YEMEYEN ÇOCUK MESELESİ

Annesiii, Göktuğ yemek yediii miiiii?

Ne yediiiii?

Kaçta yediiiiii?

Hadi makarna yapalım yer belkiii? Sorma sorma ona fikrini sorarsan yok der,  sen yap, zorla morla yedir…

Tuğçe aç mı yatacak bu çocuk?

Süt ile karın mı doyar?

Tuğçee, annnesiiii, Tuğçeee…

Bitti mi?  Hayır tabii ki… Devam… Sabah kahvaltısında ne yiyor mesela?

Ama sen kocaman abi oldun Göktuğ ( 4 yaşında henüz) . Bak kardeş nasıl yiyor, gördün mü?

Ama yemezsen büyüyemezsin, kardeşlerin seni geçer!!! İştah şurubu denedin mi Tuğçööğğ? Denemedim doktor gerek yok, zorlamayın, sizinle sofraya oturmasını sağlayın sadece dedi. Aman o doktorlara kalırsa her şey normal. Öyle şey mi olur annesiiiiiğğğ……

Manyağım ben çocuğu aç bırakmaya çalışıyorum, doktor da manyak, bize kastı var, çocuk da benden manyak aç yaşamak istiyor, ama gel gelelim biz hariç herkes düşünceli…

Ben bıktım, çocuk fazlasıyla usandı. Duyuyor elbet, anlıyor da. Bir insan aç olduğu zaman sesini çıkarır. Hayvanlar bile aç kaldığı zaman nasıl çılgına dönüyor. Israrcı olmanın anlamı ne? Her şeyin sorumlusu anneyse, bırakın kendi karar versin. Ben çocuğuma acıktın mı diye sorarım, acıktıysa cevabını verir, ne yemek istediğini de söyler. O kadar çok bunaldı ki, çoğu zaman açlık derecesinin sınırlarını inat edip zorluyor. Çevre baskısı, bir insanın hayatının düzenini değiştirmeye yetiyor. Her şeyi löp löp yutan, kilolu çocuğun sağlıklı olduğunu nasıl düşünebilir bir insan aklım almıyor. En büyük temennimdir, bütün çocukların çok sağlıklı büyümesi. Az yesin, öz yesin sağlıklı besinler yesin. Ama bari makarna yesin, tok tutsun baskılarıyla da çıldırmasın anne.

Göktuğ’un çok hareketli bir çocuk olduğunu görenler, içtiği süt tutuyor demek ki diyor. Ne alakası var hani süt karın doyurmuyordu. Yeterli besini alıyor demek ki. Evde bütün gün Göktuğ ile ikimiz vakit geçiriyorsak, beni yemek konusunda hiç bunaltmıyor. Evet, önüne bir tabak üzüm koyduğum zaman, hepsini yemiyor. Üstünden 3-5 tane alıyor, o kadar. Ne yapmalıyım? Üzümleri burnundan mı sokmalıyım?  Zorlamayalım ne zaman isterse o zaman yer dediğim zamanki maruz kaldığım bakışlar, "ama öyle olmaz ki"'ler benim de psikolojimi alt üst ediyor ama sonu gelmiyor. Girdiğiniz her ortamda aynı durum. Çocuk karşılaştırmalar; seninki kaç kilo, benimki şu kadar…  Seninki şuna çekmiş, buna çekmişler var bir de.

Ben bu saçma sapan baskılar karşısında oğlumu üniversite hastanesine götürdüm. Bütün testleri yapıldı ve doktorla aramızda geçen diyalog aynen şu şekilde oldu.

-          Yaşına göre olması gereken persentil aralığında. Bu aralığın alt sınırında ama altında olsaydı, ek besleyici mamalar verirdim, şu anda gerek yok. Doğum kilosuna göre gelişim süreci normal düzeyde.

-          Ama Doktor Hanım, hiç bir şey yemiyor. Siz bize yine de mama verin.

-          Annesi demek ki, alması gereken besini yeterli derecede alıyor. Üst sınırda olmasına gerek yok. Ergenlik çağında zaten inanılmaz değişiklik gösterecek.

-          Ama Doktor Hanım, siz yine de bir zararı olmayacaksa bize bu mamalardan verin.  

-          Peki siz bilirsiniz. ( Çaresiz, sen istedin yüz ifadesiyle).


Ve çevre baskısının beni benden aldığı son noktada benim de doktora yaptığım baskı. Şimdiki aklım olsa sonuçları alır, doktoru dinler çıkardım. Artık son derece sakinim, sallamıyorum kimseyi. Bu sebepten dolayı da çocuğunun az yediğini düşünen annelere tavsiyemdir; bu işin uzmanları, doktor ve annesi olarak çocuğunu en yakından tanıyan kişi olan sizsiniz. Özellikle çocuğunuzu bu baskıdan koruyun. Ayrıca tecrübe ettiğim önemli bir nokta da, çocuklar yiyeceği yemek her ne ise, yapımında katkıda bulunursa zevkle yiyorlar. Çorbayı karıştırmak, omleti çırpmak, hamur yoğurmak, sebzeleri yıkamak gibi…  

Sevgiyle, özgürce çocuk büyütebileceğiniz bir dünyanız olması dileğimle.

http://birannebirkadin.blogspot.com.tr/


kişi tarafından beğenildi      10897 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share