Prematüre Mucizesi

Erken doğum... Hiç birimizin aklına gelmediği, düşünmediği, düşünmek istemediği hallerin başında gelir...

Peki 29 haftalıkken bir sancınız olduğunda "eyvah doğum başladı" der misiniz?

Ben, gebeliğimde 29. haftalık olana kadar hiç aklıma getirmemiştim. Zaten uzmanlar da "aman erken doğumu düşünmeyin, çağırırsanız gelir" diyorlar. Neyse 29 haftalık hamileyen aralıksız ağrılarım var.. Adliyede duruşmalar arasında koşturuyorum, ama çok halsizim. Tek düşündüğüm duruşmaları bitirip eve gitmek ve uyumak... Oysa uyumak hiç mümkün olmadı. Çünkü çok ağrım vardı..

Doktora gittiğimizde 5 cm açıklık olduğunu öğrendik, öğrenince tansiyonum düştü ağlamaya başladım. Şehirdeki daha donanımlı bir hastaneye sevk yapıldı, bu kadar küçük bir bebek risk demekti ve bu riski de belli ki almak istememişti. 29 haftalık bir hamile olarak hiçbir şeyi almamıştım. Battaniyesi bile yok, geceliğim yok, kıyafetim yok, bebek çantası yok..

Yeni hastanede en fazla 24 saat durdurabileceklerini ama 48 saat durursa daha iyi olacağı söylendi. Geçen ve doğumun ertelendiği her dakikaya şükrediyordum. Peki ne kadar mı ötelendi doğum? Tam 840 saat. Yani 35 gün!

Mucizelerin en büyüğü...

Belki 1-2 saate doğum olur diye beklenirken tam 35 gün hastanede kıpırdamadan yatarak doğum ertelenmişti. Bazen ağrılar oldu, uzun süre yatmaktan bel ağrısı ama en zoru tam 35 gün hiç yürümediğim için yürüme zorluğu ve bacaklarda güçsüzlük... 

Küçük mucizemiz 34+5 günlükken dünyaya gelmişti ama bize ilk günden yoğun bakım gözükmüştü. Akciğerlerinde sıkıntı nedeniyle küvözde kalacaktık... Ama prematüre bebek yoğun bakımda ne yapar, annesini ne kadar görür , babasını görür mü, kıyafetleri, maması, emmesi, bakımı, büyümesi, rutin kontrolleri, olmazsa olmaz muayeneler işte bunları hiç bilmiyordum. Zamanla öğrenecektim tüm bunları.

Her hastanede uygulama farklı olmakla birlikte bizim kaldığımız hastanede baba tüm bu süreçte sadece bir kez görebiliyordu. Anne ise 3 saatte bir beslenme saatlerinde 15 dk yanında kalabiliyordu. Oğlum ilk günler solunum sıkıntısı olduğundan dolayı kucağıma bile verilmedi.. Sütüm ise 5 cc bazen 10 cc. Temasımız olmadığı için elimdeki tek fotoğrafına saatlerce bakarak sütün artması için dua ederdim. İlk fotoğraftan sonra doktorumuz flash kapalı bile olsa fotoğraf çekmemizi yasaklamıştı. Yanına giderken takı takmam ve saat takmam da yasaktı. Her yoğun bakıma girişte, tüm vücudu dezenfekte etmek zorunda oluyorduk. Hatta o dezenfekteleri yoğun kullanmaktan ve dahası yaşadığım olağan dışı üzüntüden ellerimde egzama oldu.

Dermatolog stres dedi ve modern ve alternatif  tıp yetersiz kalacaktı bu egzamalara. Ellerinde açılan sayısız damar yolu izleri ise ömürboyu kalacaktı. Şimdilerde izlerine bakıp "bunlar ne zaman geçecek" dese de bu izler hiç geçmeyecekti. Sabah erken saatlerde gittiğinizde gece ağırlaştı, film çektirdik gece ateşlendi gibi kötü haberler verilecekti. Ama gün gelip artık servise çıkacaksınız dediklerinde tüm hemşireler ve hasta bakıcılarla bayram havasında kutlayacaktık bu haberi. Çünkü servisten bir sonraki adım taburcu olmaktı. Servise çıktığımız gün çarşaf içinde onu üst kata taşırken heyecandan da dizlerim titreyecekti. Ben giydiremem deyip hasta bakıcıdan ilk kıyafetlerini hasta bakıcıdan giydirmesini isteyecektim . Her bez değiştirdiğimde idrarını ve kakasını hassas tartı ile tartacak verdiğim her sütü cc ile doktor kontrolünde içirecektim. Antikolik biberonlar kullanacak. Prematürler için olan kısıtlı kıyafet imkanından dolayı aynı kıyafetten hep 3 adet alacaktık. Öyle çok üşüyeceği ve ilk aylar hiç ısınmayacağı için iki battaniye içinde saracaktık. Banyoyu yatak odasında yaptırsam da havluya sarılınca tir tir titreyecekti.

Zor günler başlayacak, kariyere ara verilecekti. Maddi olarak ne kadar yıprandıysak manevi olarak da yıpranacaktım. Aylarca hiç gülmeyecektim. Ama korkma bu günler geçer diyenlere inanmasamda zamanla öğrenecektim ki evet bu günler geçiyormuş. Tüm akranlarını yakalacak, o zayıflığından eser kalmayacak, hastaneye rutin gelişim takipleri dışında gidilmeyecekti.. Korkma hepsi bitecekti. Prematüre bebeklerin güçlü olduğu mücadeleci olduğu hiç unutulmayacaktı.

#prematüregünlüğü


kişi tarafından beğenildi      4622 kez okundu
  • Yorumlar(2)
  • Ayşe Nur Aktürk Karayel

    18.10.2017 17:51

    Teşekkür ederim Müge hanım, hepsine sağlıklı mutlu ömürler dilerim.

    Müge Cayar

    18.10.2017 12:23

    Okurken tüylerim diken diken oldu. Okadar icten yazmışsınız ki...4 aylık bir oğlum var. 35 haftalık doğdu. 5 gün küvözde kaldı. Cok zor gercekten ama geçiyor. Hele gülmeye başlayınca unutuluyor. Biz sizin kadar zorluk yasamasakta en ufak bir benzer yaşanmışlik gözleri doldurmaya yetiyor. Allah bebeğinize sağlıkla büyütmeyi nasip etsin...

 

 

Facebook Twitter Google+ Pinterest Share
Facebook Twitter Google+ Pinterest Share