Kabullenmişlikten Kurtulmak

Bu günlerde havaların da iyi olmasıyla eve gelince bazen Melina’yı da bebek arabasıyla alıp yakınlardaki markete gidiyorum. Hem biraz zaman geçirmiş oluyoruz, hem yürüyüş yapmış oluyoruz hem de alınacak ufak tefek bir şey varsa onları alıyorum. Evimizin önünde büyükçe bir bulvar var. Markete giderken bu bulvardan da geçmemiz gerekiyor. Bulvar dediğim de 3 gidiş 3 geliş toplam 6 şeritli bir bölünmüş yol. Bu yol aynı zamanda ehliyet sınavları ve dolayısıyla sınav çalışmaları için belirlenmiş bölge olduğu için direksiyon çalışma bölgesi. Yolu yapanlar sağ olsunlar refüjün bir kısmında karşıya geçebileceğimiz bir açıklık bırakmışlar ve tam orayı yaya geçidi olarak boyamışlar. Buraya kadar her şey çok güzel.

Ancak burada Türkiye gerçekleri devreye giriyor. Trafik kuralları çok açık, kurala göre yaya geçidinde karşıya geçmek için bekleyen bir yaya varsa trafik durur, o sırada yoldaki araçlar durarak yayanın karşıya geçmesini bekler. Türkiye’de trafik genel olarak kanayan bir yara, bana göre yaya geçitleri ise en problemli konulardan birisi. O yüzden şimdiye kadar hiç yaya geçidinde durup yol veren görmedim. Zaten biri durup yol verse kalan şeritlerden geçenler durmayacağı için yine işe yaramıyor, çünkü koca bulvarda zaten trafik çok hızlı akıyor. Bir aralık buldukça karşıya geçiyoruz.

Geçenlerde yine böyle yolun kenarında beklerken, önümden bir sürücü kursunun aracı geçti, geçerken gördüm ki içeride bir eğitmen bir öğrenciye direksiyon dersi veriyor. Sürücü kursları ve sürücü kurslarının eğitmenleri dahi trafik kurallarına uymuyorsa ne yapmak gerek? İşte değişime karşı en büyük engel bu kabullenmişlik, bu kanıksamışlık. “Nasılsa kimse kurallara uymuyor” diyerek boşveriyoruz bazı konularda. Bazen işi daha da ileri götürüp “Kurallara uyarsan kaza yaparsın” diye hem kuralsızlığa teşvik ediyoruz, hem de korkutuyoruz. Eğitim kurumları da her konuda bu konuda maalesef bu toplumsal yaralara tuz basıyor.

İşin anne babalık boyutuna geldiğimizde de benzer kabullenmişliği görüyorum zaman zaman. “Siz çocuğunuzla böyle ilgileniyorsunuz ama ileride karşısına sizin gibi bir erkek çıkmayacak, o zaman mutsuz olacak” diyorlar. Bu bence tam olarak “Kurallara uyarsan kaza yaparsın” düşünce tarzıyla aynı. Belki de bu doğru çıkacak ama ona değer vermeyen biriyle birlikte olduğunda da mutsuz olmayacak mı? Sırf yalnız kalmasın diye, standartları yükseltmeyeyim diye çocuğumu sevgimden mahrum mu bırakmalıyım? Dahası, kendimi çocuğumdan uzak tutup kendimi çocuğumdan mahrum mu bırakmalıyım?

Evladına sevgisini göstermeyen, çocuğu şımarmasın diye uykusunda seven ebeveynlerin elinde büyüdü bizim nesil. Bunun yarattığı birçok toplumsal sorun olduğunu düşünüyorum. Bu işin uzmanı olmadığım için toplumsal çıkarımlar yapmayacağım ancak bence yaşadığımız birçok sorunun kaynağı dönüp dolaşıp yaşadığımız ilişkilerdeki sevgi, saygı ve güven eksikliğine dayanıyor. Bu da çocukluğumuzda önce ebeveynlerimizle, sonra sosyal çevremizle sağlıklı ve dengeli ilişkiler kuramamamızdan kaynaklanıyor.

O yüzden önce bu kabullenmişlikten kurtulacağız. Bir kendimize yakışanı, içimizden geleni yapacağız. Yaya geçidinde bebek arabasıyla bekleyen birine yol vermek için duracağız. Gerekirse arkamızdan gelenin bize çarpmasını göze alacağız. Böylece kurallara uymanın verdiği güvenle içimizden belki de “Önüne baksana kardeşim” demek geçerken dışımızdan “Geçmiş olsun. Bir dahakine yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamanız gerektiğini, öndeki araçla takip mesafesini korumanız gerektiğini hatırlarsınız.” diyebiliriz.

Nasılsa bu düzen böyle gelmiş, böyle gider diye düşünmeden elimizden geleni yapmalı, çocuklarımıza her anlamda iyi bir dünya bırakmak için az ya da çok elimizden geleni yapmalıyız. Kumsalda binlerce deniz yıldızı varken hepsi olmasa da bazılarının hayatı değişiyor diye usanmadan denize kumsaldan deniz yıldızı alıp atan adamı hatırlamalıyız.

O yüzden bir kişiden ne olur demeden çocuklarımıza kurallara uymaları gerektiğini öğretmeliyiz. Bunu yaparken de sözlerimizle değil, hareketlerimizle, çocuklarımıza örnek olarak bunu yapmalıyız. Aynı şekilde çocuklarımıza sevmeyi, sevgilerini göstermeyi de öğretmeliyiz. Bunu yaparken de onlara sevgimizi göstererek, onlara zaman ayırarak, onlara verdiğimiz değeri hareketlerimizle göstererek yapmalıyız. Unutmayın, dünya bir gün daha iyi bir yer olursa bu sevgi sayesinde olacak. Dünyayı sevmek kurtaracak.

Sevgiyle kalın.


kişi tarafından beğenildi      10863 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share