İKİ YAŞ SENDROMUNDA BAKIN NELER OLUYOR

Eğlenceli bir süreç daha geldi çattı. Ferit 21 aylık ve artık bireyliğini haykırma dönemi başladı. Ben de varım diyor. Bu aslında korkulacak bir süreç değil. Aksine heyecanlı, keyifli bir süreç. Biz onları keşfediyoruz, onlar da  kendilerini ve bunun biteceği zamanı beklemeyin, öyle bir zaman yok :)

Süreci doğru yönettiğimizde tabii keyifli oluyor. Aksi halde yani inatlaşırsak, sert, baskıcı bir tepki gösterirsek olay tamamen içinden çıkılamaz bir hal alabilir.

Öncelikle şunu çok net bilmeliyiz. Bizi sinirlendirmek için, bize inat olsun diye değil bu tavırlar. Dünyayı keşfediyorlar. Her şey öyle yeni ve öyle karışık ki... İşin içine bir de anlatmak istediklerini yeterince iyi ifade edememek girince işte o kaçınılmaz sinir krizleri ile karşılaşıyoruz. Anlıyor olup anlatamamak bu cidden onlar için büyük sıkıntı.

İlk rahatlama konuşmaya başladıklarında olacak. Şiddeti azalıp yükselebilen bir süreç bu. Tabii bizim yaklaşımımız büyük rol oynuyor.

Selim'le bu süreci güle oynaya geçirdik. Nasıl mı?

Hayırlar, itirazlar tabii ki oldu. Olmasa bir sorun mu var diye düşünürdüm belki de :)

Benim silahım sevgi, tebessüm ve sık temas. Tabii emziriyor oluşumun katkısı da azımsanamaz :) Sonuçta bu da bir temas şekli.

Onu sevdiğimi, anlamaya çalıştığımı hissettirdim. Ve cidden anlamaya çalıştım. Empati kurmamız çok önemli. Sofraya mı oturmuyor. Bırakın oturmasın. Bir sonraki öğüne kadar yemeyeceğini söyleyin bilsin. Anlaşın.

Sakin kalmak çok önemli. O öğreniyor. Sizi deniyor. Hangi durumda nasıl tepki vereceğinizi ölçüyor. Bebekler hiç küçümsenecek varlıklar değil. Beyinleri full konsantre çalışıyor. Sürekli kaydediyor. Bunu asla unutmamalı.

Uyumak mı istemiyor. Yok o kadar değil :) Tabi iki iradesine saygı duyuyoruz. Ancak bazı sınırlar ve kurallar bence olmalı. Bunları inatlaşmadan, konuşarak anlamasını sağlamalıyız. "Şimdi akşam oldu. Uyku vakti. Güneş doğacak. Sabah olacak ve uyanacağız. Uykun geldi, görüyorum. Uyuyunca dinleneceksin" gibi kısa, anlayabileceği cümlelerle konuşuyorum. Konuşurken mutlaka severim, dokunurum. Gözlerine bakarım. Kesinlikle bunun bir etkisi var. Ses tonu sakin ve şevkatli :) Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Tüm adımları ondan beklememeliyiz. Bizde bir adım gitmeliyiz. Mesela "peki uykun yok anlıyorum. O zaman gel biraz balkondan karanlığı, yıldızları izleyelim. Sonrasında uykuya gideriz" gibi bir anlaşma yapılabilir. Ona bir seçenek sunulabilir.  Bu onun fikirlerini önemsediğimizi hissettirecektir. "Şimdi mi uykuya gitmek istersin yoksa kısa bir oyundan sonra mı" gibi :) Sevgimizi hissetmeye en çok ihtiyaçları olan dönem belki de. Çünkü her şeyi yeni yeni anlamlandırıyorlar. Bu bilinmezlik bazen onları ürkütebiliyor. Korkular türeyebiliyor. Bunların önüne geçebilmemiz için bilinmez olarak gördüklerini anlatmaya çalışmalıyız. Yanında olduğumuzu, güvende oluşunu hissettirebilmeliyiz.

Ne kadar değer görüyor bunu tartıyorlar. Sınırları neler öğrenmeye çalışıyorlar. Ve biz onların davranışlarını bir ergen çılgınlığı olarak görürsek her şey zorlaşıyor. En anlamsız tepkilerinin bile bir nedeni, anlamı var. Nedensizce ağlıyor gibi görünen durumlarla karşılaşıyoruz. Gece ağlayarak uyanmalar olabiliyor. Hepsinin altında yatan bir neden var. Bize düşen bunları çözmeye çalışmak, yardımcı olmaya çalışmak. 

Ben tecrübelerim ve gözlemlerime göre bu yorumları yapıyorum. İlk oğlum Selim'de tüm bu çabalarım sonuç verdi. Pamuk gibi bir geçiş yaşadık.

Ferit normalde çok hareketli, meraklı ve özgürlüğüne düşkün bir bebek. Ancak bu büyüme evresinde anlama oranı arttıkça yaşadığım zorluklar azalmaya başladı. Ben bu iki yaş sendrom dönemini seviyorum. "Hayır, hayır", "yok,yok" belki en sık duyduğum kelimeleri oluşturuyor. Ancak ben karşımda karakteri ortaya çıkan bir birey görüyorum. Çocuğumu tanımaya başlıyorum. Ve biliyorum ki hayırına karşılık gösterdiğim tavır onun karakterine bir tuğla daha ekleyecek.  

Sevgi bütün kapıları açan sihirli bir anahtar. Sarılmak, öpmek ve sevgi dolu kelimeler ederek   elini tutmak, gözüne bakmak... Bunların etkisi inanılmaz. 

Bir evladın ebeveynlerinden en büyük beklentisi başka ne olabilir ki... Ailesinin güvenli kanatları altında, asla terkedilmeyeceğini bilip değer gördüğünü hissetmek. İşte bu şekilde yetişen bireyler gerçekten sarsılmaz bir güce sahip olurlar. Sevildiklerini içtenlikle hisseden çocuklar kendilerini severler. Aileleri kendilerini sevsin diye olmadıkları şekillere girmez, kendi benliklerini ortaya koymaktan çekinmezler. Ailesi için okulda başarı istemez, babası onu daha çok sevsin diye mesleğini ona göre seçmez.

Hayatımızda ebeveynlerimizin rolü belki de farkında olduğumuzdan çok daha fazla. Ailesinden takdir görmeyi herkes ister, ancak bunun için izlediği yolu değiştirmemeli.

Kısacası bu dönem öylesine önemli ki çocuğumuzun nasıl olmasını istiyorsak, onlara öyle davranmalıyız. Şuan ortaya koyacağı karakter onların temeli olacak bu yolda ilerleyecekler.

Bizim evladımızı bizden çok kim sevebilir ki, o zaman doyumsuzca sevelim, verdiğimiz değeri sonuna kadar hissettirelim. Saygı duyalım, hata yapmasına fırsat verelim. Yapamıyor olabilir deneme şansını verelim. Öğrenmek budur. Tecrübe edinmeleri için onlara sürekli yardımcı olmayalım. Fikirlerini soralım. Seçenekler sunalım. Düşünmeleri için ortam oluşturalım. Düşüncelerini paylaştıklarında ne kadar anlamsız ya da saçma olsa da gülmeyelim lütfen. Saygıyla yaklaşalım.

Bebeklerde yanlış olsa da bazı tavırlar çok sevimli durur. Bu gibi durumlarda da lütfen gülmeyelim. Yanlışa yönlendirmeyelim. Devamlılığı ileride soruna zemin oluşturabilir.

Çocuklar bizim sorumluluğumuz. Bize emanet. Bu nedenle "doğru olan ne" davranışlarımızda kendimize öncelikle yöneltmemiz gereken soru bu olmalı. "Dayanamıyorum ama" diye kendi duygularımızla hareket ettiğimizde belki de kendi topuğumuza sıkmış oluyoruz. İleriki yıllarda "ben nerede hata yaptım da böyle oldu" dememek için lütfen olması gerekeni düşünüp, araştırıp ona göre hareket edelim.

Selim Ekim'de 3 yaşında olacak, Ferit 21 aylık. Akranı çocukları olan çok sayıda anne dostum var. Tecrübelerim ve bu dostlarımla yaptığım fikir alışverişleri sonucu edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Umarım yararlı olur.

Pamuk gibi geçecek sendromsuz bir iki yaş serüveni dilerim.

Sevgiler...


kişi tarafından beğenildi      8987 kez okundu
  • Yorumlar(0)

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share