Öncelikle, heyecanımı paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Aslında içimde hep gizli olan, dillendiremediğim, yüksek sesle söyleyemediğim hayalim gerçekleşti, kitabım çıktı ve şimdi şaşkın şaşkın bakıyorum kendisine. Birçok kadına dokunacağıma inanıyorum. Çünkü aslında büyük kısmı her evde yaşananları yazdım. Yaşanan ama çok da anlatılmayan… 

Ne kadar çok “o ne der, bu ne der” diyoruz değil mi? Kendimizi bazen “hayatı başkalarına göre yaşarken” buluyoruz. Uzun zamandır blog yazıyorum. Birçok siteye, gazeteye yazıyorum. Normalde aklıma geleni yazarım da işte frenlemişim ki kendimi, kitap bambaşka çıktı. O frenden eser yoktu bilgisayarın başına oturduğumda.

1998’de başladığım gazetecilik ile o yıldan bu yana yazarak para kazanan, mesleği yazmak olan biri olarak Haziran ayında Destek Yayınları’ndan teklif geldiğinde haliyle havalara uçtum. Hemen de bir hız yazmaya başladım. Blogdan farklı konuları ele almaya çalıştım. Yaptığım tüm delilikleri de yazdım, düşükten sonra yaşadığım endişeyi de, karı koca ilişkimizdeki tökezlemeleri de, lohusayken mantığımı hormonlarıma kaptırmamı da… Bazı yerler bence gerçekten komik. Hani, okurken güleceğinize eminim. Ya “aaa işte ben” diyeceksiniz ya da “aaa böyleleri de varmış” çıkacak ağzınızdan.

Gelelim yazmaktan neden keyif aldığıma… Çünkü ben yaptığım deliliği anlatmazsam, sen anlatmazsan, o anlatmazsa, aynısını yaşayan biri kendini yalnız hissetmeyecek mi? “Düşük yaptım” demesem, belki bir başkası saklamaya devam edecek. Hamile kalmak için çok uğraştım demesem, belki birileri kendinde hep bir sorun arayacak. Doğumdan sonra karı koca ilişkimize bomba atılmış gibi oldu demesem, belki herkes tek kavga eden kendileri zannedecek. Bebeğim uyurken nefesini kontrol ettiğimi yazmasam belki yine başka anne tek kendi yapıyor zannedecek. 

Bu yüzden yazmak gerek. Bu yüzden paylaşmak gerek. Her zaman da devam edeceğim. Çekinmeden. Sürekli eleştirilme kaygısı taşımadan.

Kitabı bence seveceksiniz, çünkü siz de yazacaksınız. Size özel sayfalar da var. İstiyorum ki orada yazın, o cümleleri tamamlayın sonra paylaşın beni etiketleyerek, e-posta gönderin. Oh bir bakalım ki hepimiz aynı yoldan geçmişiz.

Çünkü bu kitapta…

Sen varsın, ben varım, bir de hormonlarımız var...

Hormon denen illetin bir kadını nasıl ele geçirebildiğini okuyunca, fantastik film izlemekten vazgeçeceksiniz çünkü gerçekler çok daha inanılmaz...

Kocanızı “ayaklı çocuk yapıcı” olarak gördünüz mü hiç?

Hamileyken biri koltuğa sert oturdu diye bebeğinizin zarar göreceğinden korktunuz mu?

Lohusayken her kapı çaldığında misafir gelecek korkusuyla yerinizden fırladınız mı?

Büyük konuştuğunuz her şeyi yapıp bir de kendinizi haklı çıkardınız mı?

“Sütün geliyor mu?” diye soran insanları gerçekten sevdiniz mi?

Çocuğunuzu aylarca içme suyuyla yıkadınız mı?

Bebeğinizin banyosunu ısıtırken evi yaktınız mı?

Çocuk başını çarptı diye gidip aynı yere kafa attınız mı?

Doktorun çocuğunuz için verdiği ilaçlara gurmelik yaptınız mı?

Oyun hamuru yediğimi de belirtmem gerek. 😊 Oooo, daha neler var da, burada yazmayayım. Çünkü hepsi kitapta. O zaman, sizin kitapla ilgili yorumlarınızda görüşmek üzere. Dediğim gibi e-posta ve beni etiketlediğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı merakla bekliyorum. Heyecanıma ortak olduğunuz için tekrar çok teşekkür ederim.

Darısı, isteyen herkesin başına…