bilinçsizce gelen küçük çocuğun verdiği zarar karşısında annenin gözündeki ‘ bizimkindeki güce bak kendinden büyük çocuğa karşı çıkıyor’ bakışını görüyorum. Bebeğin bilinçsizce yaptığı hareket kontrolsüz güç, diğer çocuğunki de annenin desteğiyle merhamet.

Karşılıksız sevmekten ve bunu çocuklarınıza öğretmekten korkmayın, kaybedecek hiçbir şeyiniz olmaz. Kendi egolarınızın altında da ne başka çocuğu ne kendi çocuğunuzu ezin. Çocuk işte adı üstünde tertemiz…

Sizin de sonsuz hayalleriniz olsun. Çok hayal kuran çocukların zekâlarının da çok yönlü çalışıp, hızlı sorun çözebilme yeteneğine sahip olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığını da unutmayın. Hayallerini maddiyatla değil, sevgiyle, oyunlarla süslemesine yardım edin.

http://birannebirkadin.blogspot.com.tr/


kişi tarafından beğenildi      6195 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share